Yazar: Ubeydullah Öz

  • İlginç Bir Yarış

    Youtube platformunda sayısız maceraya atılıp ilginç, gereksiz bazen de pek keyifli videolar hazırladım ancak; hep bir kararsızlık ve geri adım atma halindeydim. Yüzlerce video ürettiğim kanalları gözümü kırpmadan, yedeklemeden sildim. Sildim silmesine ama hep yeniden bir şeyler üretmek, bir şeyler paylaşmak arayışında oldum. Kapattıklarımın ardından kısa bir süre sonra yeniden ve yeniden başladım.

    Kapatmaya yıllardır kıyamadığım, bir sığınak olarak gördüğüm, adamkarga adlı youtube kanalıma zaman zaman içerikler üreterek hevesimi alıyordum. Bazen artık devamlı olacağım, şunları yapacağım diye defter sayfalarını notlarla doldursam da devamlılığı sağlayamadım.

    İçimdeki bu kararsız hissin temelinde üniversitede tattığım sahnede olmak duygusu yatıyor. Yüz ellinin üzerinde oynadığım tiyatro oyunları ve az sayıda da olsa yaptığım radyo programları, katıldığım şiir dinletileri bir şekilde söylemek, anlatmak konusunda bir bağımlılık oluşturdu bende. Bu hissi youtube ile doyurmaya çalışsam da bir noktadan sonra ne anlatacağım sorusuna cevap bulamayıp pes ediyorum.

    Peki nedir bu yarış?

    Çeşitli youtube maceralarım bana güzel dostlar kazandırdı. Bu dostluklar en büyük kazancım youtube adına. İki bin on yedi yılında açtığım Yenik Pehlivan adındaki bir youtube kanalı vesilesi ile Abdurrahman Bozdoğan ile tanıştım. O da benim gibi öğretmendi ve oyun videoları çektiği bir youtube kanalı vardı. Muhabbeti güzel insandı ve bugüne kadar dostluğumuz devam etti. Geçtiğimiz günlerde beş yıllık tanışlığın ardından ilk kez yüz yüze geldik ailecek. Sanki hep bir aradaymışız hissiyle güzel günler geçirdik.

    Onunla yıllardır muhabbetimiz dönüp dolaşıp youtube üzerine gelir. Bu birliktelikte de aynısı oldu. Son günümüzde Abdurrahman ortaya bir fikir attı. İkimiz de yıllardır bir türlü cüret edemediğimiz işe besmele çekecek, gönlümüzce ve kaygısızca içerikler üreteceğimiz sıfırdan kanallar açacaktık. Haftada en az bir içerik üretmek şart olacak ve altı ayın sonunda dakika bazında en fazla izlenen kazanacaktı.

    İyi güzel hoş da, ne anlatacağım, dedim insanlara. En büyük sorum, problemim buydu benim zaten daha en başından beri. Sonra blogu ve hayatımı düşündüm. Bloga içerik üretir gibi, ilgi alanlarıma ve hayatıma dair, kafama ne eserse kaygısızca paylaşabilirdim. Her seferinde aynı hisle yola çıkıyor olsam da ortada bir yarış olması ve yenilmesi zor bir adama rakip olmak heyecanlı olacaktı. Kabul ettim.

    Rakibim Abdurrahman’ın zorlu olma sebebi, bir zamanlar yaklaşık yüz binlik bir kanala sahip olması ve kitlesinin bir şekilde onu yine bulabilme ihtimali ve çok azimli olması. Benim için böyle bir kitle ve onun azmine yakın bir azim hayalden bile uzakta. Yine de bu yarışın içinde olmak istedim ve şu vakte kadar üç video ile aralıksız içerik paylaşmaya başladım. Bunlardan birisi geçtiğimiz hafta geçirdiğim kovid-19 üzerine olsa da bir şeyler paylaşabilmiş olduğum için mutluydum.

    Neden böyle bir kanal var?

    Kanalın ilk videosunu o gün yine youtube vesilesi ile tanışıp yedi yıl sonra ilk kez yüz yüze geldiğimiz Erdem ile çektik. Harika bir insan Erdem ve sanki öz kardeşim gibiydi. Videonun hem başrolü oldu hem de montajını yapıp kapağını hazırladı. Harika bir hatıra oldu bizim için.

    Yarışı kazanma ihtimalim!

    Yok gibi bir şey maalesef. Çünkü Abdurrahman kafaya koymuş, her güne bir video paylaşacak vlog tadında. Benimse böyle bir şeye aklım ermiyor şuan. Zaman geçtikçe alışır ve daha fazla içerik üretebilir miyim, bilemiyorum ama en azından haftada bir keyifli içerikler paylaşabileceğimi umuyorum. Ayrıca ara ara farklı kısa videolar da paylaşacağım. Umarım kazanamasam bile çok geride kalmam. Bir ihtimal ki neden olmasın, belki de kazanan taraf olurum her şeye rağmen 🙂

  • Beterin Beteri Varmış

    Nisan ayından belki de mart ayının sonlarından beri bel fıtığı nedeniyle tarifsiz sıkıntılar yaşıyordum. Hayatımda yaşadığım en ağır sancılar değildi. Sekiz yıl önce ameliyat olana kadar geçirdiğim varikosel sancılarının çok daha hayat karartıcı olduğunu hatırlıyorum. Fakat anbean hayatıma etki eden bir sıkıntı değildi varikosel. Bel fıtığı ise aylardır eskisi gibi oturamama, günümün ağrısız geçmemesine, daha oturuşumun beşinci dakikasında ağrılara sebep oluyor. Biraz ısrar etmeme gerek bile kalmadan sol bacağımın ağrısı ve topuğumun yangını da cabası. Sonuç ameliyat mı olacak bilemiyorum. Zamanında sağlığıma dikkat etmememin sıkıntısını hep çeksem de akıllanmamakta ısrarcıyım. Bu aralar günüm hep bu ağrılarla geçiyor ve ağrısız bir anım olmuyor. Bu nedenle iş hayatım ve günlük yaşamım oldukça sıkıntılı geçiyor. Sevgili eşim Melek, etrafımda pervane.. Allah yardımcısı olsun…

    Fakat yazının başlığına sebep olan beterin beteri maalesef aylardır yaşam kalitemi zedeleyen bel fıtığı değil. Dün bir diş ameliyatı geçirdim. Daha önce kanal tedavisi uygulanmış bir dişimin düşen dolgusu, kırılması ve çürümeye yüz tutması nedeniyle implant yapılması gerekiyordu. Bu nedenle gittiğim diş hastanesinde çekilen röntgen sonucu on bir çürük diş daha tespit edildi ve zamanla onlar da dolgu yapılacak. Evet, sağlığıma her kulvarda önem vermemek konusunda mahirim. İmplant önce otuz altı numaralı olduğunu öğrendiğim dişimden geri kalanın çekilmesi gerekiyordu. Uzun sürmeyeceği düşünülerek başlanan işlemden önce (bel fıtığı sağ olsun uyarı veriyor, kalkıp on dakika ara verdim yazıya) tansiyonumun diş çekiminde düşmemesi için -aç gelmiştim- hekim hanımın uyarısı ile bir meyve suyu içmem gerekti. Sonrasında zor mücadele başladı.

    Normal şartlarda dişim inat etmeyip çıkıp gelseydi şuan atılan dikişlere ve dün akşam ameliyat sonrası uyuşukluk geçince başlayan tarifsiz acıya gerek kalmayacaktı. Saat üçte başlayan işlem, dört elli gibi son buldu. Ameliyat süreci boyunca çeşitli aletlerle kan ter içinde kırılmaya, çıkarılmaya çalışılan dişime uygulanan her bir işlemi hissettim. Şuan bile zihnimde anbean canlanıyor tüm sancılar. Hekim hanım ve yardımcısına büyük bir eziyet çektirmiş gibi hissettiğimden özürler dileyerek ayrıldım hastaneden.

    Fakat akşam olup da çenemden kaş hizama ve boğazıma doğru başlayan tarifsiz ve aşırı şiddetli acılar başlayınca kendimden geçtim. Bana ait olmayan bir sesle hüngür hüngür ağladım. Gerilmekten, çekilmekten hasar alan dudağım yapışmış olarak uyandım sabaha. Ağrı kesicilere rağmen hala hissediyorum ağrıyı. Ağzımı doğru düzgün açamıyorum ve ağrıdan başka bir şey düşünemiyorum. Bu yazıyı da biraz zaman geçmesi adına yazıyorum.

  • Yaz Tatili Kitap Önerileri: Seviye ve Türe Göre

    Yaz tatilinde hangi kitapları okuyacağınıza henüz karar vermediniz mi? Bizde farklı türlere ve seviyelere uygun bir kitap önerileri listesi hazırladık. Bu kitap önerileri arasından kendinize en uygun kitapları bulabilirsiniz.

    Şimdiden keyifli okumalar!

    Kitap Okumayı Sevdirecek Edebiyat Kitapları (Başlangıç Seviyesi)

    Gece Yarısı Kütüphanesi

    2020 yılının en iyi romanı olarak seçilen ve 40 dile çevrilerek milyonlarca okura ulaşan Gece Yarısı Kütüphanesi, yaşayamadığımız hayatlar için üzülmek üzerine elimizdekilerle yetinmenin önemini vurguluyor. Gece Yarısı Kütüphanesi Nora’nın pişmanlıklar, olasılıklar ve yeniden seçim yapma olasılığı arasındaki yolculuğunu konu alıyor.

    Satranç

    Satranç kitabı, tesadüf sonucu eline geçirdiği satranç kitabıyla oyunun tüm inceliklerini öğrenen ve bu tutkusu nedeniyle beyin hummasına yakalanan Dr. B.’nin öyküsünü anlatıyor. Stefan Zweig’ın dünyaya veda ettiği Satranç, gerilimli kurgusu ve kahramanın ruhsal yapısının başarılı işlendiği dokusuyla kısa ancak etkileyici bir yapıttır.

    İçimizdeki Şeytan

    Sabahattin Ali’nin en çok okunan kitaplarından İçimizdeki Şeytan, kendini sevmeyi öğrenememiş Ömer ile birey olma çabası içindeki Macide arasındaki aşkı konu alıyor. Derin düşüncelere sevk eden ve bir yandan da romantizmin doruklarına çıkaran eser, muazzam betimlemeleriyle yazarın ustalığını bir kez daha kanıtlıyor.

    Kendinizi ve Dünyayı Anlamanıza Yardımcı Olacak Psikoloji ve Felsefe Kitapları (Orta Seviye)

    Sofie’nin Dünyası

    Felsefe öğretmeni olan Jostein Gaarder, bu kitabında felsefe tarihini başlangıcından günümüze kadar akıcı bir dille aktarırken felsefi düşüncenin ne olduğuna ve insan için gerekliliğine de değiniyor. Yayımlandığı ilk günden itibaren tüm dünyada çok satan kitaplar arasında yer alan Sofie’nin Dünyası, herkesin anlayabileceği üslubuyla felsefeye yeni bir bakış açısı kazandırıyor.

    Yabancı

    Albert Camus ilk ve çok ses getiren Yabancı kitabında bir Arap’ı öldüren fakat bu suçtan çok gerçek duygularını dile getirdiği ve toplumun istediği kalıba girmeye reddettiği için dışlanan bir ‘’yabancı’’ aracılığıyla 20. yüzyıl insanının içine düştüğü yabancılaşma durumunu ele almıştır. Yazar, genç kahramanın kendine ve topluma yabancılaşmasını, her şeye nesnel olarak yaklaşmasını büyük bir ustalıkla işlemiştir.

    Nietzsche Ağladığında

    19. yüzyılın sonlarında geçen ve Nietzsche, Freud, Breuer gibi tarihe damga vuran düşünür ve yazarların yer aldığı bu romanı, psikanalize ilgi duyan herkes okumak isteyecektir. Tüm dünyada büyük yankı uyandıran Nietzsche Ağladığında, eserleriyle psikanalizin oluşumuna katkı sağlayan Nietzsche’nin kişisel sorunlarına odaklanıyor. Felsefe ve edebi yönden okuru doyuracak bir eser.

    İyi Hissettirecek Kitaplar (Başlangıç ve Orta Seviye)

    Anne Beni İyileştir

    Barış Muslu Anne Beni İyileştir kitabında hayata karşı bakış açısını ve evrenle ilgili algısını tamamen değiştiren yepyeni bir bilgiyi okurlarına aktarıyor. Yaşanan gelişmelerle NeuroFormat sisteminin çocuklar üzerinde de etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Hasta çocukların şifası annelerinde olabilir. Anne Beni İyileştir kitabıyla bakış açınızı değiştirebilir ve çocuğunuzu iyileştirebilirsiniz.

    Zihin Tuzakları

    Serhat Yabancı, Zihin Tuzakları kitabında kişinin kendi kazdığı kuyulara nasıl düştüğünü ve bu kuyulardan nasıl çıkacağını anlatıyor. İnsanın yaşadığı duygusal açmazları ele alan kitap, okurlarına mutlu olmanın reçetesini veriyor. 

    İnsan Olmak

    Engin Geçtan İnsan Olmak kitabında günlük hayatta herkesin karşılaştığı sorunlara tüm detaylarıyla yer vermiştir. İnsanın ikilemini konu alan kitabı okuyarak kendinizle, diğer kişilerle ve hayatla yüzleşme fırsatı yakalayabilirsiniz. İnsan ve İnsan olmayı başarılı bir şekilde ele alan İnsan Olmak kitabı, nitelikli derslerle ve altı çizilecek pek çok bilgiyle dolu.

    Ufkunuzu Açacak Kitaplar (İleri Seviye)

    Hayvanlara Tanrılara: Sapiens

    Başlangıcından günümüze insanın tarihsel yolculuğunu konu alan kitap, insan ve insanlık tarihine dair çarpıcı fikirler sunuyor. Anlaşılır ve akıcı bir dille kaleme alınan Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens kitabı, meraklılarını kucaklamaya devam ediyor.

    Cesur Yeni Dünya

    İnsanlığa yapılan ağır bir eleştiri niteliği taşıyan kitap, insani duyguların yok edildiği ve her şeyin kontrol altında tutulduğu bir dünya düzenini konu alıyor. Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya kitabı, en iyi bilim kurgu kitapları arasında yer alıyor.

    Zihnin Geleceği

    Bir zamanlar yalnızca bilim kurgunun ilgi alanına giren konulara bilimsel çerçevelerden bakan Zihnin Geleceği kitabı, evrendeki en büyüleyici ve karmaşık yapı olan insan beyni üzerine yapılan bilimsel çalışmaları ortaya koyuyor. Zihin kontrolü, telepati, rüyaların kaydedilmesi gibi konularda dünyanın önde gelen laboratuvarlarında yapılan araştırmaları ve şaşırtıcı sonuçları sunuyor.

    bu bir işbirliği yazısıdır.

  • İki Kısa Öykü*

    *Bu öykü Serazat Edebiyat Dergisi’nin Tummuz-Ağustos 2022 tarihli 1. sayısında yayımlanmıştır.

    Enfa

    Cadde yıldızsız geceye inat sokak lambalarıyla aydındı. Eski bir askeri binanın önünde oturmuşlar ve şiir söylüyorlardı sessizce. Biri taşın soğuğunu iliklerinde hissederek kulağında çınlayan anne nasihatine boyun eğdi, kalktı ansızın. Diğeri onun kalkışına şiirle eşlik etti. Ardlarındaki tozları şiirle silktiler. Biri caddede akan insan selinin rabarbasını yırtan haykırışıyla devam etti şiire:

    “Şiirimiz erkek emzirir abiler…” **

    Öbürü, dönüp şaşkın gözlerle bakan kalabalığa aldırmadan elini diğerinin omzuna atarak eşlik etti:

    “Şiirimiz mor külhanidir abiler…” **

    Kalabalıktan talip çıkmadı şiire. Kendi dünyalarında yollarına devam ettiler. İki arkadaş bir vücut arşınladılar caddeyi, bir şiir bitti, diğeri başladı. Seslerini alçaltmadan söylemeye devam ettiler. Bir çay ocağının önünde sustular, ellerini omuzlarından çekip ceplerini yokladılar. Çıkan kuruşlukları bir bir saydılar, iki çay bir simite denk gelen meblağ ile tebessümleri arttı. İki tabure çekip oturdular, çay söylediler, simit bölüştüler ve sustular. Suskunluk da şiir söylemek kadar yakışıyordu onlara.

    ** Ece Ayhan

    Evin Yolu

    Yurttan evci izni alıp kirlilerimle dolu çantayı sırtlandığımda henüz evin yolunu bilmiyordum. Babamın telefonda tarif ettiği kadarıyla az çok aşina olduğum mahallenin sokaklarında yeni evimizi aradım yorgun argın. Kafam biraz karışık: Ne ara kovulduk ve ne ara taşındık bu yeni eve. Aslında alıştığım bi’ şey habire kovulmak ya da sebebi ne olursa olsun yeni bir eve taşınmak. Ama ilk kez ben evden uzakken gerçekleşmişti bu olay.

    Ev, diğer binaların arasından sıyrılacak bir tarife sahipti.

    Evi bulmak çok zor olmadı. Zili çaldığımda binaya girdiğimi gören ev sahibinin ikinci eşi olan hanımefendi hızlı adımlarla merdivenlerden inip kapı girişinde annemle birlikte karşıladı beni.

    – Bu kim?
    – Büyük oğlum.
    – Hani altı kişiydi aileniz! Ne kadar da yalancı insanlarsınız. Biz de güvenip evimizi kiralıyoruz size! Yazıklar olsun!

    Kadının sözlerine mi, yüzündeki ilginç aşağılama ifadesine mi yoksa annemin cevabına mı şaşıracağımı bilemez bir halde girdim içeri. Kapının karşısındaki odada serili mindere uzandım. Yorgun ve kirliyim. Banyo nerede acaba?

    – Şey, uzun süredir yurtta kaldığı için unutmuşuz. Yalandan değil cidden aklımıza gelmemiş siz sorduğunuzda.

  • Kaligrafi Sanatı: Yeni Bir Hobi Öğrenin

    Yeni bir şey öğrenmek veya yeni bir hobi öğrenmek için asla geç değildir. İleri teknolojinin hayatımızı ele geçirmesiyle birlikte, yavaş ama kesin olarak bizim için gerçekten önemli olan şeyi gözden kaçırıyoruz. Yeni şeyler öğrenerek bilişsel yeteneklerimizi geliştirmek. Ama sonra soru ortaya çıkıyor, ne öğrenmeliyiz ve nasıl öğrenmeliyiz?

    Bu soruyu yanıtlamak için temellerimize geri dönelim. Yeni bir şey öğrenmenin en iyi yolu okumak ve yazmaktır ve fark ettiyseniz; defterler ve planlayıcılar kitapçılarda satılan en sevilen ürünler arasında yer alıyor ve hat atölyeleri de yeni bir şeyler öğrenmek isteyenlerin ilgisini çekiyor. Bu, hat sanatının ilköğretimin temel unsurlarından biri olduğuna dair yaygın kanıyı ortadan kaldırıyor.

    Ama neden hat sanatı? Çünkü insanlar olarak, bu dünyayı anlamlandırmaya başladığımız günden beri yazıyoruz; yazma eylemi, ister hat ister el yazısı olsun, birçok avantaj sunar. Bu yazımızda hat sanatı ile birlikte öğrenmenin faydalarından bahsedeceğiz. Hadi inceleyelim!

    Odaklanmanızı Arttırmanın Bir Yolu

    Kaligrafi öğrenmeye başlar başlamaz, hat sanatının tedavi edici ve rahatlatıcı olduğunu göreceksiniz. Bu, üstesinden geldiğiniz herhangi bir göreve zihinsel odaklanmanızı artırmanıza neden olur. Bunun nedeni, kaligrafi öğrenmek için elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığınızda, daha fazla odaklanmanıza yardımcı olur. Kaligrafi alıştırma sayfalarınızdaki her vuruşta, vücudunuzu rahatlattığını ve zihninizi rahatlattığını göreceksiniz.

    Ne kadar çok pratik yaparsanız, zihniniz hayatınızın önemsiz sorunlarını unutmaya başlar. Bu nedenle, zihninizi rahatlatmak ve sizi herhangi bir zihinsel stresten kurtarmak için harika bir aktivite haline getirir.

    Motor Becerilerinizi Geliştirmeye Yardımcı Olur ve Zihinsel Rezervlerinizi Genişletir

    Kaligrafi öğrenirken, mektubun her vuruşunu mümkün olduğunca mükemmel bir şekilde oluşturmak için kalemin nasıl kullanılacağına özel bir vurgu yapmanız gerekir. Bu, serebral korteksinizin bir parçası olan beyninizin motor alanlarını, bazal gangliyonları ve serebellumu harekete geçirir. Aynı zamanda beyninizin diğer önemli kısımlarını da harekete geçirir.

    Birçok araştırma, çocukların bir sözcüğü elle yazarken bir sözcüğün yazılışını çok daha hızlı öğrendiklerini göstermiştir. Bu nedenle, hat ve el yazısı öğrenmenin motor becerilerinizi geliştirmenin ve hafıza rezervlerinizi artırmanın önemli bir parçası olduğu artık iyi bilinen bir gerçektir.

    Kaligrafi Öğrenmek İçin Bir Servet Harcamanıza Gerek Yok

    Yeni bir şey öğrenmeye çalışırken akla gelen ilk düşünce – ne kadar para harcamam gerekiyor? Bununla birlikte, hat sanatı söz konusu olduğunda, başka hiçbir beceri öğrenimi bu kadar ucuz olamaz. Kaligrafi alıştırması yapmak için bir kalem, uç, mürekkep ve hat alıştırma sayfalarına ihtiyacınız olacak. Basitçe söylemek gerekirse, başka hiçbir beceri öğrenimi kaligrafi kadar ekonomik ve faydalı olamaz.

    Hayatta yeni şeyler öğrenmek, yaşam kalitenizi büyük ölçüde artırabilir ve her hobi pahalı bir iş olmak zorunda değildir. Bununla birlikte, hat sanatı ile hafızanızı ve bilişsel becerilerinizi geliştirebilirsiniz.

    bu yazı, ismini vermek istemeyen bir misafir yazar tarafından kaleme alınmıştır.

    öne çıkarılan görsel 11.07.2022 erişim tarihli telif bildirimi: Photo by Diana Schröder-Bode on Unsplash

  • Cyrano de Bergerac Kitabı, Oyunları, Sineması ve Osmanlı’da Yasaklanışı Üzerine

    Fransız şair ve oyun yazarı Edmond Rostand’ın kaleme aldığı tiyatro eseri Olan Cyrano de Bergerac, kılıç kullanmakta ve yiğitlikte usta olduğu kadar şiir söylemekte de mahir olan bir silahşorün öyküsüdür. Tam adı Sevinien Cyrano de Bergerac, 17. yüzyılda Paris’te yaşamış bir Fransız şair ve oyun yazarı olan silahşordur. Edmond Rostand, bu eseri 1987 yılında Cyrano de Bergerac’ın gerçek yaşamından hareketle kaleme alır ve ününe ün katar. Çalkantılı bir hayatı olan yazarımız, her şeye rağmen ses getiren eserler vermeye devam eder.

    Cyrano de Bergerac kitabı konusu

    Burnunun iriliği nedeniyle kendini çirkin kabul eden Cyrano, aşık olduğu kuzini Roxane’a asla açılamaz. Yüz adama bedel bir güce sahip olsa da gönlüne derman olamaz Cyrano. Talih bu ki Roxane, yine Cyrano’nun birliğindeki bir başka silahşora aşıktır. Cyrano, gönlüne tercüman olan tüm şairane dizelerini Roxane’ın aşık olduğu yakışıklı silahşor üzerinden dile getirir.

    Cyrano de Bergerac tiyatrosu

    Eser yayınlandığı günden bu güne birçok kez tiyatro sahnelerinde oynanır ve büyük beğeni toplar. Eserin İstanbul Şehir Tiyatrosu tarafından sahneye alınan oyununu eşim Melek pek seviyordu ve şarkılarını bıkmadan dinliyordu. Hatta bu konuda yazdığı pek keyifli ve detaylı yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

    Cyrano de Bergerac sinema filmleri

    Cyrano de Bergerac’ın sinema macerası 1900 yılında başlıyor. Fakat bu ilk yapım sadece iki dakikalık bir eser iken 1925 yılında Fransız-İtalyan ortak yapımı olan ikinci film ilk uzun metrajlı serüveni başlatıyor. Orjinal metni ile on kez filme alınan kitabtan uyarlanan bi’ hayli dizi ve film de mevcut.

    Benim en çok ilgimi çeken ise 1990 yılında çekilen, başrolünde Oburix rolüyle tanıyıp sevdiğim Gérard Depardieu olan ve hatta seslendirmesi Rüştü Asyalı tarafından yapıldığı için sahnelerini sık sık izlesem de tamamını bir türlü izlemediğim harika bir filmdi.

    Cyrano (2021) filmi hakkında

    Bu yıl Cyrano adıyla yepyeni bir film daha vizyona giriyor. Başrolde meşhur oyuncu Peter Dinklage‘in olduğu 2021 yapımı bir müzikal romantik drama filmi. Film kitabımıza dayanan bir müzikalden uyarlanacak. Fakat asıl hikâyede Cyrano’nun bam teli olan çirkinliğinin ve aşkını gizlemek zorunda hissetmesinin kaynağı burnu iken filmde kısa boylu olması olarak değiştirilmiş. Belki de filmin uyarlandığı müzikalde de böyledir, bilemiyorum.

    Cyrano de Bergerac’ın Osmanlı’da yasaklanması

    II. Abdulhamit döneminde 1877-1908 yılları arasında uygulanan istibdat dönemindeki sansürlerden Cyrano de Bergerac da payına düşeni almıştır. Dönemin meşhur dergilerinde II. Abdulhamit’in büyük burnu vurgulanarak yapılan çizimler olduğu görülür. Yazar Cevdet Kudret‘in bu konuda bir ifadesi mevcut fakat kaynağına rastlayamamış olsam da paylaşmak istedim: 1901’de Türkiye’ye gelen bir Fransız kumpanyasının oynamak istediği Cyrano de Bergerac oyunu, Cyrano’nun büyük bir burunu olduğu, oyunda burun üzerine ünlü bir tirad bulunduğu için yasaklanmıştı.

    Fatmagül Demirel, II. Abdulhamit Döneminde Sansür kitabındaki Osmanlı Devletin’de Kitap Basımının Denetimi başlıklı makalesinde* Cyrano de Bergerac oyununun Hamlet ve Venedik Taciri oyunları ile birlikte sahnelenmesine izin verilmediği bilgisine paylaşır.

    Cyrano de Bergarac oyunu İstanbul Şehir Tiyatrolarında 1945-1946 sezonunda ilk kez sahnelenir ve 105 temsil ile rekor kırar.

  • Aamir Khan’ın En İyi Filmleri ve Son Filmi Laal Singh Chaddha Üzerine

    Hint sinemasına karşı hayranlığım ve izleme alışkanlığım son yıllarda oldukça azalmış ve yok olmaya yüz tutmuş olsa da hâlâ bazı isimlerin film çıkarmasını heyecanla bekliyorum. Aamir Khan, beklemesi en güzel isimlerden benim için. Onu herkes gibi 3 Idiots filmi ile tanımış olsam da izlediğim ilk Bollywood filmi bu değildi. Bir zamanlar didik ederek yüz elli iki film izlediğim Hint sinemasından bugün sadece Aamir Khan ve onun son filmi Laal Singh Chaddha’dan bahsedeceğim.

    En sevdiğim Aamir Khan filmleri

    Aamir Khan, Hint sinemasının en ünlü isimlerinden. Shahrukh Khan ve Aamir Khan’ın 2000 yılı sonrasında çektikleri tüm filmleri izlediğimi itiraf etmem gerekiyor. Hatta 2000 öncesi filmlerinden de birçoğunu izlemiştim. Bu durum ne kadar garip ya da doğal görünüyor sizler için bilemiyorum ama Aamir Khan filmleri arasında tekrar tekrar izlemeye doyamadıklarım var. İşte bu liste, tekrar tekrar izlediğim filmlerden oluşuyor:

    Rang de Basanti, Baharın Rengi, Onu Sarıya Boya

    2006 yılında çekilen filmde, İngiliz bir araştırmacı Hint kültürüne dair çekmek istediği bir belgesel için Hindistan’a gelir. Bir grup üniversite öğrencisi ile projesine adım atan araştırmacımız öğrencilerde aradığı ışığı bulamaz. Filmde kendi özüne, tarihine ve kültürüne yabancılaşan öğrencilerin, zamanla değişimine şahit oluyoruz. Beni müzikleriyle ve süreciyle çok etkileyen bir film olmuştur.

    Faana, Kayboluş

    Yine 2006 yılında çekilen bu film hakkında ne desem az kalır. Hikayesiyle, şarkılarıyla, görsel manzaralarıyla beni büyüleyen bir filmdi. Aamir Khan bu filmde başrolü Kajol ile paylaşıyor. Görme engelli Zooni ve ona aşık Rehan’ın eğlenceli başlayıp ağır bir dramla son bulan hikayelerini kesinlikle izlemelisiniz.

    Taare Zameen Par, Yerdeki Yıldızlar, Her Çocuk Özeldir

    2007 yılında çekilen bu filmi izlemeyen kalmamıştır sanırım. Öğretmenlerin, çocuk sahibi ailelerin ve hatta öğrencilerin ders olarak izlemesi gereken bir film Taare Zameen Par. Disleksi problemi yaşayan ve bu rahatsızlığına teşhis koyulmadığı için ailesi ve çevresi tarafından hor görülen Ishaan’ı, bırakıldığı yatılı okulda öğretmeni Ram Shankar keşfeder ve büyüleyici bir öğretmen-öğrenci ilişkisi başlar. Bu filmi kendi başıma defalarca izlememin yanında öğrencilerime izleteceğim diye sayısız kez sıkılmadan tekrar tekrar izledim.

    Three Idıots, Üç Aptal

    2009 yapımı filmde eğitim sisteminin içinde boğulan ve kendi hayallerinden koparılan öğrencilerle tanışıyoruz. Bu durumun sadece Hindistan eğitim sistemi için geçerli olmadığını da hüzünle ifade etmek gerek. Film, üç üniversite arkadaşının hayallerinin peşinde koşmak için karşılaştıkları zorlukları anlatıyor. Her şeye rağmen pozitif kalabilmek gerektiğini vurguluyor. Defalarca kez sıkılmadan izlediğim harika bir filmdi.

    PK, Peekay

    2014 yılında çekilen filmde, yolu dünyaya düşen ancak uzay gemisinin kumandasını kaybettiği için kendi gezegenine dönemeyen bir uzaylı ile tanışıyoruz. Onun sayesinde insanların dini inançlarının nasıl yozlaştığını, bazı sözde sin adamlarının din üzerinden insanları nasıl sömürdüğünü görüyoruz. Eğlenceli ve komik olmasının yanı sıra bir o kadar da düşündüren bir film Peekay.

    Dangal

    2016 yılında çekilen bu filmle Aamir Khan’ın ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu ve iyi bir film için neleri feda edip ne kadar gayret gösterebileceğine şahit oluyoruz. Gerçek bir yaşam hikayesinden yola çıkılan filmde Aamir Khan, eski bir güreşçiyi canlandırıyor. İki kızına güreş eğitimi vermesini ve kızlarının olimpiyatlara kadar uzanan serüvenini izliyoruz.

    Aamir Khan’ın Son Filmi Laal Singh Chaddha

    Yukarıda bahsetmediğim fakat birbirinden güzel filmleri var Aamir Khan’ın. En azından listede yer alan filmleri kesinlikle izlemelisiniz. 2018 yılında oynadığı Thugs Of Hindostan (Hindistan’ın Haydutları) filminin ardından suskunluğunu koruyan Aamir Khan, dört yıllık aranın ardından Laal Singh Chaddha filmi ile tekrar ortaya çıktı. Film 1994 yapımı Forrest Gump‘tan uyarlama. Çekimleri uzun süredir devam eden ve araya giren pandemi süreci ile vizyona girmesi yılan hikayesine dönen Laal Singh Chaddha için sabırsızlıkla gün sayıyorum.

    Laal Singh Chaddha filmini özel kılan bir diğer konu da çekimlerinin bir kısmının Türkiye’de yapılacağının açıklanmasıydı. Hatta Aamir Khan bizzat çekim yeri bakmaya Niğde’ye kadar gelmişti. Basında, Niğde’nin Çamardı ilçesindeki Demirkazık Dağında bir savaş sahnesinin çekileceği ve Aamir Khan’a ikram edilen Niğde Gazozunun haberleri yer almıştı. Fakat çekimin yapıldığına dair bir haber bulamadım. Emin olmamakla birlikte sanırım pandemi, bu kararın önüne geçti.

    Aamir Khan’ın son filmi Laal Singh Chaddha, 11 Ağustos 2022 tarihinde Hindistan sinemaları ile aynı anda ülkemizde de vizyona girecek. Birçok kez vizyon tarihi değişen film için açıklanan en güncel tarih ise bu.

    Zaten harika ve emsalsiz olan Forrest Gump filminin uyarlaması olması ve başrolde Aamir Khan’ın olması nedeniyle merakla ve heyecanla vizyon gününü bekleyecek ve ilk üç gününde izleyeceğim.


    Bolca film tavsiyesinde bulunduğum bir yazının sonuna geldik. Umarım filmlerden keyif alırsınız. Eminim aralarında izledikleriniz vardır. Sizin en sevdiğiniz Aamir Khan filmi hangisi? Yorumunda bunu ifade edebilirsin. Ayrıca izlediklerime dair yazdığım diğer yazılara da buradan ulaşabilirsin.