Yazar: Ubeydullah Öz

  • yorgunum

    yorgunum

    yorgunum. yetişecek çok iş var ve hepsi de yapmayı gönülden istediğim şeyler: bunlar için yeterli zamanım da var fakat sadece uzanmak, uyuklamak istiyorum. uyuklarken bile kanatlarım semada, her an başka bir heyecan peşinde. uzandığım yerden harika izler paylaşmak duasıyla..

  • dedemin kaşları

    dedemin kaşları

    dedemin kaşları gözleri üzerine dökülür ve ben ona benzemekten korkardım çocukken. büyüdüm, o ise yaşlandı; alzaymıra bağlı nokta noktalar nedeniyle vefat etti birkaç yıl önce. o vefat edince fark ettim tek tük uzayan kaşlarımı ama kaştan değil unutmaktan korkuyordum artık.

  • Pul Alışverişi

    Herkese yeniden merhaba!
    Söz verdiğim gibi, pul alışverişi ile detayları anlatmaya geldim. “Pul nedir?” derseniz sizi şu yazıya doğru alalım. Pul ile ilgili uğraşa filateli deniliyor. Pul koleksiyonu yapıyor veya ilgileniyorsanız da tebrikler, filatelistsiniz! PTT’nin pul satışını yaptığı site ise; www.filateli.gov.tr

    Türkiye’de pul alışverişi yapabildiğimiz tek bir adres PTT. Piyasada kullanılabilir tüm pulların basım ve dağıtım hakları PTT’ye ait. Her yıl belli süre aralıklarla ve farklı temalarla pul tasarlayıp piyasaya sürüyorlar. Bu program yıl başından tarih ve temalarıyla birlikte duyuruluyor. Buna pul emisyon programı deniliyor. 2019 pul emisyon programına şuradan ulaşabilirsiniz.

    Birkaç farklı pul çeşidi var. Resmi pul; devlet daireleri ve resmi yazışmalar sırasında kullanılıyor. Bu pul çeşidini yalnızca koleksiyon için alabilirsiniz. Biz kullanamıyoruz. Anma pulu ve anma bloku çeşitleri belli özel günlerde basılan pullardır. Bunları kartpostal, mektup ve posta gönderilerinde kullanabiliyoruz. Bu pul çeşidi belli dönemlerde satışa çıkıp sonra basımı olmayan pullar kategorisinde. Sürekli pullar ise adından anlaşılacağı gibi her zaman satışta olan ve kartpostal, posta, mektup gibi tüm gönderilerde kullanılabilen pul çeşididir. Son olarak yabancı ortak pullar var. Bunlar bazı ülkelerle olan ortak kutlama, kültür, spor gibi etkinlikler kapsamında çıkartılan ve aynı anda iki ülkede de kullanılabilir olan pullar. Bu pul çeşidini de kullanabiliyoruz çoğu gönderilerde. Fakat bazıları euro, yen gibi diğer ülkenin para biriminde olabiliyor. Satın alırken dikkat etmek lazım. Ya da iyisi mi siz bu çeşidi yalnızca koleksiyon için alın.

    Kısacası; anma pulu, anma bloku ve sürekli pul siparişi verip kullanabilirsiniz. Sipariş verirken dikkat etmeniz gereken şey; pullar görseldeki gibi bir adet olarak ya da görseldeki pullar eğer set ise bir set halinde gelecektir. Eğer tabaka halinde almak isterseniz (yani 50 kuruşluk tek puldan bir sayfa halinde) büyük ya da kırsal bölgelerdeki PTT şubelerine başvurmanız gerekiyor. Gişedeki görevliden ısrarla isteyiniz! Yoksa “Bizde pul yok.” deyip geri gönderiyorlar.

    Filateli’den sipariş verdiğinizde kargo ücreti ödemiyorsunuz. Sadece haftada iki gün kargo çıkarttıkları için biraz uzun sürede gelebiliyor.

    Sormak istediğiniz bir şey varsa yorum yapabilir ya da sosyal medya hesaplarımızdan bana ulaşabilirsiniz.

    Şimdilik benden bu kadar. Sevgiyle kalın.
    Happy Postcrossing!

    Melek

  • Pul nedir?

    Bu soruyu çok sık duyuyorum son zamanlarda. Özellikle de postane çalışanlarından. Ne çabuk unuttuk babalarımızın yaptığı pul koleksiyonlarını değil mi? Bi sorun akşam eve gelince. İlla ki saklamıştır bir yerlere.

    Pul; arkası zamklı, üzerinde bedeli mahiyetinde fiyatı yazan (mesela 2.30 tl, 10 kuruş), çeşitli görsel ve tasarımları olan (kuş, bitkiler, arabalar vb.), her türlü şekilde basılabilen (kare, yuvarlak, üçgen gibi.), küçük, değerli kağıtlardır. Posta gönderilerinin (mektup, zarf, kartpostal vb.) ücretini ödemek amacıyla üzerine yapıştırılır. Türkiye’de pul basma ve satma yetkisi yalnızca PTT’dedir. Resmi, sürekli, anma pulu gibi kullanım amacına göre çeşitlendirilmiştir. Satışı merkez postanelerden ve filateli.gov.tr ‘den yapılmaktadır. Pul ve posta koleksiyonu işine filateli, koleksiyonerlerine ise filatelist denir.

    Kısacası posta gönderiminde pul eşittir para demek. Peki pul olmazsa olmaz mı? Hem evet hem de hayır. Pulsuz kartpostalın ve mektubun pek bir manası kalmıyor. Özellikle de postcrossing -ki bu da başka bir yazının konusu- ile uğraşanlar çeşit çeşit, damgalı pullar için başlıyorlar bu hobiye. Bu yüzden çeşitlilik önemli. Olmazsa olmaz değil yine de. Sebebi de “makineden geçirme” diye bir seçeneğin daha olması. Diyelim ki pulunuz bitti ya da pul bulamadınız; postane gişesinden gönderi ücreti değerince makineden geçirip pul fiyatı kartpostalın boş kısmının üzerine basılıyor. Bu şekilde siz de ücretini ödeyip gönderimini sağlayabiliyorsunuz. Bu yolla gönderilen kartpostallar aşağıdaki gibi görünüyor.

    Pul çeşitleri ve alışverişi ile ilgili bir yazım daha olacak. Tek söyleyebileceğim şey; o zamana kadar resmi pullardan uzak durun!

    Şimdilik benden bu kadar. 
    Sevgiyle kalın, Happy Postcrossing!

    Melek (Karga’nın Hanımı)

  • Kartpostal Nedir, Nasıl Yazılır?

    Telefon, internet, bilgisayar gibi iletişim araçlarının olmadığı günlerde kartpostal, mektup ve telgraf ile haberleşme, görüşme sağlanıyordu. Aslında yakın bir geçmişe kadar bunu koruduk. Evinde 90’lı yılların başlarında gelmiş kartpostal olmayan pek yoktur sanıyorum. Askerden gönderilmiş ya da herhangi bir doğum günü tebriği gibi. Şimdilerde ise iletişim aracı değil. Türkiye’de yaklaşık on beş bin kişinin ilgilendiği bir hobi. Eskide kaldı zannedilse de hala hatırı sayılır bi kullanıcı kitlesi var bana göre.

    Hobi olmasının sebebi ise şu; şöyle bir düşünün bulunduğunuz ülkenin hiç gitmediğiniz bir şehrinden ya da gitmediğiniz/gidemediğiniz dünyanın farklı ülkelerinden, hiç tanımadığınız insanların el yazılarının ve kendi cümlelerinin olduğu, ilginç ve belki nadir bulunan pulların damgalarıyla beraber yer aldığı muhteşem görselli anılar biriktiriyorsunuz. Siz de aynı şekilde kartpostallar hazırlayıp dünyanın öteki ucuna kuş olup uçuruyorsunuz. Farklı hikayelere ortak olup, insanları kendi hayatınıza ucundan da olsa ortak ediyorsunuz. Bunun verdiği his muhteşem. Postacıyı beklerken ya da posta kutunuzda kartpostal görüp telaşla açmaya çalıştığınız o anki heyecan, gerçekten pek çok şeye değişilmez.

    Gelelim kartpostalın fizik kurallarına. Dünya genelinde kabul gelen standart ölçüsü 10×15 cm olan kartpostalları günümüzde çok farklı boyutlarda ve şekillerde görmek mümkün. Dikdörtgen, yuvarlak ya da “noneshape” denilen şekilsiz kartpostallar. Ön yüzünde aklınıza gelebilecek her türlü görselin ve tasarımın yer aldığı kartpostalların arka yüzü ise boş. Ad, soyad, adres, tarih, tebrik, iletişim gibi yazıların yazılabilmesi ve pul/damga yapıştırılıp gönderilmesi için.

    Peki nasıl yazılır?

    Kartpostalın sağ alt köşesi genel olarak alıcının ad,soyad ve adresinin yazılması gereken kısımdır. Sağ üst köşe ise pul ya da pullar için. (Pulun ne olduğu, nasıl kullanıldığı ve nereden temin edildiği ise ayrı bir yazı konusu ???? Sol taraf ise tarih, haberleşme,tebrik, etiket, desenli bant, damga gibi yazı ve süsleme için ayrılan kısım.

    İşte bu kadar! Kartpostal gitmeye hazır. Evet, evet. Kartpostallar bu şekilde açık seyahat ediyor. Zarfa koymak yok. Çünkü onu değerli ve özel kılan yanı bu. Yazılı, pullu ve damgalı bir şekilde seyahat ediyor olması, binlerce kilometre öteden elinize sağ salim ulaşması sizce de muazzam değil mi?

    Şimdilik benden bu kadar. 
    Sevgiyle kalın, Happy Postcrossing!

    Melek (Karganın hanımı)

  • Karışık Kaset, kayıt no.1

    Youtube kanalımda paylaştığım videoların her birinin ayrı ayrı bir anlamı ve anlattığı bir şey olmalı düşüncesiyle hareket ettim uzun süre. Sonra fark ettim ki bu düşünce beni sadece yavaşlatıyor ve hatta kayıt altına almaktan mutluluk duyduğum birçok şeyi de paylaşmaktan geri bırakıyor. Hâl böyle olunca, kısa ve anlamsız kayıtları da paylaşmak için adına Karışık Kaset dediğim videolar hazırlamaya başladım. Bu yazı ilk kaseti oluşturan kısa videolara dair anılarımı canlı tutmak adına yazdığım bir not gibi olacak..

    Günlük kayda almaya başladıktan bir süre sonra eşim Melek, her zaman olduğu gibi desteklemeye hatta iteklemeye başladı beni. Kaydedebileceğim anları hatırlatmaya hatta kayda girmeye zorladı. İşte o anlardan bir tanesi ile başlıyor kaset.

    Tahta kaşık yapma hobime uzunca süreler ara vermeme neden olan ortam yokluğu ve bel fıtığı rahatsızlığım nedeniyle sağlıklı olduğum ve rahat bir çalışma alanına sahip olduğum günlerin hayalinin gözümde canlandığı bir atölyenin önünden geçiyoruz. Trabzon’un Of ilçesindeyiz ve birkaç saniye sonra elinde bağlama ile aşka gelen dostun evine misafirliğe gidiyoruz.

    Bel fıtığı ameliyatımın ardından kendime çok bakmadım ve hatta stresli işlerle uğraştım. Bu da ağrılarımı ve dertlerimi artırdı. Sonunda bir fizyoterapiste gitmeye karar verdim. Arada köyden manzaralar eşliğinde hâlimi arz ediyorum size.

    Birinci dakikanın sonlarında yine Of’ta pek sevdiğim bir kafedeyiz. Hem ortamı güzel hem de işlemecisi cana yakın. Adını hatırlayabilsem keşke..

    Videonun sonlarına doğru okulumun arka penceresinden çayların üzerine yağan karların manzarası yer alıyor. En son hem kendime hem de sizlere kısa bir mesaj var: Saygıdeğer hocamızın annesinin cenazesi için gittiğim camide, vaazdan kısa bir kesit.

  • Çevreye Verdiğimiz Rahatsızlıktan Dolayı Özür Dileriz*

    *Bu öykü Serazat Edebiyat Dergisi’nin Eylül-Ekim 2022 tarihli 2. sayısında yayımlanmıştır.

    İlk işi tabelayı asmak oldu. Bir tadilata başlamadan önce yapılması gereken ilk şey bu değil miydi? Sanırım evet. Sırtına bir balyoz indi. Usta işe başladığına göre ilk adım doğru atılmış olsa gerek. Sırada ne var? İkinci bir balyoz darbesi kafasına indi. Yer yavaş yavaş kırmızıya boyanıyordu. Eski rengini hiç sevmemişti zaten. Fayansın beyazı ona kefen gibi görünüyor ve hatta boğuyordu. Usta işini iyi yapıyordu. Tam da istediği kan rengini alıyordu zemin. Üçüncü adımdaydı sıra fakat gözlerine hâkim olamıyordu, kapanmamaları için çok güç sarf etmesi gerekti. Ustadan bir yudum daha aldı. Üçüncü darbe tam kalbine indi. Ağrılarının dindiğini hissetti ve olduğu yere yığılıp kaldı.

    İhale Bedeli: 249000 kuruş
    İşe Başlama Tarihi: 15.07.2022
    İşin Bitiş Tarihi: 16.07.2022
    Müteahhit: 35’lik Açık Ayran

    ***

    Sokak ortasında oldukça büyük bir hoparlör kurulu. Kimse nedenine anlam veremiyor. Çok geçmeden tiz bir sesle ortalık yankılanıyor. Ses yavaş yavaş kulakları ardından beyni tırmalamaya başlıyor. Sesin şiddeti arttıkça insanlar elleriyle kulaklarını kapatarak kaçışıyor. Kaynağı belli olmayan bir ses insanlara bunu yapmasını söylüyor. Tadil edilen de elleri kulaklarına bastırmış, koşuyor. Sesin kaynağından ne kadar uzaklaşsa da sesin şiddeti dinmiyor. Beyni patladı patlayacak. Diğer birçok insanla birlikte şehrin betonlarından kurtulup doğanın merhametine ulaşıyor. Gözlerini bi’ anlığına kapatıp açtığında ağaçlar arasından üzerine doğru gelen üç acayip şeyi fark ediyor. Onlardan kaçmalı! Kim kaçmasını söylüyor ve neden Şener Şen, kendisiyle aynı boyda bir arıyla cilveleşerek karanlık yüzlü fırın küreği taşıyan bir adamla bir olmuş onu kovalıyor. Neden haykırışlarını kendisi dâhil kimse duymuyor? Sesimi duyan yok mu? Tadil edilenin yaşadığı anlamsızlara bir yenisi ekleniyor o an ve ışınlanıyor bir konak bahçesine. Konağın bahçesinde üzerini bakımsızlıktan sarmaşıklar kaplamış bir heykele dönüşüyor. Heykel, çömelmiş ve elleri ile kulaklarını kapatmış bir adamın temsili. O sırada konağın ağası, karısına dert yanıyor.

    Şu oğlanı bi everemedik gitti. Gözü yanaşma Zeynep’ten başkasını görmüyor. Ne dersin, everelim mi bunları?

    Tadil olan ansızın düğün davulu olarak buluyor kendini. Sırtına, yüzüne, ayaklarına, kafasına ve dahi bilumum yerine darbeler alıyor durmaksızın. Davuldan kanlar akarken düğün ışıkları kararıyor. Davul, hayır heykel, hayır tadil edilen karanlık bir boşlukta haykırarak düşüyor. Haaayııııır! Saatler süren düşüşü, yüzünde gezinen salyalı bir dil ile son buluyor. Zinciri Şener Şen’in ellerindeki karanlık yüzlü köpek yalamasını bitirir bitirmez koca arı, tadil edileni sokuyor. Vücudu şiştikçe şişiyor, hafifleyip balon gibi süzülmeye başlıyor. Özgür olduğunu hissetmeye başladığı an ayaklarından tadilat tabelasına bağlanmış olduğunu fark ediyor.