Yazar: Ubeydullah Öz

  • Tamasha Filmi Hakkında İlk İzlenimler

    İngiliz romanlarından esinlenerek veya onlardan yola çıkılarak çekilen bir çok film, Hint sinemasında iyi bir ses getirmiştir. Son zamanlarda vizyona yine böylesi bir film giriyor: İmtiaz Ali yönetmenliğindeki TAMASHA. Film, Shakespeare’in meşhur monoloğu olan; “Bütün dünya bir sahnedir… Ve bütün erkekler ve kadınlar sadece birer oyuncu…” dan yola çıkılarak yapılmış. Eğer Shakespeare’in bu sözlerinin yer aldığı şiirin tamamını okumak dilerseniz, buradan ulaşabilirsiniz. Başrollerinde ise Yeh Jawaani Hai Deewani ile karşımıza çıkıp bizleri mest eden ikili: Ranbir Kapoor ve Deepika Padukone yer alıyor.

    Son iki filminde hayli büyük üzüntü yaşadı Ranbir, gişede ve izleyici yorumlarında hayli düşük seviyelerde kaldı. Ancak İmtiaz Ali farkı ile ki son filmi olan Highway’de büyük bir başarı elde etmişti (izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum) büyük bir başarı ortaya çıkacağı aşikar gibi duruyor. Henüz perdeye aım atmış olmasa da şarkıları ve tanıtım yoğunluğu bunu işaret ediyor. Şarkılardan söz açılmışken lafın arasına bir şarkıyı sıkıştırmadan geçmek ayıp olur 🙂 Filmi izlemeden sevmenizi sağlayabilecek bir klibi var şarkının.. yani en azından benim üzerimde böyle bir etki bıraktı.

    Daha neelr söylenebilir bi film hakkında sorusunun cevabı var mıdır bilemem ama Hint sinemasını seviyorsanız, hem Ranbir Kapoor’un hemde Deepika Padukone’nin oyunculuklarıyla filme nasıl bir etki yaratabileceklerini tahmin edebiliyorsunuzdur diye düşünüyorum. Hele hele projenin başında İmtiaz Ali varsa 🙂 Bize çıkış tarihine kadar şarkılarıyla idare etmek ve o günün ardından birilerinin altyazısını hazırlamasını beklemek düşüyor.. Hadi gider ayak son bi’ şarkı paylaşalım 😉

  • Öğretmenler Günü Gak!laması

    her şey bir tebessüm ile başladı..

    O adam geldi ve tebessüm etti, sonra yine tebessüm etti ve üç yıl böylece devam etti. üç yıl sonra terk ettim onu ama bu sefer onun gibi onlarcası ile göz göze geldim. biri torunum dedi kimisi evladım diye sevdi dört yıl boyunca ve sonrasında onlarla meslektaş oluverdim. Belki benim bunca huzuruma vesile olan o insanları bugün arayamadım: nedense yüz bulamadım kendimde: karga suratlı bi herifi ne yapsalardı!

    yer yer tebessüm, yer yer hüzünler salkımı üzüm

    Adamkarga mesleğini ortaya dökmüş bulunsada bunu ve hatta başlıkta yapmaya çalıştığı soğuk kafiye denemesini hoş görmenizi rica ediyoruz.. Aslında bu blogda sizden çokca fazla şeyler rica ediyoruz ama sonumuz nereye varır bilebiliyor değilim. Neyse konumuz bu olmasa gerekti.. öğretmenlik diyorduk. Bana her zaman olmasa da zaman zaman tebessüm veren bi meslek; tebessüm bi kez geldiğinde sizi sarhoş ediyor ama ardına keskin bir acıyı da eklemeyi unutmuyor. Zor ve meşakkatli bir meslek: kolay diyenlere, bilmem şu kadar tatil yapıyorlar diyenlere, şuncacık saat çalışıyor diyenlere kızamıyorum; temellerinde öğretmenlerinden pek edeb alamamış insanlardandırlar diyerek öğretmenlerine üzülüyorum; ne sıkıntılar yaşattılar kim bilir, ara ara tebessümüne de vesile olabilmişlerdir umarım.

    iki yılımın en güzel hediyesi

    Hediye almamız yasak olsada onları kıramıyor ve kabul ediyoruz: kantinde satılan bi liralık yapay günller veya elli kuruşluk kalemler ile dolmuştu dolabım bi önceki yıl.. Bu yıl birkaç hediyem vardı sadece ki aralarında birisi dünyalara bedeldi: bu yazının gak!lanmasının temel amacı da bu hediyedir. Seyran ettiğiniz fotoğraftaki ip ile parşömen misali bağlanmış bir kağıtta yazan güzel sözler.. Ah ah! Ara ara pişman olsam da böylesi şeyler beni yeniden hayata bağlıyor. Buyrun işte o kağıtta yazanlar:

    Seviyorsunuz galiba bizi, sakın aratmayın ha kendinizi. Dünyada bir ilk mani yazalım dedik, iki büklüm olup geri geldik. O kadar çok özellikle rekor kitabına sığmıyorsunuz, o kadar çok mükemmellikle yüreğimizde durmuyorsunuz. Anlattığınız hikâyeler mi, öğrettiğiniz şeyler mi hangisini seçelim, bence en çok sizi. İyi olan kazansın dediğinizi mi yoksa bize dua ettiğinizi mi sayalım. Siz daima yanımızda olun da gerisi lay lay lom.

    Böyleyken böyle işte bre ademler! Bunları yazan yedinci sınıfa giden bi öğrencimdi. Bunun yanı sıra nice tebessümler aldım gün boyu. Sanırım bunca tebessüm bana uzun bi süre için yeterli olacaktır. Gider ayak sizlerle şu türküyü de paylaşayım ki merakınızda kalmasın emi 😉

  • Bir Baba Hindu: Bollytürk

    Tatlı bir rüyanın izleri

    Uzun zamandır rüyalarımı süsleyen bir proje vardı. Zamanında bu tarz  şeyler yapmaya çalışan bi ekip daha olmuş ama başarılı olamamış ve proje hiç gün yüzüne çıkmamıştı. Bahsettiğim şey; Türk ve Hint sinemasının bir araya gelmesi ve nasıl ifade etsem: yada neyse işte, varolacağı hayali bile güzel.. Bizi zaten her filminde tebessüm ettiren ve farklılıklar yaratan bir adamın böylesi bir projeye imza atıyor olması, heyecanını kat ve kat artırıyor.. Ha unutmadan; projenin sahibi Sermiyan Midyat ve ekipte Demet Akbağ da var.. O olmadan olmazdı zaten 🙂

    Türk sineması artı Hint sineması

    Aslında ikisinin de temeli aynı diye düşünmeden edemiyorum. Türk sinemasının yani Yeşilçam’ın temelinde de Hint sinemasında olduğu gibi şarkı kültürü vardı. Her iki projelerde de filmin herhangi bir yerinde beklenmedik bi anda şarkı başlar ve olaylar hızlı ilerler. İbrahim Tatlıses şarkı söylerken Hülya Avşar ile işi pişirir hatta sevdaları destansılaşır. Veya bir Sadri Alışık filminin en can alıcı sahnesidir hicaz makamından okuduğu parçalar… Örnekler artabilir ama sıkmamak adına kısa ve öz tutmak dilerim.. Velhasılı bizim film kültürümüzün temelinde de aynı şeye varken; bi Ferdi Tayfur filminde melekler dans ederken, neden Hint filmlerinde olan şarkılar ve danslar bizden uzak olsun ki.. Aramızda artık bi fark olduğu kesin: onlar geleneklerini korur ve bununla dünyaya nam salarken, bizler batılı tarza dönüp, onlara kendi tarzlarını satmaya çalışmışız..

    Filme geri dönecek olursak: BİR BABA HİNDU

    Asıl konumuz Sermiyan Midyat zekası ve yeni projesi.. harbi harbi hayallerimin filmi olması ümidindeyim ve hayal kırıklığına uğramayacağıma inandıran bi ekip var ortada. Aralık ayında Hindistan çekimleri başlayacak imiş ve başrolde Hint güzeli bir ablamız da var.. Film hakkında şuan birkaç kısa haber metninden başka bişey yok ve birkaç da resim ama onlar bile birer kanıt olarak beni mutlu etmeye yetiyor. Bu film sayesinde belki Sermiyan Midyat hastası bi adam olur çıkarım  Şimdiden kendime ve sizlere filmi şiddetle tavsiye edesim var. Her bir anını takip edeceğimden emin olabilirsiniz.

    Sermiyan Midyat adı yeter ve artar, Demet Akbağ da en alâ baharatı olur diyerek gökyüzüne kanatlanıyorum..

  • Bangistan!

    tarafını seç

    Bi’ adadan bahsediyoruz, iki yakası olan bir ada: bu yakaları doğu batı olarak da ayırabilirdik lakin nedense yönetmenin kuzey ve güneye olan muhabbeti sebebi ile yönümüzü şaşırmış bulunduk. Kuzey miydi Müslüman yoksa güney miydi Hindu.. tam hatırlayabilmiş değilim.. Bi’ yanda kavgalar sararken adayı, diğer yanda Müslüman lider ve Hindu liderin dostluğu tebessüm ettiriyor. E sadece dostluk timsali olanlar değil: onların karşı kutbunda yine iki kana susamış lider var. İki dini de temsil eden ikişer lider ve birer canlı bomba: şu cennetle kandırılanlarından!

    canlı bomba olmak!

    Yalnız iyi kandırıyorlar: insanların en iyi nasıl gazla çalışabileceğinin resmini görüyoruz: yeterli miktarda gazı yüklenen iki genç, diyet kolalarını içtikten sonra Polonya’ya, cennete kavuşmaya gidiyorlar. Hikâye işte burada başlıyor desek yeridir: ilk olarak hava alanında karşılaşıyor bizim gençler ve birbirlerine kanı kaynıyor. Neden mi: çünkü Müslüman olan Hindu kılığında, Hindu olan ise Müslüman kılığında gidiyor Polonya’ya. İkisi de kendinden sanıyor diğerini: sarmal duygular falan işte. Allah’ın işine bak ki yine aynı motelde hatta aralarında büyük bir çökük ile birbirine bağlı olan odalarda kalıyorlar. İkisi de bomba yapabilmek ve büyük gün geldiğinde cennete uçmak hayalinde koşuşturuyorlar.

    dostluk ve tebessüm

    Dünya üzerinde her dinin ahlaki yani erdemi anlatan öğütleri ortak: tanrılar ne kadar farklı olsa da aslında varmak istedikleri nokta huzur ve mutluluk. Aslında filmimiz bize daha en başından beri bunu anlatmaya çabalıyor. İki gencimiz de birbirlerinin dinini iyice öğrendikleri vakit; ortak noktaları görmeye ve birbilerine daha da yakınlaşmaya başlıyorlar. Anlayacağınız mesaj belli bre ademler! Savaşmayın, sevişin!! (burada sevişmek kelimesi osmanlıca manasında kullanılmıştır; bilginize)

    film hakkında

    Kalkıp da bu gençler nereyi patlatmak derdinde, neden Polonya’ya geldiler sorularının cevabını verecek değilim. Lakin uzaklaşmadan önce, filmin sabırla izleyenler için yeterince eğlenceli olacağı müjdesine vermek dilerim. Emin olabilirsiniz ki, başrolleri tanımıyor hatta belki ilk defa görüyor olsanız bile: size bir Aamir Khan filmi heyecanı verecektir. Yani diyorum ki: uslu olursanız bu filme şirinleri bile görebilirsiniz 😉

  • Sesversus İle Hoş Bir Muhabbet

    Sesversus İle Hoş Bir Muhabbet

    Akapella ve Sesversus Üzerine

    Akapella denilince aklıma ilk gelen grup Vokaliz olurdu önceden ve belki binlerce kez dinlemişimdir onları. Sonra daha birçok grup olduğunun farkına varmam geç olmadı, kitap okurken dinlemek için birebirdir akapella, bu tavsiyemi göz ardı etmeyin 🙂 Konuya gelecek olursam, mart ayı başlarında yayımladıkları bir kliple gönlüme taht kuran bir akapella grubu Sesversus. İnanıyorum ki bu klibi sizlerde defalarca dinleyeceksiniz benim gibi. Sadece müzik değil, onu icra eden insanlarda o kadar tatlılar ki; mevzu ses olduğu halde gözünüzü de klipten ayıramıyorsunuz yani en azından bende böyle oluyor 🙂 Belki ellinci dinleyişimde onlarla tanışmak arzusu ile tutuşmaya başladım lakin mesafelerin olmaz olası varlığı buna engel, hem bakalım onlar bunu isterler mi? Kim ne yapsın bu kargayı! Her şeye rağmen, gönlümce beş soru hazırlayıp mail attım ve geri döndüler. Bir süre sonra da cevapladılar sorularımı: Onlara karşı hissettiğim duyguların ne kadar da doğru olduğunu göstermiş oldular, var olsunlar. Hadi ben yine lafı uzattım, sizi bu tatlı muhabbet ile baş başa bırakayım artık 😉

    Sesversus Röportajı

    İnsan sizin gibi bir grubu görünce kendi kendine sormadan edemiyor: Böylesi güzel insanlar nasıl oluyorda koskoca dünyayı bir köy edip birbirlerini bulabiliyor? Hadi buldu diyelim, nasıl böylesi bir aile oluşturabiliyor? Velhasılı ilk sorum bir araya geliş hikâyenizi arzulamakta..

    Aslında bizim bir araya gelip müzik yapma serüvenimiz Sesversus’un kurulusundan önceye dayanıyor. Hepimiz TRT Ankara Çok Sesli Gençlik Korosunda birbirimizi tanıdık, Seval IRMAK ve Feruzan ESMERGÜL hocalarımızdan eğitim alırken bir yandan da müziğin akıl almaz birleştirici ruhunu ve gücünü aldık. Yıllarca yan yana şarkı söyleyip yakın arkadaş da olduktan sonra 2011 yılında akapella müziğe kendimiz de bir şeyler katmak istedik ve Sesversus’u kurduk. Sesversus Vokal Topluluğu olarak Türkiye’nin saygın koro festivallerinde yer alma onurunu yaşadık ve ilerleyen zamanlarda da proje bazlı çeşitli çalışmalarımız oldu. Kendi düzenlemelerimizi yapmaya başladıktan sonra sesimizi herkese duyurmak istediğimizi fark ettik ve ilk profesyonel çalışmamız olarak Doksanlar klibimizi sosyal medyada yayınladık.

    Peki sizlerin ses verip susuşu neyi anlatmakta? İkinci sorum grup isminizin gönlünüzde yaşayan anlamının izini bulma çabasında..

    Duyar duymaz benimsediğimiz ve hepimizin farklı yorumladığı bir isimdir esasen Sesversus. Mesela bir anlamı, Türkçe ‘ses’ ve Latince ‘versus’ kelimelerinin bir araya gelmesinden oluşuyor, ve seslerin çarpışması anlamına yorulabiliyor. Bir diğer anlamı da, akapella müzikte eserlere başlamadan önceki ritüele dayanıyor. Bir koro veya vokal topluluğu, esere başlamadan önce ya şeften ya da ekip elemanlarından ses alır, yani önce ses verilir, sonra esere doğru başlamak ve eserin ruhunu anlamak için ekip kısa bir süre susar ve hem sesi hem de eseri idrak eder. Sonrasında da esere başlanır. Bu koro disiplini ve homojenlik için vazgeçilmez bir unsurdur. Dediğimiz gibi, birbirinden çok farklı anlamlara gelebilse de ismimizi seviyoruz 🙂

    İnsan düşer, kalkar ve yuvarlanıp gider ya genelde, her zaman tek düze olmaz yaşam, oyunlar oynar bazı bazı. Grubunuz bu zamanlara gelene kadar ne gibi sıkıntılar aştı, nelere sabretti de sonunda böylesi muhabbetli bir hâl aldı. Bu sorum, yaşamın grubunuza oynadığı oyunların merakı içinde..

    Grubu bir ekip arkadaşımızın evinde kurduk ve çalışmalarımıza orada başladık. Sonra bazı arkadaşlarımız ayrılmak durumunda kaldı, ve bazı arkadaşlarımız da aramıza sonradan katildi. Hayat mücadelemizde yollarımızı ayırmak zorunda kaldığımız arkadaşlarımızı her zaman özlemle hatırlarız, sonradan gelen arkadaşlarımızın da kendi donanımları ve birikimleriyle bizi zenginleştirmesinden minnet duyarız. Çalışma yeri ve temsil platformları bulma açısından çoğu zaman sıkıntı çektik. Türkiye’de akapella müzik yapan grupların genel bir sıkıntısı da kendilerine uygun temsil yerleri bulmaktır. Bu sıkıntıyı elbette ki biz de çekiyoruz. Ayrıca, çoğu zaman bizi zenginleştirse de farklı meslek gruplarından oluşan bir ekip olmamız zaman yönetimi açısından bazen problem doğurabiliyor. Ama şunu söyleyebiliriz ki, tüm bu sıkıntılara göğüs germemizin sebebi, bahsettiğiniz gibi muhabbetli bir arkadaş grubu olmamız ve bizi dinleyen insanlara da aynı muhabbeti hissettiriyor olmamızdır.

    Acaba sizlerin gelecek için kurduğunuz hayalleriniz neler, ulaşmak dilediğiniz bir hedef var mı?

    Öncelikle kendimizi yetmiş yaşında ve hala sahnede hayal ediyoruz 🙂 Bizim en büyük hayalimiz ve hedefimiz Türkiye’de doğmuş bir grup olarak kendi müziğimizi, Anadolu’nun müziğini ve Türkiye’de icra edilen akapella müziği yurtdışında da temsil edebilmektir. Bir hayalimiz de Türkiye’de ve Dünyada düzenlemeleri Sesversus’a ait eserlerin farklı Vokal toplulukları ve korolar tarafından icra edildiğini görebilmektir.

    Son olarak merakımı bağışlamanızı dileyerek: yeni çalışmalarınızı ne kadar sıklıkla dinleyebileceğiz? Son sorum, sizden daha fazla eser dinleyebilme hayallerini kurmakta; hayalleri kursağında kalmaz değil mi?

    Esasen bir diğer hayalimiz de bu 🙂 Sıklıkla yeni eserler yapabilmek ve bunları kaliteli kayıt ve görsellerle sizlere sunabilmeyi çok istiyoruz. Biz bunun için çalışmayı hiç azaltmadık, daha fazla da çalışacağız ve daha fazla parçayla hep birlikte acappella’nın keyfini süreceğiz. Umarız cevaplarımız sorularınızın bizi tatmin ettiği kadar sizi tatmin edecektir 🙂 Saygı ve sevgilerimizle.