ubeydullah öz'ün kişisel blogu: öykü yazar, blog tutar, anlatır…
UBEYDULLAH ÖZ

2009’den beridir blog yazar: çocuk yaşlarında dinlediği “kararsız karga” radyo tiyatrosunun etkisinden hâlâ kurtulamamıştır; hayal dünyasında bir karga olarak doğan ve kararsızlığından ötürü insanlığa mahkum edilen bir ademdir.
Sezai Karakoç “İslâmın Dirilişi” Kitabından Alıntı ve Notlarım yazısıyla başlayan macera “Samanyolunda Ziyafet” ile devam ediyor. Sezai Karakoç’un bu sefer edebi diline hayran kalıyorum. Baştan sona “oruç” yazılarıyla inşa edilmiş muazzam bir yapıt. Sezai Karakoç’un farklı zaman ve mecralarda yazdığı oruç yazılarından oluşan kitaptaki her bir yazı öylesine bir edebi zevk ve ibadet şevki sunuyor…
Yeni bir yazar tanımak ve onunla tanış olabilmek, eğer aynı frekansta buluşabildiysek tarifsiz bir mutluluk veriyor. Fatma Zehra Aydemir’i kıymetli dostum Mustafa Mete vesilesiyle tanımak şansına eriştim. Bu tanışlıktan kısa bir süre sonra temin ettiğim Tulu Kitap’tan çıkan “Oyundan Kaçış” kitabıyla Fatma Zehra Aydemir’e saygım daha da arttı. Allah vergisi meziyetlere sahip kendisi: Kabul görmüş…
Rize’de irademe kalsa asla bismillah diyemeyeceğim bir hedef olan fakat eşimin gayreti ve teşvikiyle vücut bulan, “Rize Mahfili” adında bir oluşum kurduk. Edebiyat, sanat ve sosyal etkinlikler düzenleyeceğimiz, birilerine ait olmaktan çok Rize’ye bir nebze katkı sunmak dileyen bir çaba olacak Rize Mahfili. Hâlihazırda “Rize İzdiham Kitap Okuma Hareketi” adıyla sürdürdüğümüz kitap kulübümüzü de bu…
Hasan Öztürk, Rize’den 2000 yılından bu yana Mavi Yeşil adlı bir edebiyat dergisi çıkaran kıymetli bir edebiyat öğretmeni ve yazar. Onunla tanışmamız Rize’ye geldiğimin ilk yılında oldu. Bu tanışma sadece bir merhabalaşmadan ibaretti o vakitler. Önce Kitap’ta Mavi Yeşil Dergisini incelerken Hasan Öztürk’ün yine Önce Kitap’ın kendi yayınlarından çıkan kitabına rastlamamla hem kitabevine hem de…
Müslüman, İslamı öyle sağ ve diri; canlı yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin. Şair, geleceği bugüne çeker. Bizden bir kaç yüz yıl ilerde yürür. Ülkümüzün, geleceğin yüzüne işlenmesini istiyorsak -ki bundan başka kaygı kaygı olmağa değmez ve yaşamak bunun için olursa bir anlamı var demektir-, onu, bugünden, şirin ve edebiyatın, sanatın, kültürün malı yapalım.…