İlginç Bir Yarış

Youtube platformunda sayısız maceraya atılıp ilginç, gereksiz bazen de pek keyifli videolar hazırladım ancak; hep bir kararsızlık ve geri adım atma halindeydim. Yüzlerce video ürettiğim kanalları gözümü kırpmadan, yedeklemeden sildim. Sildim silmesine ama hep yeniden bir şeyler üretmek, bir şeyler paylaşmak arayışında oldum. Kapattıklarımın ardından kısa bir süre sonra yeniden ve yeniden başladım.

Kapatmaya yıllardır kıyamadığım, bir sığınak olarak gördüğüm, adamkarga adlı youtube kanalıma zaman zaman içerikler üreterek hevesimi alıyordum. Bazen artık devamlı olacağım, şunları yapacağım diye defter sayfalarını notlarla doldursam da devamlılığı sağlayamadım.

İçimdeki bu kararsız hissin temelinde üniversitede tattığım sahnede olmak duygusu yatıyor. Yüz ellinin üzerinde oynadığım tiyatro oyunları ve az sayıda da olsa yaptığım radyo programları, katıldığım şiir dinletileri bir şekilde söylemek, anlatmak konusunda bir bağımlılık oluşturdu bende. Bu hissi youtube ile doyurmaya çalışsam da bir noktadan sonra ne anlatacağım sorusuna cevap bulamayıp pes ediyorum.

Peki nedir bu yarış?

Çeşitli youtube maceralarım bana güzel dostlar kazandırdı. Bu dostluklar en büyük kazancım youtube adına. İki bin on yedi yılında açtığım Yenik Pehlivan adındaki bir youtube kanalı vesilesi ile Abdurrahman Bozdoğan ile tanıştım. O da benim gibi öğretmendi ve oyun videoları çektiği bir youtube kanalı vardı. Muhabbeti güzel insandı ve bugüne kadar dostluğumuz devam etti. Geçtiğimiz günlerde beş yıllık tanışlığın ardından ilk kez yüz yüze geldik ailecek. Sanki hep bir aradaymışız hissiyle güzel günler geçirdik.

Onunla yıllardır muhabbetimiz dönüp dolaşıp youtube üzerine gelir. Bu birliktelikte de aynısı oldu. Son günümüzde Abdurrahman ortaya bir fikir attı. İkimiz de yıllardır bir türlü cüret edemediğimiz işe besmele çekecek, gönlümüzce ve kaygısızca içerikler üreteceğimiz sıfırdan kanallar açacaktık. Haftada en az bir içerik üretmek şart olacak ve altı ayın sonunda dakika bazında en fazla izlenen kazanacaktı.

İyi güzel hoş da, ne anlatacağım, dedim insanlara. En büyük sorum, problemim buydu benim zaten daha en başından beri. Sonra blogu ve hayatımı düşündüm. Bloga içerik üretir gibi, ilgi alanlarıma ve hayatıma dair, kafama ne eserse kaygısızca paylaşabilirdim. Her seferinde aynı hisle yola çıkıyor olsam da ortada bir yarış olması ve yenilmesi zor bir adama rakip olmak heyecanlı olacaktı. Kabul ettim.

Rakibim Abdurrahman’ın zorlu olma sebebi, bir zamanlar yaklaşık yüz binlik bir kanala sahip olması ve kitlesinin bir şekilde onu yine bulabilme ihtimali ve çok azimli olması. Benim için böyle bir kitle ve onun azmine yakın bir azim hayalden bile uzakta. Yine de bu yarışın içinde olmak istedim ve şu vakte kadar üç video ile aralıksız içerik paylaşmaya başladım. Bunlardan birisi geçtiğimiz hafta geçirdiğim kovid-19 üzerine olsa da bir şeyler paylaşabilmiş olduğum için mutluydum.

Neden böyle bir kanal var?

Kanalın ilk videosunu o gün yine youtube vesilesi ile tanışıp yedi yıl sonra ilk kez yüz yüze geldiğimiz Erdem ile çektik. Harika bir insan Erdem ve sanki öz kardeşim gibiydi. Videonun hem başrolü oldu hem de montajını yapıp kapağını hazırladı. Harika bir hatıra oldu bizim için.

Yarışı kazanma ihtimalim!

Yok gibi bir şey maalesef. Çünkü Abdurrahman kafaya koymuş, her güne bir video paylaşacak vlog tadında. Benimse böyle bir şeye aklım ermiyor şuan. Zaman geçtikçe alışır ve daha fazla içerik üretebilir miyim, bilemiyorum ama en azından haftada bir keyifli içerikler paylaşabileceğimi umuyorum. Ayrıca ara ara farklı kısa videolar da paylaşacağım. Umarım kazanamasam bile çok geride kalmam. Bir ihtimal ki neden olmasın, belki de kazanan taraf olurum her şeye rağmen 🙂

Yeni Yazı Posta Servisi

guest

4 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments