Yaşamak
“Yazmak kendini iyileştirmek gibi.” diyordu Cahit Zarifoğlu. Adına anı, günlük, iç döküntüsü, zihnimin tortuları vs. da diyebilirsiniz. Burada yazdıklarım bunların hepsini ve dahasını kapsayabilir.

-
bölüm bir* Dünya hâli denir ya hani: Saçma sapan, bir şekilde fırlattı taşı. Taş az gitti, uz gitti de onca sarhoş dansının ardından göl kenarında su içen zavallı kekliği vurdu tam da kafasından.…
-
Mavi Yeşil Dergisi benim için bir ilki simgeliyor ve yeri ömrüm boyunca apayrı olacak. 2012 yılında başlayan yazın hayatım boyunca yazdıklarımı ekibinde yer aldığım dergi ve fanzinlerde, ayrıca kişisel blogumda yayımlamış; eşikten dışarı…
-
Şöyle ne zaman oturup da ağız tadıyla bir blog yazısı yazdım, hatırlamıyorum. Geçtiğimiz yılın sonlarına doğru okuduğum üç cümlelik bir kitaptan (!) bile blog yazısı yazabilen bendenizden geriye eser kalmamış gibi görünüyor. Lakin…
-
Bir öğretmenin en büyük mutluluğu ne olabilir? Belki benzer belki bambaşka cevaplar alınabilir bu soruya lakin konu ben olunca işler biraz ilginçleşebilir. Öğretmenlik görevi devam ettirdiğim süreçte branşımla pek alakalı görünmediği halde, bence…
-
PTT’nin yaptığı son zamlarında ardından yok olmaya biraz daha yaklaşan kartpostal hobimin bende bıraktığı güzel izleri paylaşacağım bir yazı dizisi olacak: Kartpostal Koleksiyonum. Dünyanın dört bir yanından insanlarla kartpostallaşmaya başladığım 2018 yılında, yanlış…
-
Yeni yılla birlikte oldukça güzel alışkanlıklar edinmeye başlamışken elimden kayıp gidenler de oldu. Bunların başında ufacık bir şeyin bile hızla yazısını yazabilmek geliyor. Okuduğum kitapları ve izlediğim filmleri hatta bir tiyatroyu bile yazamadım…
-
Her yeni yıla girerken bir şeyler karalamak adet midir blog dünyasında? Bir kişisel blog yazarı için yazı konusu olarak bulunmaz nimet gibi görünüyor aslında. Oğuz Aksaç’ın, geçtiğimiz yılın son eseri olan Sabahtan Uğradım…








