Ay: Eylül 2021

  • Bir Ayder Hüznü

    Bundan birkaç gün öncesinde Ayder Yaylasındaydım. Fotoğraflarda görerek hayran kaldığım yeri olduğu gibi bulamayacağımı biliyordum. Geçtiğimiz yıl, doğayı kapattığı için kaldırıldığı haber edilen salıncaklar, hüzünlü karenin sadece popüler yüzüydü. Biraz nefes almış olacağını umduğum yaylaya doğru yaklaştıkça artan oteller, kafeler ve binalar, yoğun trafik ve insan kalabalıkları ile birleşince… Biz neden elimizde olanı kısa vadeli maddi getiri uğruna uzun vadede yok ediyoruz. Neden bir zamanlar eşsiz güzelliğiyle arz-ı endam eden bu yayla, yok olmak üzereymiş gibi hissediyorum?

    Bir şehir ve şehrin en kalabalık mahallelerinden birini hayal edin. Sıkışık binaların arasında çocukların top oynayabileceği ufak ama yemyeşil bir alan ekleyin o hayale. Ayder Yaylasında da böylesi boş bir yeşil alan kalmış sadece: O da insanların fotoğraf çekinebileceği bir yer olsun diye. Orası da olmasa insanların gelmek için bir nedeni kalmayacak. Çünkü dünya nüfusunun ekserisi sadece sosyal medya hesaplarında bir paylaşım daha olsun diye geziyor.

    Ayder Yaylası fotoğraf çekinme alanı

    Merak etmeyin; harika fotoğraflar çekinebileceğiniz birkaç noktası hâlâ var yaylanın. Karşısında bozulmamış bir manzara; destansı bir güzellik, Yaratanın büyüleyici gösterisi: Yüksek dağlar yemyeşil ağaçlarla kaplı, yamaçtan aşağı birkaç noktadan akan şelalelere taş çıkaran suların yankılı sesi, ufku kaplayan sis ve yağmur.


    Doğanın sesi haricindeki seslere kulak kesilin… Mesajı aldınız diye umut ediyorum!

    İnsanlar daha iyi bir hayat sürmek için para kazanmak zorunda: Önlerinde büyük bir imkan var. Ben temiz bir yayla göreceğim diye, o toprakların sahipleri parayı ellerinin tersiyle itsinler mi dünyanın geri kalanına inat. Bencilce mi düşünüyorum? Doğa, insan icadı bir tapu yüzünden katledilmeyi hak edebilir mi? Toprağın tapusuna sahip olmak, doğaya ihanet etme hakkını verebilir mi? Aşık Veysel “Be….. (yazarken utanıyorum bazı bazı!)


    adı: bir ayder hüznü
    alt başlık: bir garip gak
    imza: dünyayı kurtaran karga

  • Manzaraya Dair

    Deniz masmavi, dupduru. Göz erimimde bir balıkçı teknesi ve iki balıkçı sandalı hafif sallantılarla rızkını arıyor. Tekne, sandallara nazaran daha istekli ve heyecanlı bir şekilde ağ atacağı yeri seçme telaşında.. Durdu ve koca ağ yığını suya süzülmeye başladı. Sandal balıkçıları tekneye imreniyorlar mıdır bilemem ama ben endamlı tekneden çok sandalda olmaya heveslendim. Hiç tecrübem yok, gezinti tekneleri ile yaptığım iki deniz gezisi ve birkaç vapur seyahati haricinde. Bir başına sandalda, denizin ortasında olmak nasıl bir duygudur merak ediyorum. Fakat çok da sevmeyeceğimden emin gibiyim habire sallantıda olmayı. Ben bunları konuşursan ansızın bir tekne daha belirdi. Meğer manzaramdaki ağacın arkasına saklanmış; fark etmemiştim. Görece diğerine göre küçük ama onu takip eden martı sürüsüne bakacak olursak bereketli bir rotası var.

    Çok ilginç ve tatlı bir manzara: Martılarla ebelemece oynuyormuş gibi her iki tekne de. Ne kadar ufuğa yakın da olsa bir fotoğraf çekmeye çalıştım senin için. Hiç belirgin değil ama teknenin arkasındaki o beyaz noktaları martı olarak hayal edebilirsen eğer şahit olduğum manzaranın keyfini az da olsa hissedebilirsin. Şimdi bir ufak motorlu sandal da koptu geldi, kendisinden bahsetmem için teklif ettiği rüşveti göz ardı ederek kahvaltısını eden karga kardeşe selam vermeye gidiyorum.

    bir karganın kahvaltısı

    Gamsız kuşlarız vesselam. Hiç selamımı umursamadan konduğu ağaç dalında etrafı süzdü beyefendi. Biraz sonra bir aşağı dala atlayarak kahvaltısına ulaştı ve afiyetle yedi. Yine kayda almaya çabaladım beyefendiyi fakat KVKK yasasını hatırlatarak tehdit etti. Tehditleri umursamadan seninle paylaşıyorum. Çok net değil görüntü arkındayım ve böyle zamanlarda fotoğraf makinesi hayalim daha da fazla debeleniyor kilitli olduğu ulaşılmaz olduğu için yok sayılanlar sandığında. Bunca gevezelik arasında uçup gitti kargamız. Büyük olasılıkla avukatı ile birlikte gün içerisinde penceremin tıklatırlar.

    otel bahçesi

    Güzel bir bahçeye bakıyorum. Boş bir köpek kulübesi, otelin sanırım özel misafirleri için ayırdığı bir konak, çardak, karada seyir hayalinde olan bir sandal… Sağanak yağmurlu geçecek olan günün geri kalanına inat serin ve açık bir hava. Manzaramın denizle arasına giren şehirlerarası otoyolda geçen arabalar olmasa eğer, sessizliğin içinde daha nice kuş ve böcek ile muhabbet şansım olabilirdi.

    kaldırımda bir can pazarı

    Böcek demişken buradan dün akşam karşılaştığımız fakat çok muhabbet şansımız olmayan peygamber devesine de selam göndermek istiyorum. Kaldırımın ortasında sağ ön kolu kırık bir halde ölümünü beklerken kendisiyle karşılaştık. Onu Seferoğullarının Yeşil Vadisine bıraktım. Pek ayrılmak istemedi ama başka işlerim olduğu için onu kırmak zorunda kaldım. Arkamı döndüğünde ise haykırdı “Yeşil Vadi Tellioğullarınındır.”

    perde kapanırken

    Az sonra yeni tanıştığım ve ilk dakikalardan kendimden çok şey bulduğum, hoş sohbet bir ağabey ile kahvaltıya ineceğiz. Günün geri kalanı hayli yoğun ve bereketli geçecek. Yeni şeyler öğrenecek ve öğrendiğim şeylerle benim için ilk olacak olan materyaller üreteceğim. Ayrıca bir de duralit siparişi vermem gerekiyor. Evime dönmeden kargo gelirse eğer bir an önce çizim derslerime başlayabilirim. Çizmek konusunda Aşk ve Canavarlar filmi hakkındaki yazımda da bahsettiğim gibi bu sefer çok daha hevesliyim ve umarım bu sefer zihnimde kurduğum fantastik hayalleri resmedebilecek bir gayreti yakalayabilirim.

  • Biz Kaybettik Mecnun

    Neden bilemiyorum ama tam da burada bir ağlama geldi bana: Göğsüme doğru tırmanan hava boşluğuyla birlikte yaşlandı gözlerim. Yaş dökülmedi ama bi’ garip oldum. Nasıl başardılar bilmiyorum ama olmuş: Leyla ile Mecnun gerçekten geri dönmüş.

  • Blog Sözlük Anıları: Acemilik

    blog sözlük nedir?

    Blog sözlük, kafa ekibi adını verdiğimiz bir grup blog yazarı arkadaşımızla kurduğumuz sözlük sitesidir. Zaman içerisinde kafa ekibi olarak sözlükten elimizi ayağımız kestik. Bu noktada zaten her şeyi bir başına imar eden Alfa, olaya el attı ve sözlük yeniden canlandı. Karganız sözlüğün kuruluşundaki en heyecanlı kişilerden olsam da aradan geçen yıllarda kah tamamen uzak kaldım kah tamamen unuttum kah sabah akşam sözlükten çıkmaz haldeydim. Son zamanlarda ise yine sözlüğü unutmuş vaziyetteyim. Fakat her şeye rağmen blog sözlük’ün yeri bi’ farklı bende: Sözlük kurulduğu zaman yazdığım Blog Sözlük Gak!laması‘nı okursan heyecanıma şahit olabilirsin.

    sadede gelelim

    Blog sözlük öncesinde herhangi bir sözlük yazma deneyimim olmamıştı. Bizim diyebildiğim bir çalışma olduğu için ilk zamanlarında çok heyecanlı ve hevesliydim. Ara ara olduğu gibi tekrar mahcubiyet ve hevesle sözlüğü bir haftadır kullanır oldum. Aktifliği azalmış olsa da samimiyetinin bozulma şansı asla yok. Beş yıl önce sözlük formatında yazdığım ilk şeyleri süzünce, bazılarını paylaşmak ve anıları tazelemek istedim.

    ilk entry: blog

    Blog sözlüğün ilk başlığı adından dolayı blog oldu. İlk entry ise Alfa’dan geldi elbette. Sıra sözlüğün ikinci girdisine geldiğinde saz artık pençelerimdeydi:

    ben buradayım diyebildiğiniz yer: kargalar için dahi uygun bir haykırış aracı

    adamkarga

    14.04.2016 akşamı adminlerin meşguliyet sebepleri

    Alfa’nın açtığı bir başlıktı ve sanırım daha ilk günlerinden ekibin geri kalanının sözlüğe uğramamaya başlaması nedeniyleydi. Her zaman bir bahanem olmuştur ama o gün yazdığım şeyde ne kadar doğrucuydum, hatırlamıyorum.

    yuvaya yeni geldi. gün boyu semaver çayı peşinde kanat çırpıp, karga haliyle top koşturduğundan hayli yorgun olması bahane kabul edilebilir bi durum olmayacaktır.

    adamkarga

    saç malama

    En sevdiğim şey olabilir. Saçmalamak olarak bilinen kelimeyi hep bu şekilde kullandım nedense. Malama aslında bir başına anlamlı bir kelime: Dövülmüş fakat taneleri samandan ayrılmamış tahıl demektir. Saç malamak, TDK için bir anlam ifade etmese de; şeklen saçı dövmek, ezmek mecazen de zihnin anlamsız, savurgan sözler sarf etmesi gibi bir anlama yorumlanabilir. Bunları yazarken bile saçmalıyorum.

    başlangıcı ilk insana kadar dayandırılan ve büyük ustalık gerektiren sanat. görüldüğü ve tahmin edilebileceği üzere kolay da değildir.

    adamkarga

    derin yaram: karga

    Başlığı açan ben değildim ama her halimden anlaşılabileceği üzere kargaları pek bi’ severim. Fakat kargaların toplumda çok yanlış tanımlanmasına kızgınım.

    doğu kültürünün en kutsal saydığı lakin batı kültürünün yerin dibine soktuğu ulu kuş türüdür. fakat doğu, batının etkisinde o kadar çok kalmıştır ki, kendi dininin dahi ululadığı ve tanrının insana ölülerini gömmeyi öğretmesi için rehber kıldığı kuşu, kötü ve uğursuz saymaya başlamıştır.

    adamkarga

    yazarların ilk blog açma hikayeleri

    yıl 2009 olmalı, bambaşka hayallerle açılan mynet kişisel web sayfası ile başladım. dayımdan görmüştüm ilk defa: çocukluk fotoğraflarımızı çeken tek insandı ve kendi mynet web sayfasında paylaşırdı. merak saldım bu yüzden ve bu güne kadar ona yakın farklı isimde tutunamayıp kararsızlık abidesi bir karga olduğumu kabul ettim.

    adamkarga

    yazacak bir şey bulamayan blogger

    Bu sorun her zaman benim için de var ama bu girdiyi yazarken nasıl bir gazla yazdığımı inanın hatırlamıyorum 🙂 Yazmaya başladığım 2009 yılından beri hep yaşadım bu sorunu. Belki de başkalarına değil de kendime idi bu sözler.

    okumayan, gezmeyen yada bunalımda olan bloggerdır. bulmak için aramak, yazmak için çabalamak gerektiği bilgisinden uzak kimsedir. heyecanına yeniden ihtiyacı vardır.

    adamkarga