Yaşamak
“Yazmak kendini iyileştirmek gibi.” diyordu Cahit Zarifoğlu. Adına anı, günlük, iç döküntüsü, zihnimin tortuları vs. da diyebilirsiniz. Burada yazdıklarım bunların hepsini ve dahasını kapsayabilir.

-
SÖZ İZMİR’İN İzmir’e yıllardır gitmek istiyordum. Maksadım görmek gezmek değildi. Hatta bu konuda hiç bir hevesim yoktu. Oldum olası sıcak yerleri sevmem ve hâlâ bu durum aynı. Antalya’da yaşıyor olsam da şükür ki…
-
Yıl 1925.. Erzincan’ın adını iki saniye hafızamda tutamadığım bir ilçesinde, 5 çocuklu bir ailenin ferdi olarak dünyaya geliyor.. 17 yaşında sazıyla erenler sofrasında yer buluyor ve karganın diline pelesenk olacak sözleri yazıyor aşk…
-
Siyasetin anlamını bilmeyen çocuklar gibi şen, bayramda torunu gelmiş reklam nineleri gibi mutlu, umutlu… Hanımkarga ile akşam ne yemek yapılsa sorusuna cevap ararken kendimizi köyün Çorbacı Ali’sine giderken bulduk. Yol kenarındaki hatmi çiçekleriyle…
-
Aslında sadece kısa bir öykü yazacaktım. Son düzlükte vazgeçerek, öykü özentisi şeyin öncesinde kendimi az da olsa ifade etmek istedim. Şöyle ki; blogumda yer alan yazılarımın çoğunluğunda karşılaştığım ortak bir tepki var: “Seni…
-
beyim! sana tam olarak nasıl ifade ederim bilemiyorum halimi fakat.. bendeniz düzenli yaşamaya pek alışık değilmişim. hoşnutsuzum demiyorum, asla! büyük yalana varmaz dilim. ama düzene girdi gireli bir ayı aşıyor hayatım. bu düzen…
-
Nedim ile aynı şeyi mi hissediyorum bu beyti okurken bilemem: İnsanın kendi cevherini keşfedebilmesi için hüdhüd cinsinden, gözleri hazineler sunarcasına tebessüm edebilen bir hayat arkadaşına muhtaçtır. yirmidört mart ikibinondokuz
-
Yolun kenarında bir taşın üstünde otuyorum. Burası köyün köpeklerinin uğrak noktası ve her gün biri dişi biri erkek takımlardan oluşan köpek grupları bu yolları arşınlayarak kokularını bırakıyorlar her yana. Tek tedirginliğim; her şeyden…








