Ay: Ocak 2023

  • Çat Kapı, Andreas Steinhöfel

    Ara sıra çocuk kitabı okumak iyi hissettiriyor. Bunun bu yıl içinde iyi bir çocuk öyküsü yazmalıyım hedefimle uzaktan yakından alakası yok tabi. 2023 yılının ilk kitabını okul kütüphanemizden seçmek istedim ve raflarda ilk gözüme çarpan Alman yazar Andreas Steinhöfel’in Tudem Yayınlarından çıkan  Çat Kapı kitabı oldu. Kitabın çevirisi Ziba Akkerman tarafından yapılmış ve editörü ise Tuğçe Akyüz.

    Kitabın konusu

    Kitap, içine kapanık ve birbirine bağlı görünen Kayın Sokağına dört çocuklu bir kadının taşınması ile başlıyor. Mahalleye yeni taşınan Bayan Schröder ve birbirinden ilginç çocukları, sokağın sakinleri tarafından dışlanmakla kalmayıp çeşitli sıkıntılara da maruz bırakılıyorlar. Onların bu durumuna başkaldıran tek kişi ise Schröder ailesinin komşularının oğlu Paul. Paul hem bu yeni aile ile arkadaşlık kurmak hem de onları diğer insanlara karşı korumak için elinden gelen gayreti gösteriyor.

    Kitap hakkında

    Kitabı hızla ve keyifle okudum. Oldukça ilginç ve akıcı ilerliyor olsa da sanki dahası varmış da erken final yapmak zorunda kalmış gibi hissettiriyor. İçerik bakımından da öğrencilerime okumalarını tavsiye edebileceğim nitelikte bir kitap.

    Bir çocuk hatta gençlik romanı olduğu için kapak görselinde tüm kahramanlarımızın çizimleri mevcut. Büyük bir okuyucu olarak hayal gücümü sınırlandırmaması adına kapağa bakmadan okudum kitabı. Okuma sonrası fotoğrafını çektiğimde detaylıca fark ettim karakterleri. Çocuk kitaplarında belki ama ortaokul düzeyi romanlarda hayal gücünü sınırlayan ana karakter çizimleri kapakta yer almamalı diye düşünüyorum.

    Gereksiz detaylar

    1992 yılında yayınlanan kitabın Türkçe baskısındaki adı Çat Kapı iken orijinal adı Paul vier und die Schöders imiş. Açıkçası Çat Kapı kitap için harika bir isim tercihi olmuş. Tudem Yayınlarında yazarın diğer kitaplarını da buabilirsiniz.

  • Avatar: Suyun Yolu Filmi ve dahası

    Büyük umutlarla gittiğim bir filmden ilk defa umduğundan daha fazlasıyla çıkıyorum. Her anını ya heyecan ya da hayranlıkla izledim Avatar: Suyun Yolu filminin. Heyecanımın en büyük şahidi bu güzel anı birlikte yaşadığım üç harika öğrencimdi. O güzel öğrencilerime bir ödül olarak gittiğimiz sinema ve ardından yediğimiz yemek sanki onlara değil de bana bir ödül gibi oldu. Hem film hem de akşam öğrencilerimle güzelleşti.

    Avatar: Suyun Yolu filmi yorumum

    Filmin süresini gördüğümde bu kadar uzun zamana neler sığdırabildiklerini çok merak ediyordum. Dakikalarca Pandora’ya şahit olmak ve onu yaşamak benim için harikaydı. Film sadece bir olayı, aksiyonu aktarıp geçmek yerine, sunduğu evreni her zerresine kadar yaşamamı, hissetmemi sağladı. Gökyüzünde bir uçan da bendim sanki.. sanki suyun altında hayallerimin ötesindeki canlılarla yüzen, konuşan bendim. Filmin en azından bir yarım saat daha uzun olmasını isterdim.

    Filmde en üzüldüğüm nokta küçük ve kirli bir perdede izlemiş olmamızdı. Önümüzdeki günlerde daha büyük ve kaliteli bir salonda yeniden izleyeceğim 🙂 Ve eminim ki yine pişman olamayacak hatta daha yeni, nice ayrıntılar keşfedeceğim.

    Vlog kanalımın yeni videosu

    Film gününe dair kısa hatıralar barındıran yeni bir video günlük hazırladım. Evimizin penceresindeki güvercinler ve bir öğrencimin köyünden manzaralar da eşlik etti kısa videoya. Hatta sonlarda sevgili eşim de misafir oldu 🙂 Önümüzdeki günlerde eşimin çektiği videolardan da birkaç vlog hazırlayacağım. Size şimdiden keyifli bir seyir dilerim.

  • Bir Buçuk Yıl Sonra Aile

    Yıl 2023 oldu, günler öncesindendi bu hatıra. Yeni yıla ve olan bitene dair konuşacak çok şey var ama blog yazmak için gerekli zamanı ayıramaz oldum. En azından paylaştığım her videonun öyküsünü anlattığım bir yazı yazmaya karar verdim ve ilk olarak da yılın en güzel anlarından birisini anlatmak istiyorum:

    Memleketime, ailemin yanına en son Temmuz 2021’deki büyük yangın sürecinde gidebilmiştim. Yangından bir gün önce adım attığım evdeki birkaç tatlı tebessümün ardından gökyüzümüz kızıla boyanmış ve kalan günlerimi gönüllü yangın faaliyetlerinde geçirmiştim. Yangın bitti, tatil bitti ve ailemden ayrıldım. Onlarla çok vakit geçiremeden ve pek hasret gideremeden.. Rize’ye döndüğüm günden beri ise hastalıklar peşimi bırakmadı ve yolculuk imkansız hale geldi. Bel fıtığı da başlayınca iyice eve hatta uzun günler yatağa bağlı kaldım. Kötü günleri yad etmek istemem ama işte o yangından beri ilk kez annem ve babam çıkıp geldiler küçük erkek kardeşimle. Küçük dediğime bakmayın, oldu yirmi yaşında: Büyüğüne göre küçük. Yakında tercüme ve tashihini yaptığı nice kitaplar çıkacak ve ben de gururla paylaşacağım sizlerle. (Umarım ailenin geri kalan iki güzel kızı ve doktor beyi ile de yakın zamanda bir araya gelip hasret gidermek nasip olur.)

    Anne babamı bambaşka bir memlekette, kendi evimde görmek farklı, garip bir duyguydu. İşim ve üçüncü gün başlayan ateşli hastalık nedeniyle çok vakit geçiremesem de aynı evde olduğumuzu bilmek bile bana iyi hissettirdi. Bu arada onlar Manavgat ben ise Rize’de yaşıyorum: Mesafe hatırı sayılır ölçüde.

    Normal zamanlarda alışkanlık haline getirmeye çalıştığım video günlük kayıtlarımı nedense onlarlayken alamadım. Konuşacak çok şeyimiz mi vardı ya da aklımın ucundan bile mi geçmedi, hatırlamıyorum. Sadece birkaç dakikalığına aldığımız bir kayıtta babamın bana bakışlarını fark ettiğimde dünyalar benim oldu. Öylesine güzel ve samimi bir bakıştı ki.. Az sonra paylaşacağım videonun sonlarında yer alıyor bu anlar: Youtube kanalımın en kıymetli videosu oldu benim için.

    Bu arada kanalıma abone misin?

    Videonun girişinde kayınvalidem ve kayınbabamın hayalleri olan ve birkaç yıldır uğraş verdikleri evleri var. Bugünlerde içine yerleşmek de nasip oldu fakat çektikleri ve maruz bırakıldıkları sıkıntıların haddi hesabı yok. Umarım o evde yaşanacak güzel günler bunca sıkıntı ve kederi unutturur.

    Çocuklarım var sonra videon ilerleyen kısımlarında. Ders kazanımını desteklemek amacıyla cami ziyaretine gittik ve hepsi video çekmemi istese de onlara camiyi ve detaylarını anlatmaktan fırsat bulamadım videoya. Onların kırılmaması adına ve onlar için de geleceğe kısa da olsa bir anı olması için paylaştım tebessümlerini. Umarım hayat boyu tebessümleri eksik olmaz.