Kalorifer peteğine iyice sokuldum. Öğrenciler soğuğa alışkın fakat ben üşüyorum. Dersi anlatırken zaman zaman ayağa kalkıp gezinsem de kendimi bir şekilde yine peteğin yanında buluyorum. Kar sağlam bi’ yağsa ayaz dinecek ve soğuk az da olsa bırakacak yakamı. Gün mü yeni doğuyordu o gün yoksa havada bambaşka bir hâl mi vardı, hatırlamıyorum. Öğrencilerimi hatırlıyorum: gülen gözlerini ve dinmek tükenmek bilmeyen heyecanlarını. Onlarla geçirdiğim son zamanlardan olmalı bu fotoğraf: Büyük ihtimalle onların meraklı bakışları eşliğinde çektiğim bir fotoğraftı. Yıl iki bin on altı. Hâlâ içimde saf kalan şeylerin olduğu bir hayal alemi.
Şöyle yapıyorum: Arşivden seçtiğim birkaç fotoğrafın zihnimde canlandırdığı ne varsa anlatıyorum sana. Daha önce Zamanda Beş Yolculuk başlığıyla bir kez daha denemiştim bunu. Bu arada iyi arşivciyimdir.
okul bahçesinde bir horoz

Yıl iki bin on sekiz. Yurdun bambaşka bir köşesinde harika bir köy okulundayım. Bahçemizde atık durumda kalan küçük tuvalet binasını değerlendirebilmek adına düşünürken aklıma bir fikir geldi: Kendi kümesimizi kurabilirdik. Böylelikle bir yanında tavukların diğer yanında ise tavşanların olduğu keyifli bir köşemiz oldu. Öğrenciler zaten tavuk ve horoza aşina olsalar da tavşan yeni bir şeydi. Çok sevmişler ve çok ilgilenmişlerdi. Sadece bir yıl ömrü oldu kümesimizin. Okulumuza getiri ise çeşit çeşit kitaplardı. Kütüphanemiz tavuklarımız sayesinde canlandı. Bu güzel horoz ise maalesef yılın sonunda arapaşı çorbası oldu.
dama çıkan merdiven

Fotoğraf eski, hikâyesi ise çocukluğumla yaşıt. İki bin on dört yılında çektiğim fotoğraf, çocukluğumun en heyecanlı anlarının geçidine ait. Dedemin asla çıkmama izin vermediği, düşmemden korkuyordu çünkü herhangi bir set yoktu kenarlarında, köy evinin damına çıkıyordu merdiven. Merdivenin başına dedem görmeden ulaşmakla iş bitmezdi. Eskiden daha bereketli olan asmaların arasından geçip dama ulaşmakta zorlanırdım. Damdan tüm köyü izler, uzayan ufka dalar giderdim. Bazen de kendimle iddialaşır ve yandaki kime ait olduğunu bilmediğim birleşik evin iki metre kadar daha alçak kalan damına atlamaya çabalardım. Bir iki kez başarmış olsam da her seferinde sanki ilk kez deniyormuş gibi ürperir ve pes ederdim.
O damda en çok dayımla birlikte uyumayı ve gökyüzünü izlemeyi severim. Belki de hayatımda en fazla bir iki kez gerçekleşen bu hadiseyi sanki defalarca kez yaşamışım gibi hissediyorum. Defalarca kez yapmışız ve artık mahrum kalmışım gibi bir duyguyla yoksunluk çekiyorum. Şimdi çok uzakta olduğum o damda…
bundle uygulamasında bir karga
Yine bi’ şeyler peşimdeyim! Bundle uygulamasından eminim haberdarsındır. Türkiye’nin en iyi haber uygulaması olmakla hakkıyla övünen bu mecrada artık blogum da mevcut. Takip listenize blogumu da ekleyebilmeniz için tek yapmanız gereken “adamkarga” aramasıyla beni bulmanız 🙂 Bu güzel haberle zamanda üç yolculuğun sonuna geliyorum. Hepimiz için güzel bir gelecek ümidiyle…
Bir yanıt yazın