Zamanda Beş Yolculuk

Kargasal ulamında

Yazının sonunda yazılan cümlelerin darbe ile başa geçişidir: Gereksiz anılarımın sabahın erken saatlerinin ürünü olduğunu söylemiştim zaten ama tüm bu anıları hatırlarken kulağımda anlamadığım dilde şarkılar çınlıyordu, onların da hakkını teslim etmek lazım: Rastak isimli bir İran müzik grubu, oldukça keyifli bir ekip, buradan uğrayabilirsiniz. Ayrıca öne çıkan görselde canım kardeşim ile çıktığımız bir Karadeniz gezisinden kalan fotoğraf yer alıyor.

Antalya’da bir Sibirya kurdu

Saat sabahın beşi ve ben farklı hayallere dalmaktayım. Defalarca kez instagram hesabı değiştirdiğim için bir türlü yerinde duramayan anılarımı farklı şekillerde, karmakarışık da olsa kaybetmemiş olmamın bir meyvesi bu an. 2018 yılının ekim ayı ortalarında çıktığımız keyifli ve uzun bir gezintiden kalan tatlı bir hikaye. Nerede olduğumuzu tam kestiremediğimiz ve bitmek bilmeyen, bitmese de olur cinsinden saatler süren bir yürüyüşün kalan tek anısı.

Adı Fıstık; bir Sibirya kurdu ve Antalya’da yaşıyor. Kendisi medyatik bir köpektir ve öyle herkesle yürüyüşe çıkmaz. Lakabı da Eyşan’dır fakat bunun nedenini izah etmek biraz özel hayatını aşikar etmek olacağından susmayı tercih ediyorum.

Canım çeker, kapı çalar

Canım bir şey çektiği zaman en geç iki gün içerisinde bir şekilde beni bulurdu. Çocukluğumda da gerçekleşen bu hal, annemin gözünden oldukça kötü bir şeydi: Açgözlü bir nefsin şeytani bir doyum yolu olarak yorumlardı. Bana göre ise çok saf ve temiz bir mucizeydi: Yaradan kulunun gönlünü hoş ediyordu diğer kulları aracılığıyla, bana küçük sürprizler yapıyordu ve sevdiğini gösteriyordu belki fark ederim diye.

Konuyu hatırlamama neden olan haşlanmış fıstık hikayesi aracılığıyla sevdiğim bir şeyi hatırlamış oldum. Çocukluğumdan beri oldum olası pek bi’ severim taze haşlanmış fıstığı. Bir güzel olur ki sormayın. Sormayın ve ilk fırsatta deneyimleyin.

Bay mantis

Her türlü canlıyı seviyorum. Çocukken karagöz adını taktığım örümcekleri beslemeye çalıştığımı hatırlıyorum. Büyüdükçe bu sevgi farklı hobilere vesile oldu. Başta karınca kolonisi kurmak olmak üzere mantisler ilgi alanıma girdi. İyi bir karınca kolonisi kuramadım ve uzun süreli bir mantis bakımım olmadı ama. Her hevesimde olduğu gibi bunlarda da yarım yamalaktım.

Bir şekilde beni bulan mantis, örümcek, çekirge vb. canlılarla biraz zaman geçirir, onları benimle tutacak bir girişimde bulunmazdım. Diledikleri zaman tek sıçrayışla benden ayrılabilecek olsalar da bir çoğu ile saatler hatta günler geçirdiğimiz oldu. Bu fotoğraftaki de kısa süreli dostlardan birisiydi.

Acemi balıkçı

Son üç yılıma bakılırsa balık tutmayı sevdiğim düşünebilir fakat bu büyük bir yanılgı olur. Balık tutmayı sevmiyorum ama eski ve özlediğim arkadaş ortamımda güzel vakitler geçirebilmenin aracılarından birisi olması nedeniyle çok fazla balığa çıktım. Ucuzdan alınmış ve kısa zamanda paslanmış bir oltayı öylesine denize atar ve boş boş saatlerce beklerdim. Ara ara oltası dolu gelen bir arkadaşıma öykünür ve büyük bir iştahla yemleri güzelce hazırlar, çok iyi olduğunu düşündüğüm atışla dualar eşliğinde atardım oltayı.

Fotoğraftaki anı hatırlıyorum: Günün ilk hasılatı idi ve benim oltama vurmuştu. Gerçi günün geri kalanında bir daha dolu çekemedim. Hayır, oldukça büyük ama zehirli, yenmeyen, adını hatırlayamadığım bir balık daha çekmiştim o gün.

Soba güzel ama zahmetli

Soba yakmak her ne kadar zevkli olsa da zahmetli. Hem kömür hem de odun kullanıyordum. Kömür çuvalları kamyondan iner ve kapının önüne dizilirdi ama her seferinde çuvaldan soba için kömür doldurmak kirli ve gıcık bir işti.

Bazen çok tembel olabiliyorum ve bu fotoğraf en büyük tembelliklerimden birine ait. Odunlar bire birlik tomruklar halinde gelmiş ve ev sahibim aracılığıyla ağaç motoru olan biri tarafından görüldüğü hale getirilmişti. Ama daha duvar kenarına dizilmeleri hatta bir kısmının da balta ile küçültülmesi gerekiyordu. Sanırım bir aydan uzun kaldı o odunlar orada. Bahçeye girmek zorunda olan ilaçlama aracının yolunu açmak zorunluluğu olmasa bir ay daha kalabilirdi.

Karga'dan Mektup Almak İster Misin?

Bir Yorum Yaz


6 Yorum Yapıldı

  1. Kiremithanem dedi ki:

    Ödün sobası zahmetli olsa da keyfi benzersizdir.
    Göze aldım kullanıyorum,kedim de bayılır ona.
    Hoş bir yazıydı.

    • Adamkarga dedi ki:

      Kesinlikle keyfine diyecek yok 🙂 Bir kış ara verdikten sonra bu kış yeniden sobamızı yakacağız. Zahmetsiz güzellik olmuyor 🙂
      Teşekkür ederim

  2. Nazmi dedi ki:

    Lakabı eyşan olan tek sibirya kurdu galiba : ))

  3. Deniz dedi ki:

    Tam olarak hayatın içinden anılar… Bulunduğunuz alanın temiz hava kokusunu ise buradan aldım. Beslediğiniz örümceği, tuttuğunuz balığı hissettim. Akıcı bir yazıydı. Başarılar diliyorum 🙂