Yattığım Yerden

Kargasal ulamında

İşe gitmek için hâlâ vakit var ve yarım saat daha yatakta sürünebilirim. Diğer insanlar nasıldır bilemiyorum ama yataktan çıkmadan önce uzun uzun sürünmek hoşuma gidiyor. Bugün bu sürüncemeden nasıl bir yazı çıkacağını deneyimlemek istiyorum ve seni de buna alet ediyorum 🤷‍♂️

yazamayan yazar, yazarsa

2019 Haziran’ında kelimelerbenim yazarı Sezer abi ile uzun zamandır bloguna yazı yazmıyor olduğu için “Yazamayan Yazar” başlığında bir muhabbet kayda almıştık. O günden bu güne on yedi yazı yazdı ve bunların sonuncusu yine öncesiyle uzun aralı bir şekilde geldi: Son 30 Yılın Zırvası: Oku Kendini Kurtar. Yazı, başlıktan da anlaşılacağı üzere okumanın hayat kurtarmayacağı fikri üzerine kurulu ve “Oku, kendini kurtar!” nasihatine büyük bir serzeniş barındırıyor. Sezer abi ile bir zamanlar kayıt aldığımız Potansiyel Podcast için harika bir konu olabilirdi aslında çünkü kendisiyle birçok konuda zikrimiz, fikrimiz benzeşse de bu başlıkta orta oyunu edasında çekişebilirdik.

Lafı gevelemeden yazıyı kesinlikle okumanızı tavsiye edip kendi düşüncelerimin hap halini içeren yorumumu burada da paylaşayım diyorum:

Bu yazıdan tam bir podcast olurmuş aslında 🙂 Bu algı benim çocukluğum için geçerli ama başkalarının nasihati değil de kendi kendime ettiğim bir nasihatti. Daha 5 yaşında ticareti bilinçli bir şekilde tatmış ve babamın başarısızlıklarının ve borçlarının ceremesini hissetmiş olmam nedeniyle okuyup öğretmen olmak kendi dar çerçevemdeki tek umudumdu. Büyüdükçe kendimi hayatın akışına bırakıp okumaktan ve üniversiteden bile vaz geçtiğim bir anda ilk kez ailemden bu nasihati duyarak hayallerime dair bir işi bırakıp okulumu tamamladım. Şuan nerede ve neyle meşgul olurdum bilmiyorum ama pişmanlığım yok: Ara ara kendimi darlamak isteyip birkaç dram filmi izledikten sonra uyku önce keşke hayalleri kurmanın haricinde tabi 🙂

Ne haksızsın diyebiliyorum, hak veriyorum ne de tamamen haklısın diyebiliyorum. Kafam karışık, konuya bakılabilecek yüzlerce farklı pencere var. Ama kesin olan şu ki İlyas Salman’ın diplomalı hıyarcısından bu yana okumak tek çare değil.

beş yaşındaki ben (altı da olabilir, emin değilim)

Köyden yenice şehre inmiş ve aynı yıl yaşıtlarımdan bir yaş evvel okula başlamıştım. Aslında Kasım doğumlu olduğum için bu yaş farkı ortaya çıkmıştı. Yine de boy ve kalıp olarak alenen küçüktüm herkesten. Şirin miydim bilemiyorum ama kimseyle pek derdim yoktu. Meselemiz okuldaki ben değil: Babamın yirmi küsur ortaklı kurulan ama iki kişinin diğerlerine mark usulü borçlu olduğu bir dükkanındaki ben!

(yattığım yerden kalktıktan saatler sonra)

Küçük yaşta kendimi sayısız kitap ve kırtasiye ürünleri içerisinde bulmuş ve fiyatlarını ezberlemeyi görev edinmiştim. Kitaplar ve yazarları, kasetler ve sanatçıları, bir yığın farklı kalemde ürün ve fiyatları… Hepsi kafamda bir yerlerde dolanıyordu. Dahası turistik ürünler ve bunları şirin görünme çabasıyla haftada bir gün kurulan turist pazarında Alman misafirlere satma çabası. Büyük bir dükkan, tonlarca ürün ve satış fakat evde bir türlü bulunamayan maddi huzur! İlginçti, aklım hayalim almıyordu: Satışlar vardı, iyiydi de günlük kazanç ama evde hâlâ halk pazarına akşam vakitleri gitmek* zorunda olan bir annem vardı. Ticaretten yana umudum çoktan silinmiş gibiydi. Büyüdükçe babamın yaptığı hataları yapmadan aynı dükkanı devam ettirmeyi hayal etmiş olsam da ara ara, okuyup öğretmen olmak ve korkmadan hastaneye gidebilmek** istiyordum. Okumak tek umudumdu dar penceremde.

*halk pazarına akşam vakti gitmek

Halk pazarı adı verilen fakat yüzde doksanı halden aldığı meyve sebzeleri satan esnaflardan, yüzde onu da köylü teyzelerden oluşan bu yerde fiyatlar ve ürünler sabah dolgun ve pahalı, akşam ise solgun, çürük ve ucuzdur. Maddi imtihanı yüksek olan insanlar işte tam da bu vakitte halk pazarının yolunu tutarlar. Ne yazıktır ki aklım fiyatlara erdi ereli halk pazarının yüzü bile halkın gariban tabakasına üstten bakar. Şuan kafamda asla yazamayacağım onlarca öykü canlandı bu pazar yerlerinden.

**korkmadan hastaneye gidebilmek

Sosyal güvencesi olan insanlara layık bir özelliktir. Eğer bir de özel sağlık sigortası varsa o tam bir Cesur Yürek’tir bu konuda. İşte bu ikilinin dışında kalan gruptaki insanların bazı klasik özellikleri vardır. En belirgin özelliğimiz doktor yüzüne hasret olmaktır.. Kırk yılda bir doktora gidildiyse eğer yazılan ilacın alınamayacağını yerin dibine geçiren bir mahcubiyetle doktora ifade etmek ve eğer insaflı ve imkanı mevcut bir doktora denk gelindiyse aynı mahcubiyetle doktorun uzattığı örnek ilaçları almaktır. Eğer doktordan deva olmazsa mahcup bir şekilde girilen eczanenin çalışanına uzatılan reçetedeki ilaçların ederini öğrendikten sonra elleri boş geri dönerken, eğer insaflı ve imkanlı bir eczane ise, arkanızdan gelen sesle geri dönmek ve uzatılan muadil ilaçları gönülden kopan bir dua ile kabul etmektir. Bak buradan da çok öykü çıkardı ama hocam kendi hayatından çok yazma demişti: Kendini çok çabuk tüketme!

oturduğum yerden devam

Son iki başlığı yazarken çocukluğumda okuyarak ulaşmak istediğim yer olan öğretmen masasındayım. Öğrenciler bir etkinlik yapıyorlar heyecanla ve ben de yazıyorum. Okumak hayatımı kurtardı mı bilmiyorum ama çocukluğumun bazı derin yaralarını örttü diyebilirim. Mesleğimin manevi yönünden aşırı derecede memnun olsam da maddi anlamda sadece kurtardığını ifade edebilir fakat mutlu ettiğini söyleyemem. Halime şükretmenin doruklarındayım: Hamdolsun. İyi ki az da olsa sığınabildiğim bir imanım var: Aksini tahayyül bile etmek istemiyorum.

(yazıyı tamamlamak için akşam bilgisayar başına oturduğumdur.)

Şimdi neyi anlatmak istedim ve neyi anlattım inan bilmiyorum. Yazdıklarımı silmemek adına tekrar dönüp okumadan yayımlıyorum. Ama önce tüm bu karmaşaya layık bir öne çıkan görsel ayarlamalıyım (ve otuz dakika sürer gereksiz ve anlamsız bir çaba).

Karga'dan Mektup Almak İster Misin?

Bir Yorum Yaz


2 Yorum Yapıldı

  1. Yatakta debelenip duranlardan değilim. Son 2 senedir alarmdan önce uyanıyorum. Tabiri caize, yataktan fişek gibi fırlarım. Bence sen arada bir oyalan, bak ne güzel bir yazı çıkmış ortaya. Kalemine sağlık.

    • Adamkarga dedi ki:

      Sanırım bu sporun faydaları 🙂 Tembel bir vüxutla ne düzgün uyuyabiliyor ne de uyanabiliyorum. En kısa zamanda senden biraz örnek almam lazım spor yapmak adına. 🙂 Teşekkür ederim