Okul koridorunda bir ileri bir geri yürüyorum. Kafamda whatsapp grubunda konuşulan hedefler, blog yazmak ve hatta blog yazarken “eskisi” gibi olabilmek konuları dönüp duruyor. Bu konuda kendimi de suçlu hissedeceğim bir günün geleceğini beklemezdim ama blog yazarken rahat olamamak, cümlenin devamı için uzun süre düşünmek zorunda kalmak ve hatta uzun süre bir şeyler yazamamak gerçeği ile yüz yüzeyim.
“İyi insan da buradaymış! Hocam biliyor musunuz bu en son yaptığımız denemede çok düşük çıkmıştı net sayıları. Buse, kaç çıkmıştı senin bakim?” Koçu olduğum ve son deneme sonuçlarının ardından utancından bana görünmemeye çalışan öğrenci imi ispiyonlamak için koşan başka bir öğrencim araya girmeseydi bile yazıya sağlıklı bir şekilde devam edemeyecektim. Zil çaldı, sınav var ve belki çocuklar sınav yaparken birkaç cümle yazacak şevki bulabilirim. Eminim ki nereye bıraktıysam orada yazma heyecanım, ama o yerin bana tekrar hatırlatılması gerekiyor.
Hedefler Karmaşası.
2019 biterken başlıklı son yazımda da söylediğim gibi bazı hedeflerim var ama bu ikinci günde, o hedefleri daraltmaya karar verdim. 2020 sonunda kendime kızmamak için bunu yapmalıydım. Normalde rutin takibi, not tutma ve günlük yapılacaklar listesi tutma gibi işlerimi kağıt kalem vasıtasıyla yapıyorum. Fakat en azından günlük ve haftalık rutinlerimin gözümün önünde kalabilmesi için bir uygulama kullanmaya karar verdim. Basit ve darlamayan bir uygulama olmalıydı. Bir çoğunu denedim fakat haftalık rutinlerimi belirlerken illa ki bir gün seçmek zorunda bırakıyordu çoğu. Sonunda daha özgür bir ortam sağlayan oldukça basit “Hedef Takibi” isimli uygulamayı keşfettim ve kullanmaya başladım. Tavsiye eder miyim, ne kadar faydalı oldu vb. gibi sorular için ilerde bir şeyler yazarım belki.
“Babamla ben yaz aylarında, her pazar, pazar yerine girerdik. Yumurta, tavuk, yoğurt satar, evimize gerekli öteberiyi alırdık. Yoksul olduğumuz için pazar günleri de çalışmak zorundaydık. Bilmezsiniz, yoksulların hafta tatilleri yoktur. Onlar sürekli çalılmak zorundadırlar. Yoksa aç kalırlar kışın ortasında.”
Gülibik, Çetin Öner
Bir Gün Sonra.
İlçeye indik. Verilmesi gereken kargolar ve market alışverişi için. Köyde yaşıyor olmanın tek zorluğu, en azından bizim köy için geçerli, şehre ve imkanlarına uzak olmak. Dilimde köy türküleri çalınsa da ara sıra şehre inmek bir ihtiyaç. Bir mağazanın önünde beklerken, uzun zamandır zihnimde olan şeyi ilk kez kendime itiraf ediyorum: Bir şeyleri değiştirmenin zamanı geldi. Blogum için geçerli olan bu düşüncemi takiben herhangi bir icraat gerçekleştirebilir miyim, bilmiyorum ama bunu kendime hatırlatmak iyi bir adım. Yanıma orta yaşlı bir adam oturdu ve içimden ona sorular sormak geçiyor. Neyse, hanımkarga teşrif etti. Kalkmalıyım.
Ara ara mantar toplamaya çıkıyoruz arkadaşlarla. Yazının kapısı olan fotoğraf, eli boş döndüğümüz mantar avlarından birisine ait.
cem oz için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et