Whatsapp Kafası

5 mins read
8

Okul koridorunda bir ileri bir geri yürüyorum. Kafamda whatsapp grubunda konuşulan hedefler, blog yazmak ve hatta blog yazarken “eskisi” gibi olabilmek konuları dönüp duruyor. Bu konuda kendimi de suçlu hissedeceğim bir günün geleceğini beklemezdim ama blog yazarken rahat olamamak, cümlenin devamı için uzun süre düşünmek zorunda kalmak ve hatta uzun süre bir şeyler yazamamak gerçeği ile yüz yüzeyim.

“İyi insan da buradaymış! Hocam biliyor musunuz bu en son yaptığımız denemede çok düşük çıkmıştı net sayıları. Buse, kaç çıkmıştı senin bakim?” Koçu olduğum ve son deneme sonuçlarının ardından utancından bana görünmemeye çalışan öğrenci imi ispiyonlamak için koşan başka bir öğrencim araya girmeseydi bile yazıya sağlıklı bir şekilde devam edemeyecektim. Zil çaldı, sınav var ve belki çocuklar sınav yaparken birkaç cümle yazacak şevki bulabilirim. Eminim ki nereye bıraktıysam orada yazma heyecanım, ama o yerin bana tekrar hatırlatılması gerekiyor.

Hedefler Karmaşası.

2019 biterken başlıklı son yazımda da söylediğim gibi bazı hedeflerim var ama bu ikinci günde, o hedefleri daraltmaya karar verdim. 2020 sonunda kendime kızmamak için bunu yapmalıydım. Normalde rutin takibi, not tutma ve günlük yapılacaklar listesi tutma gibi işlerimi kağıt kalem vasıtasıyla yapıyorum. Fakat en azından günlük ve haftalık rutinlerimin gözümün önünde kalabilmesi için bir uygulama kullanmaya karar verdim. Basit ve darlamayan bir uygulama olmalıydı. Bir çoğunu denedim fakat haftalık rutinlerimi belirlerken illa ki bir gün seçmek zorunda bırakıyordu çoğu. Sonunda daha özgür bir ortam sağlayan oldukça basit “Hedef Takibi” isimli uygulamayı keşfettim ve kullanmaya başladım. Tavsiye eder miyim, ne kadar faydalı oldu vb. gibi sorular için ilerde bir şeyler yazarım belki.

“Babamla ben yaz aylarında, her pazar, pazar yerine girerdik. Yumurta, tavuk, yoğurt satar, evimize gerekli öteberiyi alırdık. Yoksul olduğumuz için pazar günleri de çalışmak zorundaydık. Bilmezsiniz, yoksulların hafta tatilleri yoktur. Onlar sürekli çalılmak zorundadırlar. Yoksa aç kalırlar kışın ortasında.”

Gülibik, Çetin Öner

Bir Gün Sonra.

İlçeye indik. Verilmesi gereken kargolar ve market alışverişi için. Köyde yaşıyor olmanın tek zorluğu, en azından bizim köy için geçerli, şehre ve imkanlarına uzak olmak. Dilimde köy türküleri çalınsa da ara sıra şehre inmek bir ihtiyaç. Bir mağazanın önünde beklerken, uzun zamandır zihnimde olan şeyi ilk kez kendime itiraf ediyorum: Bir şeyleri değiştirmenin zamanı geldi. Blogum için geçerli olan bu düşüncemi takiben herhangi bir icraat gerçekleştirebilir miyim, bilmiyorum ama bunu kendime hatırlatmak iyi bir adım. Yanıma orta yaşlı bir adam oturdu ve içimden ona sorular sormak geçiyor. Neyse, hanımkarga teşrif etti. Kalkmalıyım.

Ara ara mantar toplamaya çıkıyoruz arkadaşlarla. Yazının kapısı olan fotoğraf, eli boş döndüğümüz mantar avlarından birisine ait.

Karga'dan Mektup Almak İster Misin?

ADAMKARGA

2009'den beridir blog yazar: çocuk yaşlarında dinlediği kararsız karga radyo tiyatrosunun etkisinden hâlâ kurtulamamıştır; hayal dünyasında bir karga olarak doğan ve kararsızlığından ötürü insanlığa mahkum edilen saçma sapan birisidir.

8 Comments

  1. Sn. Karga, seni çok iyi anlıyorum 🙂 Ben de yeniden blog açıp “eskisi gibi” yazayım diye niyetleniyorum hep fakat blog yazmak ne kadar bireysel bir eylem de olsa aslında kolektif bir ortamı da gerektiriyor. Bilemeyrum. Ben kendi adıma blogcuların sahadan uzaklaştığını düşünüyorum, en azından “bizim neslin” blogcuların için. Yine de sen yazdıkça burada ben de hevesleniyorum yeniden. Bunun haricinde, her şeyin istediğin şekilde ve hayırlısıyla olmasını diliyorum. Buralardayız.

    • Kardeşlik, eğer seni heveslendirecekse bundan sonra günübirlik yazı yazacağım. Ta ki sen yeniden blog yazana kadar yada ben seni beklemekten bıkana kadar, o konuda tam söz veremeyebilirim 🙂

  2. Eskiden bloglar daha çok takip edilir yeni yazı gelsin diye merakla beklerdik ama şimdi günümüzde bloglarda gazeteler gibi pek ugranmaz bir yer oldu ama hala blogların verdiği keyfi başka bişey vermiyor yine, çoğu yapay

    • Maalesef öyle bir durumdayız. Artık ziyaretçilerimizin çoğunluğu seo kaygısı ile site adreslerini bırakmak isteyenlerden oluşuyor. Yine de yazıyı okuyarak bu eylemi yapan ve mantıklı yorum bırakanlar yok değil. Yazmaktan keyfi alıyorum ve bunlar beni pek rahatsız etmiyor bu sebeple 🙂

  3. Sadece site adresi bırakmak için yorum yazmayı hiç samimi bulmuyorum. Bu durumda zaten sitemizi okuyanlar yine blog yazanlar oluyor. Yani olay “Körler sağırla, bir birini ağırlar” oluyor.
    Bloglar kendini taşıyabildiği kadar başarılıdır.
    Selam ve sağlık ile……

    • Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim. Blog adresi kalacaksa sizler gibi yorumunda samimiyet olan misafirlerimin olmalı. Siz blogunuzu yazmamışsınız ama blogunuzu tanıdığım için kendim ekledim linkinizi 🙂

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.