Etiket: kartpostallaşmak

  • Bir Postcrossing Hazırlığı

    postcrossing nedir?

    Postcrossing, dünyanın dört bir yanından insanlarla kartpostallaşabileceğimiz harika bir platform. Sisteme üye oluyor ve ilk olarak size rastgele verilen beş adrese kartpostal gönderiyorsunuz. Kartpostallarınız ulaşmaya başlayınca bambaşka insanlar da size kartpostal göndermeye başlıyor. Kartpostallarınız ulaştıkça yeni kartpostallar gönderme hakkı kazanıyorsunuz. Siz gönderdikçe size de kartpostal geliyor. Eğer bir kartpostalın nasıl hazırlanması gerektiğini bilmiyorsan eşimin hazırladığı şu yazıyı okuyabilir ve detaylı bilgi sahibi olabilirsin.

    ikincisini bir türlü çekemediğim kartpostal hazırlama videom

    kartpostal hazırlamak

    Kartpostal hazırlamak benim için modern bir yaklaşım ile yoga, dervişane bir tabir ile rabıta yapmak hissindedir. Eğer kafama takılan büyük bir dert yoksa, huzurlu bir dalgınlık halidir. Standart bir kartpostal hazırlamanın ötesinde çeşitli kolajlar oluşturmayı seviyorum. Kartpostala, içimdeki bütün karmaşayı estetik bir şekilde aktarmaya çalışsam da bunu her zaman başarabildiğimi söylersem yalan olur. Bazen sonuca hayran hayran bakıp göndermeye kıyamazken bazen kartpostalın küfürler eşliğinde karşılanacağından korkuyorum. Fakat kartpostallarımı alan, o hiç tanımadığım insanlardan öyle güzel mesajlar geliyor ki; saçma bir tebessüm kaplıyor yüzüme. Son gelen mesajlardan bir örnek vermemin sakıncası olmaz umarım. (buraya şu utangaç maymuncuklardan eklediğimi varsayın)

    “Hello Adam! Thank you very much for your beautiful card! How nice that you are also a teacher! What do you teach? I teach german and greek at the university of Vienna. I wanted to visit Instabul last Februar, but unfortunately the virus didn’t let me. I hope next year 🙂 We teach also through internet, we use zoom, webex and moodle. It was difficult at the beginning but now everyone is used to it. I wish you and your family all the best, stay healthy and happy! Many greetings from Vienna!” Ria

    Bu hafta altı farklı ülkeye, altı kartpostal hazırlamam gerekiyordu: İngiltere, İrlanda, Almanya, Rusya, Belarus ve Hollanda. Hazırlık aşamasında ilk yaptığım şey yazının öne çıkan görselinde görülebileceği gibi masamı olabildiğince dağıtmak 😀 Ayrıca fotoğraf karesine sığmayan birkaç önemli malzemem daha var: Sayfalarını keserek kullandığım eski kitaplar ve birkaç eski dergi sayısı ve kağıt parçaları. Diğer aşamalara ve kartpostallara dair birkaç görsel daha paylaşacağım fakat çekim kalitelerinin ne kadar kötü olduğunu önden kabullenmeliyim.

    Bu hobiyi maalesef çok sevilmeyen bir yönüyle yaşıyorum: Yazı yazmak yerine kesilmiş kağıtlar ve pullarla kartpostalı dolduruyorum. Siz ne olur beni örnek almayın. Uzun uzadıya yazın, içinizi dökün, sorular sorun ve dostlar edinin. Böylesi sizin için daha çok güzellikler getirecektir. İnatçı bir karganın dağınıklığını ifade etmek için seçtiği bu hobi, sana yeni dostlar ve ufuklar açsın.

    Belirli aralıklarla bunu devam ettirebilirim. Kartpostal hazırlama günlüğü tutabilirim ya da üşenmez de video çeker yayımlarım youtube kanalımda 🙂 Merak etme, altı kartpostalın son halini paylaşmadan bir yere gitmiyorum. Eğer konu ile alakalı bir sorun olursa yorumda ifade etmeye çekinme. Ayrıca daha önce yine postcrossing ile ilgili duygularımı yazdığım şu yazıyı da okuyabilirsin.

  • Bir Ada Ülkesinde Yaşamak

    Dünyanın bambaşka bir köşesinden, adını bile ilk kez duyduğunuz, nerede olduğunu google haritalar olmasa bulmamın neredeyse imkansız olduğu bir yerden kartpostal almak, oraya bir kartpostal göndermek ve bir arkadaş edinebilmek, inanın harika bir duygu. Yaklaşık iki yıldır dünyanın dört bir yanından insanlarla kartpostallaşıyorum: Bir insanın sahip olması gereken, zamanını güzelleştirecek hobilerden birisi. Kartpostallaşmayı postcrossing adındaki internet sitesi üzerinden yapıyorum. Sistemin nasıl çalıştığını merak edeniniz olursa başka bir yazıda anlatabilirim elbette ama şuanki konumuz bir diğer adı Karayip Hollandası olan Bonaire, Sint Eustatius and Saba’dan Strasy’nin mesajı.

    Postcrossing üzerinden nadir ülkeleri araştırırken karşılaştım Bonaire ile ve minik bir araştırma ile hayran oldum adaya. Daha sonra orada yaşayan Strasy ile anlaşarak takas yapmaya karar verdik. O bana bir kartpostal gönderecekti, ben de ona. Ona kartpostalda, bir ada ülkesinde yaşamak nasıl bir duygu diye sormuştum ve sorumun cevabı henüz geldi. Kartpostalları aynı anda yola çıkardığımızdan soruma cevabı kartpostalla değil de, mesaj olarak yollamış olsa da mutluluk vericiydi. Kartpostalı ve cevabı hemen hemen aynı günlerde ulaştı.

    Hello Adamkarga, happy and prosperous new year. On December 30th, 2019 I have received your beautiful postcard of Antalya. Living on an island, surrounded by the ocean, having the sun always shining, and having a the incoming North-East breeze cooling you down is wonderful. Although we seek a lot of air-conditioning but here you can be free and reach everywhere in less than 15 minutes, now that we have some traffic. Free access to the most beaches and waterfronts but the people here is always welcoming tourists as long as you respect and be polite in giving the greeting: bon dia, kon ta bai. Happy postcrossing from Strasy.

    Merhaba Adamkarga, yeni yılın mutlu ve huzurlu olsun.
    30 Aralık 2019’da güzel Antalya kartpostalını aldım. Okyanusla çevrili bir adada yaşamak, güneşin her zaman parlaması ve sizi soğutmak için gelen bir kuzeydoğu esintisine sahip olmak harika şeyler. Klimaya çok ihtiyaç duymamıza rağmen burada özgür olabilir ve 15 dakikadan daha kısa bir sürede her yere ulaşabilirsiniz (şimdilerde biraz trafik var). Çoğu plajlara ve su kenarlarına ücretsiz erişim var. Siz buradaki insanlara saygı duyduğunuz ve nazik olduğunuz sürece, insanlar sizi hoşça karşılar ve şöyle selamlarlar: bon dia, kon ta bai. Happy postcrossing from Strasy.

    Çeviri konusunda başarısız olmuş olabilirim, affola 🙂 Eğer tanımadığınız bir coğrafyanın hiç tanımadığınız bir insandan kartpostal almanın hazzını yaşamak istiyorsanız, size anlatabileceğim çok şeyler var 🙂 Bonaire haricinde bir başka ada ülkesine daha ulaşmaya çalışmıştım. Eğer oradan da bir haber gelirse paylaşacağımdan emin olabilirsiniz. Yazılarımdan düzenli olarak haberdar olmak isterseniz, yazının sonunda bir abonelik formu bulunmakta. Ayrılmadan önce Strasy’nin ülkesinden harika bir manzara bırakıyorum sizlere.

  • Yol Öncesi Gak!

    Bugün yapacak çok işim var hatta şuan bu yazı yerine yapmam gereken şeyleri yapsam hanımkargam daha mutlu olurdu sanırım. /çok havasız oldu, pencereyi açıp geliyorum/ Kardeşimin mezuniyeti için karmaşık sayılabilecek bir yolculuğa çıkacağız. 9 saat otobüs, 10 saat tren, mezuniyet, bir günlük gezinti, 10 saat tren, 2 saat tren, 4 saat otobüs, ev! Verdiğim saat bilgileri ile bir miktar uğraşla rota tespit edilebilir aslında 🙂

    Beyni kürekleri hızlı çekmesi için kollarına baskı uyguluyor olsa da saatlerdir süren kaçışın ardından bitap düşmüş olan Hamal Ferhat, daha bir kadırga boyu yol alamamıştı. Gecenin karanlığına eklenen sis onun yardımına yetişmeseydi çoktan enselenmişti. Hasımlarının seslerini duymaya başladığında korkusu gitgide arttı. Yıllarca namını yürüttüğü cesareti şimdi kedi misali miyavlıyordu korkudan. Çok zaman geçmemişti ki sesler daha da yakınlaştı. Hasımlarının sandallarında sallanan kandillerin ışıkları etrafa buğulu bir ışıltı yaymaya başladı. Yakayı ele vermesi an meselesiydi artık. Gökten bir mucize gelmedikçe hasımlarının kinle bilenmiş saldırmalarıyla can vereceği aşikardı.

    karga’dan kısa bir ara öykü denemesi

    KARTPOSTALLAR ADINA

    Düzenli olarak iki internet sitesi vasıtasıyla kartpostallaşıyorum ve bunu farklı zamanlarda dile getiriyorum. Gelmesi gereken ve büyük ihtimalle bi yerlerde kaybolan onlarca kartımın hüznünü bir kenara bırakırarak bugün gelen kartlarımla mutlu olmayı biliyorum 🙂 Aralarında Polonya’dan, Krakow’dan , sevgili bir tutam karınca‘dan gelen tatlı kartın da olması onları daha da özel kılıyor. Kendisine bu ince davranışından dolayı tekrar teşekkür ederim.

    Sana bir teklifim var ayrıca. Eğer bu yazıyı okuyorsan ve daha bana mail ile adresini gönder ve sana bir kartpostal atayım. Ne dersin? Çok güzel olmaz mı? Mail adresimi mi bilmiyorsun: adamkarga.net@gmail.com 😉

    KUŞ, MANTİS YADA KARINCA ÖĞRETMEN

    Çalıştığım okulda kuş, karınca, mantis hatta türlü türlü hayvan, böcek, çiçek sevgim yüzünden konulara en ilgisiz öğretmen arkadaşlarım tarafından bile bu lakaplarla anılır oldum. Öğrenciler ise daha fena bu konuda 🙂 Bir yerde ilginç bir böcek, çiçek veya kuş görseler ya hemen oraya çağırırlar koskocaman bir heyecanla, tüm okulu inleterek yada en ince detayına kadar anlatmaya çalışırlar gördükleri şeyi. Bu iki açıdan çok hoşuma gidiyor. Birincisi, sevdiğim şeyi insanlara farkında olmadan öğreterek yaşayabiliyor olmam, ikincisi ise öğrencilerime merak duygusunu az da olsa aşılayabilmiş olmam. Bu o kadar bir güzel duygu ki: Sıradan ve arkasında iz bırakmayan bir öğretmen olmaktansa hiç olmamayı tercih ederim. Önümüzdeki yıl için kafamda oldukça güzel planlar var ve umarım hepsini bir bir gerçekleştirebilirim 🙂

    Konuyu lüzumsuz uzatmadan bu videocuğu paylaşmak isterim. Sevgimden ötürü müdür nedir, etrafıma çekiyor gibiyim bu güzelim mucizeleri: Hanımkargam ile bahçemizdeki bağdan yaprak toplamıştık ve eve gelip onları bidonlara yerleştirirken yaprakların arasından fırladı bu yavru mantis. O kadar muazzamdı ki, dakikalarca hayran hayran izledim onu. Hepitopu bir buçuk santim boyundaydı. Arada derede şu kısacık videoyu çektim. Ertesi gün odadaki saksıda kuru derisini buldum. Mantisler farklı evrelerden geçiyor ve bu evrelerin her birine adım atarken, yanlış ifade etmiyorsam eğer, kabuk değiştiriyorlar. Geride bıraktığı kabuğa hayretle bakarken biraz daha büyümüş olarak çıktı geldi yanıma. Bir süre elimde izledim onu, birkaç sıçramayla kayboldu yine ve ardından bir daha görmedim. Şuan eğer yaşıyorsa en azından beş santim kadar olmuştur. Kim bilir evin neresindedir 🙂

    REKLAM MI O?

    Son aylarda birkaç kez gizliden gizliye yayımladığım reklam yazıları, yanlışlıkla blog abonelerime mail olarak gitti. O kadar çok utandım ki anlatamam. Evet blogumda reklama da yer veriyorum çok nadir de olsa çünkü belli başlı giderleri var ve en azından bunları kendi içinde telafi etmesini istiyorum. Burayı para kazanma amaçlı kullanamayacak kadar samimi olduğuma inanıyorum 🙂 Bu kısa paragraf utancını yaşadığım bu durumun tekrardan yaşanma ihtimali olduğu için yazıldı. Eğer blog kodlarında bir hata yaptıysam, yine bir tanıtım yazısı mail olarak kapınızda olacak ve bendeniz yine yerin dibine gireceğim. Şimdiden kusuruma bakmayın emi (iki elini birleştirip özür dilercesine bakan gülücük)

    Yazının öne çıkan görselindeki kartpostalı tren yolculuğuma ithafen tercih ettim. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi arşivinden edindiğim karta ve daha fazlasına şuradan ulaşabilirsin. Ve ayrıca son zamanlarda sıklıkla dinlediğim bir parçayı da sona ekleyerek kaçıyorum. Hadi bana kazasız, belasız, huzurlu bir yolculuk! Sana da bolca huzur ve tebessüm 🙂