Etiket: blog sözlük

  • Blog Sözlük Anıları: Acemilik

    blog sözlük nedir?

    Blog sözlük, kafa ekibi adını verdiğimiz bir grup blog yazarı arkadaşımızla kurduğumuz sözlük sitesidir. Zaman içerisinde kafa ekibi olarak sözlükten elimizi ayağımız kestik. Bu noktada zaten her şeyi bir başına imar eden Alfa, olaya el attı ve sözlük yeniden canlandı. Karganız sözlüğün kuruluşundaki en heyecanlı kişilerden olsam da aradan geçen yıllarda kah tamamen uzak kaldım kah tamamen unuttum kah sabah akşam sözlükten çıkmaz haldeydim. Son zamanlarda ise yine sözlüğü unutmuş vaziyetteyim. Fakat her şeye rağmen blog sözlük’ün yeri bi’ farklı bende: Sözlük kurulduğu zaman yazdığım Blog Sözlük Gak!laması‘nı okursan heyecanıma şahit olabilirsin.

    sadede gelelim

    Blog sözlük öncesinde herhangi bir sözlük yazma deneyimim olmamıştı. Bizim diyebildiğim bir çalışma olduğu için ilk zamanlarında çok heyecanlı ve hevesliydim. Ara ara olduğu gibi tekrar mahcubiyet ve hevesle sözlüğü bir haftadır kullanır oldum. Aktifliği azalmış olsa da samimiyetinin bozulma şansı asla yok. Beş yıl önce sözlük formatında yazdığım ilk şeyleri süzünce, bazılarını paylaşmak ve anıları tazelemek istedim.

    ilk entry: blog

    Blog sözlüğün ilk başlığı adından dolayı blog oldu. İlk entry ise Alfa’dan geldi elbette. Sıra sözlüğün ikinci girdisine geldiğinde saz artık pençelerimdeydi:

    ben buradayım diyebildiğiniz yer: kargalar için dahi uygun bir haykırış aracı

    adamkarga

    14.04.2016 akşamı adminlerin meşguliyet sebepleri

    Alfa’nın açtığı bir başlıktı ve sanırım daha ilk günlerinden ekibin geri kalanının sözlüğe uğramamaya başlaması nedeniyleydi. Her zaman bir bahanem olmuştur ama o gün yazdığım şeyde ne kadar doğrucuydum, hatırlamıyorum.

    yuvaya yeni geldi. gün boyu semaver çayı peşinde kanat çırpıp, karga haliyle top koşturduğundan hayli yorgun olması bahane kabul edilebilir bi durum olmayacaktır.

    adamkarga

    saç malama

    En sevdiğim şey olabilir. Saçmalamak olarak bilinen kelimeyi hep bu şekilde kullandım nedense. Malama aslında bir başına anlamlı bir kelime: Dövülmüş fakat taneleri samandan ayrılmamış tahıl demektir. Saç malamak, TDK için bir anlam ifade etmese de; şeklen saçı dövmek, ezmek mecazen de zihnin anlamsız, savurgan sözler sarf etmesi gibi bir anlama yorumlanabilir. Bunları yazarken bile saçmalıyorum.

    başlangıcı ilk insana kadar dayandırılan ve büyük ustalık gerektiren sanat. görüldüğü ve tahmin edilebileceği üzere kolay da değildir.

    adamkarga

    derin yaram: karga

    Başlığı açan ben değildim ama her halimden anlaşılabileceği üzere kargaları pek bi’ severim. Fakat kargaların toplumda çok yanlış tanımlanmasına kızgınım.

    doğu kültürünün en kutsal saydığı lakin batı kültürünün yerin dibine soktuğu ulu kuş türüdür. fakat doğu, batının etkisinde o kadar çok kalmıştır ki, kendi dininin dahi ululadığı ve tanrının insana ölülerini gömmeyi öğretmesi için rehber kıldığı kuşu, kötü ve uğursuz saymaya başlamıştır.

    adamkarga

    yazarların ilk blog açma hikayeleri

    yıl 2009 olmalı, bambaşka hayallerle açılan mynet kişisel web sayfası ile başladım. dayımdan görmüştüm ilk defa: çocukluk fotoğraflarımızı çeken tek insandı ve kendi mynet web sayfasında paylaşırdı. merak saldım bu yüzden ve bu güne kadar ona yakın farklı isimde tutunamayıp kararsızlık abidesi bir karga olduğumu kabul ettim.

    adamkarga

    yazacak bir şey bulamayan blogger

    Bu sorun her zaman benim için de var ama bu girdiyi yazarken nasıl bir gazla yazdığımı inanın hatırlamıyorum 🙂 Yazmaya başladığım 2009 yılından beri hep yaşadım bu sorunu. Belki de başkalarına değil de kendime idi bu sözler.

    okumayan, gezmeyen yada bunalımda olan bloggerdır. bulmak için aramak, yazmak için çabalamak gerektiği bilgisinden uzak kimsedir. heyecanına yeniden ihtiyacı vardır.

    adamkarga
  • Gönül Dürtmesi: Rize

    Yalıçapkını sesi: İnce tiz bir ses ve kısa kısa, ard arda. Sesin ona ait olduğunu görmeden bilebilecek kadar aşina değilim. Hatta ilk kez fotoğraf karelerinden bağımsız görüyorum.

    Sahil kenarındayım, iki taneler, birisi minik bir balık yavrusu tutmuş denizden, diğeri onun rızkının peşinde. Kavgalarının oluşturduğu ses benim için şahane bir müzikal. Ve kazanan balığın yakalayanı.. yavru balığın mideye inişi bir ölüm de olsa harika bir seyirlik.

    Adı doğa, yaratıcısı ne güzel yaratmış. Renklerini görmeye var olan gözlerin kıymetini bilmeli insan!

    Yeni geldim bu sahil şehrine ve ilk işim sahilde bir kahvaltı yapmak oldu. Tek başına olacağımı düşünüyordum fakat şu an seyahatimi deftere yazarken bile etrafında dönen bir arı peyda oldu.

    Kahvaltı tabağını iyice gezindikten sonra balın üzerine kondu ve içti ha içti. Kendinden geçişinden midir yoksa biyolojisi gereği mi bilemiyorum, kuyruğu raks ediyordu habire. gitti, geldi, içti, gitti, geldi, içti, gitti, geldi, içti, gitti, geldi ama bu sefer kahvaltı tabağı yoktu, o da çayımı musallat oldu. Acı çaydan benim gibi pek keyif alamayınca yüzüme bakmadan çekti gitti. Yine geldi, defterimin üzerinde geziyor. Acaba onu anlattığımı fark mı etti?

    Bu yazıya başlamak hayli geç alınmış bir karardı benim için. Bi yerleri gezdiğim yazıların adı deli dürtmesi olurdu ve anlatmaktan büyük bir zevk duyardım.

    Bu sefer o kadar kararsız kaldım ki, aldığım notları ancak iki hafta sonra yazıyorum. Çünkü bu seferki yolculuk nazar değmesin dualı ani bir Rize yolculuğu. Çok konuyu yormadan şöyle ifade edeyim:

    Rize: Yeni ve huzurlu bir bahara ilk adım!

    Ha unutmadan! Blog Sözlüğe eklediğim şu entry de var tabi 🙂

    Osmanlı kahvecisinde içtiğim ilk kahvem ve yanında verilen patlangaçlı çikolata oldukça şaşırttı. Çocukluğumu gözlerimin önüne getirdi, mutlu oldum sebepsizce ve uzun süre ağzında patlamalarına dinledim. Başımda öten karga kardeş de tadını merak etmiş olsa gerek ki ayrılmadı bir türlü. Ayrıca Türk kahvesini, masamda cezveden fincana aktardılar. Oldukça hoş bir ayrıntıydı.

    Bu notu da neden ekledim bilemiyorum ama yazdıkça yazasım geliyorsa demek ki 🙂

    Cafe, kahve ve lokantalarda dolu bir sokak. Arabaya yer yok burada. Bir kahvenin önünde oturuyorum. Genelde yaşı az aşmış, saçları ağarmış, bayramlarda elleri öpülesi insanlar oturuyor. Trafik polisi aracı sesi duyuldu hayli yakından bir süre sonra:
    “.. … …. plakalı araç sahibi! Aracınızı bulunduğu yerden kaldırın!”

    Ak saçlardan bağrı açık olanı fırladı yerinden. Sinirliydi, bağırdı sakin olan ak saçlıya:
    “Ne diy da bu ne diy?”
    “Arabaları kaldır diy.”

    iki yakın arkadaş bunlar, orası belli. Belli olan diğer şey ise siyasi olarak fikirleri aynı değil. İkisi de birbirlerine muhalif: Biri savunucu, diğeri hata sunucu. Soruyu soran bağrı açık ak saçlı, konuyu az sonra daha büyük, yersiz olduğunu düşündüğü, bu anons gibi boş kabul ettiği siyasi konulara getirebilecek olmanın avında.
    “Hani ben buraya araba görmiyrum!”
    “Aklın kördir da gözünda mi köreldi? Ha orayadur koca araba!”

    Yaklaşık 15 dakika süren hararetli, seyri komik tartışma böyle başladı. Konu bittabi siyaset. Biri kendi deyimiyle başkancı, diğeri muhalif. Muhalif olan bir sonraki seçimlerde galip olacağından emin. Başkancı da kendi tarafından emin elbette. Uzun sürmedi seyirlik orta komedisi. Bağrı açık muhalif ak saçlı, çayından son bir yudum alıp ayağa kalktı. Son ve seyircilerine kahkaha patlatmalık sözünü söyleyip uzaklaştı.“Yen beni, s*k beni!”

    Gurbetkuşi ile gezdik biraz Rize’yi. Yazıda paylaştığım kareler ve öne çıkan görsel ona aitti zaten. Sadece şu video karganıza ait bu yazıda ve kahve görseli 🙂

    Harika bir yer Rize, harika bir insanla birlikteyken apayrı güzel elbette. Mesleğime ve hayatıma Karadeniz’de devam etmeyi dilerdim hep ve artık Karadeniz’in adı benim için Rize olarak değişti. Duanı ve güzel temennilerini eksik etme emi. Bir başka yazıda ve yorumlarda görüşebilmek dileğiyle…

  • Blog Sözlük Gak!laması

    Basit bir yazı olmamalıydı ve kara kafam az da olsa rahat olmalıydı bu yazı için: geriye kalan cümleler zaten böylesi ağrılar vesilesi ile ortaya çıkarken huzur dolu bir yazıyı aktarmak için intihar anlamına gelecek ruh halinden arda bakmadan kaçmak gerekliydi. Mesele kısaca tek kelimeden ibaret olsa da iki kelime ile okunması TDK amca açısından oldukça hoş karşılanacaktır: blog sözlük

    Onu daha önceleri anlatmalıydım ve belki bal ikram etmeliydim her bir kelime için okuyanına lakin sözlük zaten aldı başına gidiyor: neredeyse bir ay dolmadan uzun vadede ulaşmayı planladığımız bi noktaya varmış durumdayız: daha da iyi olabilmesi dilekleriyle kim bu adamlar sorusuna kendi lügatimden cevap vermeye gayret edeyim:

    ♦ Hayalin sahibi, bu konuda hayale vesile olan ve her dilediği işi koparma konusunda usta, birilerinin onu anlatmasına ihtiyaç duymayacak kadar “ben buyum!” resmi çizebilen bir insan; kelimeleronun: Sezer İltekin

    ♦ Konya’nın etli ekmeği kadar meşhur olamasa da insanların dilince, bende kon demeden kendini bulduracak muhabbete sahip olan insan, nargile içicisi, kod yazar, adam bozar, laf yazar, laf sokar: velhasılı adam gibi adam: İsmail Usluer

    ♦ İlk tanıştıklarımdan, haline ağladıklarımdan, kah tasarımlarına imrenip kah yaptığı işe içimden küfrettiklerimden, kardeş bildiğim halde çayını içemediklerimden, birayı ve dahi sigarayı bıraktı mı tam bırakacaklardan: kardeş işte lan: Tahsin Sungur

    ♦ Fazla muhabbet şansım olmayan, az tanıyıp sevdiğim, çok tanımaya fırsat bulamadığım, biri öpücük sevdalısı diğeri kötü logoların sahiplenici, ara ara ses etseler de muhabbete can katan iki güzel insan: biri abi, biri kardeş: Emrah Çelik, Mustafa Türk

    Hal böyleyken böyle… Bunca insanla bi yola çıkıldı: sözlük abi dendi: toplansın aga millet bi yerde: hem belki heveslenir yeniler: yeniden doğar solmuşlar: bak bunu buraya yazıyorum, tutar aga bu işler, php ne zevkliymiş lanlar, abi benden b.k olmazlar, işin neresinden tutabilirim ki sankiler, sorular ve ümitler… Bunca hengamede oluşan bi site: blogsözlük (TDK’ya inat, dil bilgisi kurallarına inat birleşik yazıyorum, varsa itirazı olan buyursun yorumlara.)

    Sana şimdi kalkıp da sözlüğe nasıl üye olunur, bu sözlük ne işe yarar diye anlatarak, seni cahillikle sıfatlandırmayacağım: bundan ar ederim. Gel, bak, seversen katıl muhabbete ki seveceğinden adımdan emin olduğumdan daha fazla eminim.

    Ha unutmadan kendim bu projenin neresindeyim; onu izah etmedim. Adamkarga olarak sözlükte, “benden bi b.k olmaz Sezer abi!” modundayım lakin elimden geldiğince; bazen seyrek, bazen yoğun bir şekilde sosyal medya ve cicili komikli görseller hazırlama bölümüyle ilgileniyorum.