İt Gözü, Deniz Tarsus

Uzun zaman olmuş bunca Anadolu kokan öyküler okumayalı. Son okuduklarım hep başka coğrafyaların resmiydi.. toprağı, ağacı, dağı ve dahi taşı, ağzı ile her şey Anadoluydu öykülerde. İçimde tatlı bir meltem estirdi daha ilk öyküsünün birkaç sayfasıyla. Fakat çok geçmedi.. esen meltemin tadı acımaya başladı, beraberinde getirdiği kokunun sancısı yaktı geçti her bir yanımı. Önce kömüre boyandı ruhum, sonra da ruha kıyafet olan bedenim kurumuş yara kabuğunun düşüşüne benzer ayrıldı benden. Çok geçmedi.. ruhumdaki ateş ormanı yaktı.. yağmur yağıyor.. ve sönen ateşin dumanları arasından sapasağlam çıkıyorum: ruhum yerinde, bedenim ruhuma sapasağlam bir giysi.. adıma mucize diyorlar, karnım hayli aç!

Çıplak askerse, elinde kafa derisiyle dimdik ayağa kalktı. Muhtarın kanlı yüzünü suratına yapıştırırken diğer asker ona yardımcı oldu, bir yandan garip büyülü sözleri söylemeyi sürdürdü.

Tamam sakinim ve daha anlaşılır olacağını umduğum bir şekilde devam ediyorum. Öykülerin yazım diline, tarzına ilk öyküde biraz zorlansam da alışmam zor olmadı. Oldukça akıcı ve içine çeken öyküler.. Başlarken her şeyin bu kadar kan kokacağını, bu kadar ölümle karşılaşacağımı tahmin edemezdim. Yaşanabilir olguları fantastik şekilde sunması, betimlemeleri ve kahramanları.. her şey güzeldi ama…

Deniz, dümdüz. Tabak gibi. Hava durgun. Çiğ, gürbüzleşmiş otların, çalıların üstünde işveli işveli oturmakta. Sis yular yular toprağı eşeliyor, az vakti var, birazdan çeker gider.

Sadi öldüğü sırada bebek doğdu. Ağlama sesi çığ gibi yankılattı ortalığı. Sadi’nin ruha bebeğin içine doldu. Bebeğin içindeki ruh birken çok oldu.

Aması şu: Öyküye başlarken kendinizi ansızın huzurlu bir ortamda buluyorsunuz. Her şey çok güzel. Orda bir köy var uzakta… Harika bir anlatım.. ocakta yanan odun sizi de ısıtıyor sanki, böreğin kokusu burnunu sızlatıyor ve sonra herkes ölüyor. İşin en tuhaf tarafı da başka bir öyküye yani başka ölümlere bile bile devam etmeyi istiyorsunuz (hakkını vermeliyim ki iki öyküde ölüm yoktu).

Köyde herkes her gece yatmadan önce düşündüğü şeyi düşündü. Aniden gelen. Ateş gibi harlanıp çabucak sönüveren. Ölümü.

İt Gözü, Hadım serisi ve şüphe serisi olmak üzere iki bölümden ve 8 öyküden oluşuyor.. yazarı Deniz TARSUS’un üçüncü kitabı. İlk iki kitabını da en kısa zamanda temin edip okuyacağımdan emin olabilirsin. Mesaj belli: 112 sayfalık, oldukça kısa ama dopdolu bir kitap seni bekliyor. Unutmadan: Yazının başında yer alan çizimi, kitabın ikinci öyküsünün etkisiyle karalamıştım. Beceriksizce de olsa tatlı bir heyecan barındırdığından paylaşmak istedim. Ayrıca kitap fotoğrafı çekmek pek bana göre bir uğraş değilmiş: Tam beceremedim galiba!

“İt Gözü, Deniz Tarsus” için 2 yanıt

  1. Recep Hilmi TUFAN avatarı

    Merak ettim ben de! Yazdım listeme.

    1. Adamkarga avatarı

      Ne güzel, eminim okumak keyif verecektir.

Recep Hilmi TUFAN için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir