Kitabın editörlüğünü yürüten Hüseyin Kılıç kitabı şu satırlar ile okura takdim etmiştir:
“Ubeydullah Öz, okurları mekânlar, zamanlar ve anlar arasında kısa ve yoğun yolculuklara çıkarıyor. Okur, kitabın isminde ve kahramanlarında olduğu gibi nerede olduğunu ve nereye varacağını kestiremediği satırlarda merakla ilerliyor. Bu yolculuklar kâh hayal aleminde kâh gerçek dünyada kâh bir destanın ortasında kâh isimsiz bir dağın tepesinde bilinmez bir evin içinde sonlanıyor. Yahut başlıyor.”
Kitapların (varsa) ithaf sayfaları daima merak etmişimdir. Ubeydullah Öz, ilk kitabını “sevgili eşim Melek’e…” ithafıyla okuruna takdim etmekte. Peki kitabın ismi nereden geliyor diye soracak olursanız, kitaba ismini veren bir öykü var.
***
Ubeydullah Öz’ü çeşitli sıfatlarla tanımlayabilirim. Benim ve bizim için dost. Öğretmen, yazar ve bir masal anlatıcısı. “Masal Anlatıcısı” tabiri dikkatinizi çekmiş olabilir. Özellikle hemen herşeyin dijitale evrildiği ve sözlü geleneğin unutulduğu bir dönemde çocuklara ve dahi yetişkinlere “anadolu masalları” anlatmak ve bizi köklerimizden haberdar etmek çok mühim bir uğraş. Bu bağlamda Öz’ün öyküleri de anlatıcılığa ve seslendirmeye oldukça elverişli metinler. Çünkü ifade ettiğim üzere akıcı bir dile ve merak uyandırıcı bir üsluba sahip. Müzisyen ve seslendirme sanatçısı Nisan Kumru, kitaptan üç öyküyü dinleyenleri için seslendirdi. Bu öyküler sırasıyla şunlar: İsmini Hak Etme Derdindeki Öykü, Çay Verim mi Abim, Kümesindeki Tavukların İlk Yumurtalarını Kendisi Yemek Yerine Kucak Dolusu Muhabbetle Sunan Kutlu Komşu Kadın. Söz konusu seslendirmeyi şuradan dinleyebilirsiniz.
Ayrıca anlatıcılığa ve edebiyat serüvenine dair uzun bir söyleşi de mevcut. Kitap Haber internet sitesinde yayınlanan söyleşide soruları Müzeyyen Çelik K. soruyor. Söyleşiyi şuradan okuyabilirsiniz.
***
Ubeydullah Öz’ün pek çok çalışmasına yakından şahitlik ettim ve bazı çalışmalarında da yanında bulundum. Üniversite yıllarımızda aynı fakültede farklı bölümlerde lisans eğitimimizi tamamladık. Bizi bir araya getiren şey edebiyat olmuştu. İlk önce 2012 yılının Nisan ayında ilk sayısını yayınladığımız Nun Edebiyat etrafında bir araya gelmiştik ve bu anlamda bizim gibi düşünen, bize destek olan diğer arkadaşlarımızla tanışma fırsatımız olmuştu. Üniversiteden mezun olduktan sonra ise 2015 yılının yine Nisan ayında ilk sayısının yayınladığımız Enfa Edebiyat bizde yeni heyecanlar uyandıran bir başlangıç olmuştu. İşte aşağıda iktibas ettiğim satılar ise yazarın kitabında yer “Enfa” başlıklı öyküsünden…
Bir çay ocağının önünde sustular, ellerini omuzlarından çekip ceplerini yokladılar. Çıkan kuruşlukları bir bir saydılar, iki çay bir simite denk gelen meblağ ile tebessümleri arttı. İki tabure çekip oturdular, çay söylediler, simit bölüştüler ve sustular. Suskunluk da şiir söylemek kadar yakışıyordu onlara.
Ubeydullah Öz, İsmini Hak Etme Derdindeki Öykü

İsmimin anılması, eserin yazarıyla ortak anılarımı – hatıralarımı okumak çok güzel ve mutluluk verici bir durum. Umarım Ubeydullah Öz’den daha çok öyküler okuma fırsatımız olur.




Bir yanıt yazın