Bir Ön Yargı Öyküsü

Kargasal ulamında

Squid Game dizisine dair yazımda ifade ettiğim üzere Kore dizilerine karşı büyük bir ön yargım vardı. Hatta yazı başlığında bile bunu ifade etmiştim. Yazının başlarında ön yargımın nedeninden habersizken sonlara doğru bilinç bodrumundan gelen fısıltılara kulak kabartmaya ve nedenlerimi hatırlamaya başladım.

Yıl iki bin on dört olmalı… Aynı yurtta kaldığımız, gönlü güzel bir sınıf arkadaşım vardı: Adı Şaban A.. Şaban, arkadaş ortamında ve kendi başına iken oldukça sessiz, sakin birisiydi. Ama güzel insandı; kendi halinde, kimseye zararı olmayan… Yalnızca, o zamanlar kusur olarak görmek zorunda hissettiğim bir huyu vardı: Bilgisayarının başında sabahlardı. Okulun son yılıydı: Önümüzde zorlu sınavlar, KPSS ve alan sınavı derdi vardı. Benim hiç o taraklarda bezim olmasa da Şaban’ın sınava dair bir ümidi ve derdi vardı. Lakin çalışmak yerine sadece bilgisayar başındaydı.

Üniversite bitip de sınav için şehirde kaldığımız süreçte, bir sabah gözaltları şişmiş bir Şaban çıktı karşıma. “Allah aşkına ne izliyorsun sen sabahlara kadar?” dedim, “Kore dizileri!” dedi ve başladı anlatmaya: isimlerini, içeriklerini, neden izlenesi olduklarını… O kadar içten anlatmıştı ki normal bir dönemde olmasak hoş karşılar, ben de izlemeye başlardım bir Kore dizisi. Lakin bir hafta sonra gireceğimiz sınavı kazanmaya ihtiyacı olduğu için ona kızmış, o anlık şakayla takılmakla yetinmiştim. (Yaşadığım şeyleri kendimce farklı hatırlamak gibi bir huyum var. Umarım bu da onlardan değildir.)

Dönüp aynaya bakacak olursam sınava ben de hiç çalışmadım. Ailemin maddi durumunu göz önünde bulundurduğumda en az Şaban kadar muhtaçtım öğretmen olmaya. Fakat benim tiyatro üzerine pembe rüyalarım vardı. Şaban dizi izledi, belgesel izledi sınava kadar, ben ise Sivas Ramazan Şenlikleri’nde orta oyunu oynadım her akşam. Sınav gecesi ben sahnede, Şaban ise bir Kore dizisindeydi. Ben atandım ama Şaban o yıl atanamadı. Bir iki yıl sonra denk geldiğim bir facebook paylaşımından anladığım kadarıyla üçüncü denemesinde de atanamamıştı. Onun atanamamasının suçlusu olarak Şaban’ı değil de Kore dizilerini seçtim.

Geçtiğimiz yıl bir sebepten tekrar facebook hesabı açtım ve Şaban ile denk geldim. Yedi yıldır profil fotoğrafı bile değişmemişti: Google görsel arama ile kim olduğunu öğrendiğim Güney Koreli oyuncu Lee Min Jung’un kısa saçlı, siyah beyaz bir fotoğrafı. Maalesef aradan geçen yıllarda kendisiyle hiç bir muhabbetimiz olmadı: Nerededir, ne iş yapar, atanabildi mi, sağlığı sıhhati yerinde mi, bilmiyorum. Adını bile duyduğumda yüzümde tebessüm oluşturan, sevdiğim Şaban’dan da, vefasızlık huyum yüzünden diğer tüm dostlarım gibi uzak kalmışım. Onu tekrar bir Kore dizisi sebebiyle hatırlamam ise benim adıma acı verici.

Yazıya başlamadan önce kendisine ulaşmayı denedim ama başaramadım. Şuan yine ona ulaşma çabasıyla yazıya ara veriyorum. Eğer ulaşamazsam yazıda asıl ismini gizlemeliyim.

İzleyecek film bulamıyordum. Sonra dizi izleyeyim dedim. Benim de Türk dizilerine ön yargım vardı o dönemde. Gerçi haklı bir ön yargıydı, hâlâ o dönemin bir kaç dizisi dışında aynı düşüncedeyim. Aslında Hint dizilerine başlamak istiyordum ama Hint dizisi ararken internet kafede Kore dizilerini gördüm, öyle başladım. İyi ki de başlamışım.

Şaban A.

Konuştuk. Hikâyesinin tamamı konumuz değildi, üniversite anıları daha ağır bastı. Hem yazı için müsaade aldım hem de o zamana dair ağzından birkaç söz kopardım. Neticeye gelecek olursak ön yargım sona erdi. Bir başka Kore dizisini oturup izler miyim bilmiyorum ama en azından karşıma çıkınca hemen burun kıvırmam.


Bu yazı, geçmişe özlemle sona eriyor. Eğer bir başka yazımı okumak dilersen senin için rastgele bu yazıyı seçtim. Ayrıca hâlâ youtube kanalımdan haberdar değilsen buraya tıklayarak ulaşabilirsin. Sağlıcakla…

Karga'dan Mektup Almak İster Misin?

Bir Yorum Yaz


2 Yorum Yapıldı

  1. Elem dedi ki:

    Yok benim tahminim gerçeğine hiç yaklaşamamış ama iyi ki de yaklaşamamışım. Kore dizisi izlemeyen çevrelerde ne zaman izlediğimden bahsetsem klasik çan çin çon esprilerinden çocukça görüp küçümseyenine birçok türden insana denk geldiğim için artık bende de sanırım Kore dizisi önyargısına sahip kişilere karşı önyargım oluştu 😀

    Arkadaşınız hala Kore dizileri izliyor mu ve o dönemde izlediğine pişman mı bunları merak ettim okurken. KPSS dönemimde ben de boş zamanlarımda olmadığı kadar çok izliyordum. Yapılacak meşakkatli bir iş varsa daha kolayına ya da keyif verenine kaçmadan edemiyor insan.

    Dizi vesilesiyle de arkadaşınıza ulaşmanız hoş olmuş bence.

    • Adamkarga dedi ki:

      Aynı durumu ben de çoğu zaman Hint sineması yüzünden yaşıyordum 🙂 Bir nebze anlayabiliyorum bu halini ama sebeplerimin kabul görür olmasına sevindim.
      Hala pişman değil ve izlemeye de devam ediyor anladığım kadarıyla. Keyfi huzuru daim olsun.
      Dizinin en güzel yanı bu hatıraları canlandırmak oldu benim için zaten 🙂 Keyifli bir geri dönüş oldu üniversiteye.