Başlamadan önce birkaç kelime edebilme aşkını kendimde bulabilmem için ZAZ albümümü açmam gerekti, ardından oyun oynamak için düzelmiş olan klavyeyi biraz eğmem: yazarken sola doğru eğik bi klavye pençelerle yazı yazabilmek açısından daha bi rahat geliyor bana. İlk başta şunu söylemek isterim ki arkadaş bildiğim bi insana: iyi halt ettin enaniyetinin pisliğini benim üzerime akıtmakla: havalar yeterince soğuk değilmiş ve sanki hiç üşümüyormuşumcasına bana aldırdığın soğuk duş için sağol hatta varol! Her neyse, laf lafı doğurur, kin daha da büyük kinleri ve dahi kırık kalpleri: benim zavallı karga kalbim kırılıyorsa kimin umrunda! Konu neydi: konu muhabbetti, amaç insan olabilmekti yada daha erdemlisi bi karga olabilmekti amaç!!!
Konu aslında yeni aldığım e-kitap okuyucu: ikinci el: bozukluklarımız ancak bi köşesi kırık ve bir yaşını dolduran bi e-kitap için yeterli olabildi hatta fazladan gece mesaisine kalmak ve dolunayın ışığıyla parıldayan bozukluklar aramak zorunda kaldık kaç gece. Sonunda aldık ve ilk etkilerinden bahsetmek diledik siz değerli dostlara ve özgürce kanat çırpan karga kardeşlerimize. Güzel bi duygu ilk olarak: öyle korkulacak bi şey değil merak etmeyin: koku falan bi yere kadar: evet koku ama onun ayrı bi paragrafın konusu olmasını planlıyorum: hadi başlayalım…
Yakışıyor Mu Sana! Bu Bir İhanet Değil Midir?
Yavaş gel arkadaşım: ilk önce şunu anlamalısın ki: bi karga ancak bi kitap taşıyabilme kabiliyetine sahip. O kitap ise ancak belli bir ağırlıkta olabilir: halterci falan değilim ki taşıyabileyim bi ansiklopediyi veya bi Turgut Uyar’ın Büyük Saati nasıl sığsın küçük pençelerime. Bi de bu açıdan düşünmenizi rica ediyorum: onca kitabı hafifçe ve oldukça da küçük bi aygıtta taşıyabiliyor olmak büyük nimet bizler için ki eminim siz ademoğulları içinde yeterince kolaylık sağlayacaktır.
Okutuyor Mu Harbi Kendini?
En güzel yanı bu zaten: yatmadan önceleri ve uyanır uyanmaz birkaç sayfa okuyabiliyorsunuz kolaylıkla: elinizin yada kendi tabirimle pençenizin telefona değil de bir kitaba uzandığını düşünün.. Ayrıca acayip bi ışık sistemi var, gözleri hiç yormuyor: bunu bütün samimiyetimle söyleyebilirim. Asla pilini düşünmek zorunda da değilsiniz, çünkü bir aya kadar dayanabiliyor. E daha alalı üç gün olmasına ve onca hayat yoğunluğuma rağmen Amin Maalouf’un Semerkand’ını okuyeverdim: daha ne olsun. Ara ara ondan ayrılıp bi Necip Fazıl şiiri okumak veya bi başka kitaptan bi hikayecik ile mola vermek hoş oluyor. Amam küçük bi tavsiye: en fazla üç kitap olmalı içinde: dahası okumanızı engelleyecek ve dikkatinizi dağıtacaktık.. hele de benim gibi bi kararsız karga iseniz yandınız demektir 🙂
Ama Kitap Kokusu Bi Ayrı, Dimi?
Öyle, öyle ama gözlerini dünyaya açtığı zamandan beri bozuklukların yanı sıra habire kitap biriktiren bi karga olarak onca kitabın hakkını veremiyor olduğum gerçeği ile yüz yüzeyim.. belki aranızda benim gibi olanlarınız da vardır. Okuyamadıktan sonra koksa neye yarar: illa onun da parfümünü yapmışlardır 🙂 Ama evet: bazı kitaplar basılı olarak güzel: onlar o halde okunmaya ve korunmaya devam etmeli.. Hangilerinin böylesi bi değere sahip olduğu size kalmış: benim için başlıcaları Mustafa Kutlu ve Hüseyn Kaya kitaplarıdır.. sizin için bambaşkaları… Yani paşa gönlünüz bilir: benden size bi tavsiye: o kadar korkmayın hatta sevin e-kitap okuyucuları 🙂
Bir yanıt yazın