Kaşlarını kaldırması işe yarasaydı köyün kocamışının ve Hasan dokunmasaydı anasına. Bütün köy inanmasaydı kendi yalanlarına, hayallerine, içlerinde yaşasalardı bütün heyecanı. Yada Esme bu kadar güzel olmasa mıydı; kendini düşman ettirecek kadar bütün köye. Halil kaçırmasaydı kızcağızı ve kıymasaydı namusuna. -Koca hikâye hiç yazılmamış olsaydı der gibisin karga!- Sanki öyle der gibiyim hatta daha da ötesi Hasan’ın uçurum kenarından düşüp ölmesini, başında uçuşan kartalları sevindirmesini dilerdim. -Tamam sakin ol efendi!-

“Bu yazıya gözün değdiyse sevgili misafir, mantıklı cümleler olmayacaktır okuyacakların, bunu bilmelisin.” Der ve bu adam neden yedi yıl bekledi sorusuyla okumaya başladığım bir Yaşar Kemal öyküsünden bahsi açarım. Abbas gelip neden Halil Aga’yı öldürmek için yedi yıl bekledi diyerek ilk arayı verdim romanda. Olayların detayı için elbette okumaya devam etmek gerekiyordu ama bu soru üzerinde bir süre düşünüp bi şeyler oluşturmak zevkli bir uğraş oldu benim için. Fakat sonradan her bişiiiler (böyle yazıyorsak bi sebebi var)  farklı imiş. Hikayeyi külliyen anlatmış olmak istemesem de adamcağız meğersem hapisteymiş. Şimdi dersen ki Abbas kim, Halil’i neden öldürdü ve neden bekledi yedi yıl: Bütün bu soruların cevabını okumanızla bulabilirsiniz.

Yaşar Kemal okumak ayrı bi dünya yaratmanıza sebep oluyor zihninizde: Küçümen Çukurova, koca bir dünyaya dönüşüveriyor. Çukurova’dan yola çıkıp geçmişteki Türkiye’yi anlıyorsunuz biraz ve sonra neden böyle olduğumuzu (Lafın bundan sonrası için kırmızı ışık yakıyoruz.).

Yılanı Öldürseler, aile olgusunu ve dini hurafelerin ne kadar sıkıntılı noktalara ulaşabileceğini sorgulamaya sebep oldu bendenizde. Hortlar hikayeleri, kanı arkada kalma mevzusu, zebanilerin işkenceleri vs. Hele de kanı arkada kaldı diyerek bir adamın yeniden dünyaya gelmesi farklı hayvan suretlerinde, ölüp ölüp geri dönmesi, bir gün kedi, bir gün köpek olması, çekirge olması mesela, kurbağa olması… Halk içinde bunca şeyin dinin bir parçası olarak görülebiliyor olması, korku verici. Ayrıca, (evet, bunca psikolojik baskı, baskının ötesinde nasıl denir zorlama, dellendirme vs. olanca şeye rağmen) bir evladın annesini öldürmeye niyet etmesi bile ürkütücü bir düşünce idi. Neyse daha fazla geviş getirmek kargaya yakışmaz!

Kitapta bir güzel şey daha var, Abidin Dino’nun çizimleri: Can katmış öyküye. Esme’yi anlatılan kadar güzel resmedilememiş olsa da varlığı oldukça güzeldi çizgilerinin (Ağrı Dağı Efsanesindeki çalışmalar daha çok hoşuma gitmişti ama).

Gitmeden romanın Türkan Şoray’ın yönetip, başrolünde olduğu (Esme olmak bi ona yakışırdı zaten) bir Yeşilçam filmimiz de mevcut, tavsiye edelim ve dam üstünde çul serer diye diye kanat çırpıp bu yazıya bir nokta koyalım artık. -İyi edersin, az bi şey de hemen kaç zaten, cahillik akıyor sözlerinden! Bu gün iyice düşman kesildin bakıyorum da bize. Yok ondan değil de kırgınım sana. Neden mi o? Pek yer vermez oldun bana! Tamam söz, bir diğer sefere beraberiz. Valla mı? Valla.-

Bunları da Sevebilirsin :)

YORUMSUZ BIRAKMA ^^