Sevgili Hayat, İstanbul Devlet Tiyarosu

3 Dakikada Okunur
3

Antalya Devlet Tiyatrosu sahnesinde izlediğim İstanbul Devlet Tiyatrosu oyunu, Yeşim Gül ve Ebru Aytürk’ün canlandırdığı iki karakter, muazzam oyunculuk, ağza yakışmamış Rum şarkıları, harikulade danslar ve karmaşa! Karmaşa çünkü oyunun ilk 10 dakikası, gerek ses efektlerinin baskınlığı, gerekse repliklerin sarf ediliş şekli nedeniyle hiçbir şey anlayamıyorsunuz. Bu durum oyun boyu iyi konsantre olmadığınız her an sizi yakalıyor. Cahilliğimi saklayacak değilim fakat oyunu, oyundan sonra yaptığım araştırmalar sayesinde anladım. 1 saat süren tek perdelik oyunun ardından gerek oyunu, gerekse bahsi geçen (oyunda nedeni tam anlaşılmıyordu) göç arzusunu anlamak için bir müddet araştırma ve okuma yapmak zorunda kaldım. Oyunu Devlet Tiyatrosu şöyle ifade ediyor:

“1922 yılı İzmir’inde, “Amane” kahvelerinde şarkı söyleyen Eleni ile sokaklarda yaşayan Lena’nın hayatları kesişir. İki kadın savaşın kaosunda, ‘gitmekle kalmanın’ sanrıları arasında kendi yazgılarına sürüklenir. Toprağından sökülüp atılanların kültürüne, müziğine ve trajedisine farklı bir bakış…”

Eğer oyunun konusunu oyundan evvel okumazsanız olan biteni anlamanız oldukça güç. Ancak emin olun bütün bunlar kötü bir oyundu, aman izlemeyin anlamına gelmiyor. Sadece biraz okuyarak gelin ve muhteşem, oyunculuğun tadına varın diyorum.

Oyun mübadele dönemindeki iki kadını anlatıyor dedik. Biri gidişin hayaliyle koşuştururken, diğeri topraklarından ayrılmayı ölüme yeğliyor: Baskın replikleriyle Elini ön planda gibi dursa da sizi oyuna bağlayan Lena’nın sevecenliği ve yer yer ansızın patlayan neşesi olacaktır. Yaratıcı geçmişe dönüşleri, dansları ve hızlı geçişleri(!) ile güzel ve izlenesi bir oyun Sevgili Hayat 🙂

***

Oyunun Dekoru.

Oyun Sonrası Defterime Aldığım Notlar.

Karga'dan Mektup Almak İster Misin?

ADAMKARGA

2009'den beridir blog yazar: çocuk yaşlarında dinlediği kararsız karga radyo tiyatrosunun etkisinden hâlâ kurtulamamıştır; hayal dünyasında bir karga olarak doğan ve kararsızlığından ötürü insanlığa mahkum edilen saçma sapan birisidir.

3 Comments

  1. Tiyatroya hep hayranlık duymama rağmen hayatım boyunca sayılı defa gitmişimdir. Bu özenmeden öteye gidemeyen ruh halimi kırmak için yanıma tiyatro ortağı aramaktan vazgeçip geçen hafta bir oyuna gittim ve o kadar iyi geldi ki. Sanırım bundan sonra sürekli hale getirmek istediğim şeylerden birisi tiyatroya gitmek. İnsanın üzerinde bıraktığı etki, kaliteli oyunculuklar varsa eğer, sinemadan daha da etkili oluyor ve benim tam olarak aradığım da buymuş sanırım 🙂
    Notunu göz önünde bulundurarak tiyatroya bir daha ki gidişimde küçük bir araştırma yaparak gideceğim 🙂

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.