Resim Dersleri Almaya Başlamam Üzerine Bir Hesaplaşma

Kargasal ulamında

Resim çizmeyi ortaokul ikinci sınıfta, bu zamanın yedinci sınıfına denk geliyor, görsel sanatlar dersi öğretmenimiz sayesinde sevdim.

başlangıç

Beş yıllık ilkokul eğitimimi bitirip ortaokulda kendimi bulduğumda her derse ayrı öğretmenin giriyor olması çok ilginç gelmiş; bu hale uzun süre alışamamıştım. Tam bir ayran gönüllüydüm: Ortaokulun her bir yılı ayrı heves ve hayallerle geçmişti. Resim çizmeyi ikinci yıl keşfettim çünkü ilk yıl blok flüt çalmayı yaşam amacım olarak görüyordum. Bir şeyde iyi olmak arzusu o kadar ağır basmıştı ki, bulduğum her boşlukta ders kitabındaki parçaları diğer arkadaşlarımdan önce öğrenebilmek için çabalıyordum. Fakat kitabın son notaları olan Eski Dostlar’ı ilk çalan ben değil sevgili dostum Volkan oldu. Adı konulmamış tatlı bir yarışta gibiydi ama tavşan ile dağ misali fark vardı aramızda, Volkan iyiydi, çok iyiydi.

Yedinci sınıfta ayran gönüllülük sıfatını gururla taşıyarak flütten uzaklaşıp resim çizmeye kaptırdım kendimi. En az müzik öğretmenimiz kadar iyi yeni bir öğretmen geliyordu derslerimize. Ne anlatıyordu, nasıl anlatıyordu hatırlamıyorum ama sevmiştim resim çizmeyi. O zamana kadar hiç alakam yoktu sanırım. (Hayır: Dayım çok güzel çizim yapardı, bir de Ayşe abla vardı, çocukken onların lisede yaptıkları çizimlere bakardım hayran hayran.) Bir gün ödev olarak ünlü ressamların yüzlerini çizmemiz gerektiğinde Pablo Picasso’nun portresini yaptım. Baya güzeldi olmuştu, baka baka çizebiliyordum, çok güzeldi, bunu ben yapmış olamazdım, birisine mi çizdirdim de beynim o kısmı silerek tüm başarıyı bana atfetti, hatırlayamıyorum ama öğretmenim çok sevmiş ve beni okullar arasında yapılan resim yarışmaları için çalıştırdığı ekibe dahil etmişti. Ama her ne olduysa oldu, ilgim daha o yıl soluverdi. Nasıl ve neden, hiç hatırlamıyorum.

sönüş

Lisede hiç alakam olmadı. Ara ara keşkeler yaşadım, hep yaşadım. Defterlerimin kenarlarına çizdiğimin minik karakterler ve ufak manzaralarda keyif ve huzur buldum. Üniversitede de devam etti bu ufak çizimler. Üniversitede birkaç kez ders almak girişimlerinde bulunsam da devamı gelmedi. Sonra çalışmaya başladım. Hâlâ aklımın en güzel köşesindeydi çizim yapmak. Çalıştığım kurumdaki resim öğretmeni bir arkadaştan kısa süreli aldığım dersler, iş ve kafa yoğunluğu nedeniyle devam edemedi. Başaramadım ve pes ederek rafa kaldırdım. Gayret rafa kalksa da hayali hep bir köşede canlı kaldı.

hevesler

Evlendikten sonra başlayan pandemi sürecinde sulu boya yapmaya heveslendim, hevesim kısa sürdü. Hanım bir çizim tableti hediye etti ve keyifli denemeler yaptım ama temel bir eğitimim bile olmadığından görseli üstünden geçerek çizmenin ötesine varamadım. Bir canlı eğitim almak, sıfırdan başlamak varken zamanımı hep başka başka şeylerle doldurdum. (Bunları yazarken anlamsız bir his yaşıyorum: Beynim sanki bir saman yığınından ibaret ve ben yazdıkça o samanlıkta daha da derine düşüyorum. İşin ilginç yanı, samanlar ara ara gözümün önünde cidden varlarmış gibi beliriyor!)

günümüz

Geçtiğimiz günlerde izlediğim Aşk ve Canavarlar filminin ardından hayal dünyamın ürünlerini resmedilmek arzusu iyice belirginleşti, her şeyin önüne geçti. Udemy sitesinden harika bir kurs alıp çalışmaya başlamıştım ki sevgili dostum Ahmet Alataş arayıverdi. Hoş bir tevafuktu o gün araması; kendisi harika bir çizerdir. Olan biteni anlatınca dümeni eline aldı ve bana öğretmen oldu. Bugün tam bir hafta oldu; hâlâ düz çizgiler çizdiriyor bana ve sanırım uzun bir süre daha böyle devam ettirecek öğretmenim 🙂 Hiç bir zaman olmadığım kadar gayretliyim. Takip eden ve ilgilenen muhabbetli bir öğretmene sahip olmak, beni daha da gayretlendiriyor. Hatta kendime bir söz ve uzun zaman sonra ilk kez bir hedef belirledim hayatım için: Otuz yaşını bitirmeden hayalimdeki şeyleri az çok kağıda aktarmaya başlayabilmiş olmak diliyorum. Önümde bir yıldan fazlası var ve umarım yine ayran gönüllülüğüm tutmaz. Umarım her şey umduğumdan da güzel devam eder.

Karga'dan Mektup Almak İster Misin?

Bir Yorum Yaz