Siyasetin anlamını bilmeyen çocuklar gibi şen, bayramda torunu gelmiş reklam nineleri gibi mutlu, umutlu…
Hanımkarga ile akşam ne yemek yapılsa sorusuna cevap ararken kendimizi köyün Çorbacı Ali’sine giderken bulduk. Yol kenarındaki hatmi çiçekleriyle uzun süren muhabbet sonucu yirmi dakikalık bir yürüyüş sonrası vardık lokantaya. Ali abi, kısa boyu, hafif kilosu ve bizleri gördükçe tebessüm eden yüzüyle hoş ve elibol bir insan. Çorbası öksüz doyuran denilir, büyükçe bir tabakta gelir. Sadece çorbayla bile karnını doyurabilir müşteri. İsterse ızgara vb. et yemekleriyle de devam edebilir ziyafetine. Burası hayli kalabalık bir şehirler arası yolu kenarında olduğunda başta kamyon şoförleri olmak üzere yolcuların uğrak noktası.. Bu sebepten hiç tanımadığınız insanlarla beraber yemek yiyebilir ve ilginç yol hikayeleri dinleyebilirsiniz. Hatta şanslıysanız ve yola çıkmaya hazırsanız herhangi bir araba yada tıra binip saatlerce muhabbet sonrası kendinizi yeni bir ilde bulabilirsiniz. Bi saniye…
Birkaç hafta önce Hanımkargam civciv almamı istedi. Evde büyüttükten sonra bahçedeki kümese koymayı planlıyordu. Fakat köye gelen tavukçuda civciv kalmamış olunca yerine bıldırcın yavrusu aldım iki tane. Çok sevdi onları ama kısa bir süre sonra dişi bıldırcın hastalıktan öldü. Yalnız kalan erkek için bir eş bulmalı yada bıldırcınları olan birisine vermeliydik. İnsan veya hayvan fark etmiyor.. yalnızlık ağır mesele.
Çorbamı içerken düzenli aralıklarla bir kuş sesi duyuyorum ve ilgimi çekiyor, çekmemesi imkansız 🙂 Lokantada işe giren yeni mezun öğrencim Ramazan, ilgimi fark edip geliyor: “Hocam arkada bıldırcınlar var, ses onlardan geliyor.” Kaşığı bir kenara bırakıp doğru sesin geldiği yere geçtim. Kafeste onlarcası var ve her yan yumurta dolu. Güzelliklerinden kendimi aldığım anda bizim yalnız erkeği buraya getirip bırakmak fikri canlandı zihnimde. Yemekten sonra Ali Abi’ye teklifimi sundum. Henüz evdeki iki bıldırcınımdan birinin öldüğünü söylemiştim ki “Al götür benimkilerden iki tane, yanına koy.” diyerek sözümü kesti. Aksi için çabalasam da eve dönerken kucağımda iki tatlı bıldırcın ve 18 bıldırcın yumurtası vardı. Buraların insanı böyledir: Senden almak değil, sana daha fazlasını ikram edebilmektir derdi. Keşke tüm ins… Neyse, karganın duası kabul olsa, her saat başı güneş yeniden doğardı.
Şimdi tahta kafeslerinde üç bıldırcınımız var ve daha ilk günden iki yumurta verdiler. Onları gördüğümde öylesine sevindim ki. Çok saçma bir sevinç belki dışarıdan ama o iki yumurta ile siyasetin anlamını bilmeyen çocuklar gibi şen, bayramda torunu gelmiş reklam nineleri gibi mutlu, umutlu…
pastel için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et