adamkarga

ubeydullah öz'ün kişisel blogu

hasta olduğunu söylemekten çekinir hâle gelmek!

ulamında

yazıldı.

birkaç gündür ateşler içindeydim, hanım diyor ki gece 39.7yi gördün. hamdolsun halime, bu sabaha daha iyi uyandım lakin ağrılar devam ediyor. boğazım süreğen bir iltihap var ve hayli zamandır nedeni bulunamıyor.

önümüzdeki süreçte romatoloji ve alerji-immünoloji birimlerine yönlendirildim. romatolojiye yönlendirilme sebebim ise tekrar eden aftlar.

bunlar gittiğim bilmem kaçıncı farklı branş oldu. şifa Allah’tan, vesilesine ulaşmaya çabalıyoruz. sabretmek nasip olsa da ateşin ve ağrıların ağır bastığı anlarda aşırı olumsuz duygu patlamaları yaşıyorum: aylardır çıkmayan çocuk kitaplarım için hiç çıkmayacağı senaryolar düşünüyor, çıkardığımız birkaç dergi hatta yayınevini kapatıyor, blogumun fişini çekiyor, sosyal medyadan uzaklaşıveriyorum zihnimde. sanki tedavisi buymuş gibi bir hisse kapılarak bunları yaptığım bir alternatif yaşamda buluyorum kendimi. ta ki karım gelip beni dürtene kadar. o gelene kadar kendi distopik evrenimi kendi hayatım üzerine inşa ediveriyorum.

2026 yılı içinde her ay düzenli olarak devam etti bu süreçler. kaç kere dinmeyen ateşle acile gittik, sayamam. karıma ne kadar yük oldum, hakkını ödeyemem, hesap edemem. en çok da çalıştığım iş ekibine mahcup hissediyorum kendimi. o kadar sık hastalandım ve sesimi kullanamaz hâle gelerek işleri uzattıkça uzattım ki, bakın yine hasta oldum diyemiyorum.. 39.7 derece bir ateşle karım sabaha kadar başımda nöbet tutmuş olsa da o esnalarda bile en büyük dert edindiğim şey yapmam gereken işlerdi.

tüm bunları bir tweet olarak atacaktım ama baktım ki içimi döktükçe döküyorum, kürkçü dükkanına geliverdim. dünya ile iletişimden koptuğum dört günde yapılması gereken onca iş birikti ve eksik bıraktığım, yetiştiremediğim sözler kapıya dayandı. hastaydım demek istemiyorum. bu nedenle Rabbimden bast-ı zaman duasındayım. bugün o kadar genişlesin ki onca işi bir güne sığdırabileyim de günahlarıma kefaret olası hastalığım, daha da dillenmesin.

peki ya bu yaptığım nedir? yazarak ve bu yazıyı paylaşarak da bir nevi dert dökmüş olmuyor muyum? evet ama Cahit Zarifoğlu’nun “yazmak, kendini iyileştirmek gibi…” sözünün üzerime sirayet edebilmesi için yazıyorum tüm bunları. bir dua niyetine. hastalıklarımın günahlarıma kefaret olabilmesi, bast-ı zaman nasip olması, son günlerde sessiz kaldığım ve bu yazıyı okuyacak kadar kıymet veren dostların ve söz sahiplerinin halimi hoş görmesi, kendimi masa başında tutmaya alıştırarak işe yoğunlaşabilmemi sağlamak ve dahası için yazıyorum.

dua eder, duanızı beklerim.

vesselam…

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ubeydullah Öz

1992 yılında Manavgat’ta ebeye yetiştirilmek için binilen araçta gözlerini dünyaya açtı. İlk ve orta öğrenimini memleketinde tamamladı. Büyürken blog yazdı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde okudu, öğretmen oldu. Edebiyatı babasının roman yazdığı kareli defter, Hüseyn Kaya ve dergilerle sevdi. Arkadaşlarıyla sayısız dergi ve fanzin çıkardı. Öyküleri muhtelif dergilerde yayınlanıyor ve bir gün çocuk lar için yazmanın hayalini kuruyor.

aSosyal Medya

KitapYurdu’nda…

adamKarga/k!…