Ekmek Kapısı ve Tahir Fikri Gizemi

“19 Eylül 1977 gün ve 1952 sayılı Tebliğler Dergisinde önerilmiş öykülerin devamıdır.” notu yer alan kitabın yazarı hakkında internette tek bir bilgiye rastlayamadım. Tahir Fikri…

Yazar, büyük ihtimalle müstear bir isimle birçok kitap yazdı ve sonrasında ortadan kayboldu. Kendisi hakkında sadece iki bilgiye rastlayabildim: Birincisi Niğde’li ünlüler başlıklı aynı isimleri barındıran birkaç yazıda adının geçiyor olması ama kitabımızın yazarı mı yoksa başka birisi mi kesin değil. İkincisi ise 2011 yılında Mardin’in Midyat ilçesinde yayımlanan Habur Gazetesinde, Ateş İlyas Başsoy tarafından yazılmış olan bir köşe yazısı.

Bu yazının içeriği ise oldukça ilginç. Çünkü yine yazar hakkında bir bilgiye sahip olamıyorsunuz. Sadece diğer bir kitabı hakkında aldığınız merak uyandırıcı ipuçları ile daha büyük bir gizem oluşuyor zihninizde yada sadece benim için öyle 🙂 Köşe yazısından önemli gördüğüm noktaları kısaca paylaşmak istiyorum:

“70’lerde çocuk olan birçok kişi gibi, Küçük Kara Balık, Bir Şeftali Bin Şeftali, Şişkolarla Sıskalar ve Aziz Nesin öyküleri ile başlamıştım okumaya. Birgün İshak kitabının yazarı Tahir Fikri okulumuza gelmişti, sene 1978 olmalı.

Hızla okumuştum, gecekondu ve göç konulu, ağır bir romandı. Köyden kopan genç bir aile büyük şehirde tutunmaya çalışıyor: Kavgalar, üzüntüler, perişanlıklar… Romanın konusunu anımsasam da finali hariç tüm detayları unutmuşum. Kitabın sonunda genç çiftin onca mücadeleyle yaptıkları gecekonduları dozerlerle yıkılıyor. Evleri, umutları gibi yerle bir oluyor. Korkunç bir karamsarlıkla yıkıntıların arasında oturan erkeğin yanına karısı geliyor ve ona bir şey söylüyor. Söylediği bu söz, kitabın son cümlesi.

İşte bu sözü unutamıyorum. Üç sözcüklü bir cümle, benim gibi bir kent bebesinin çevresinde hiç duyamayacağı türden, köylü ağzıyla söylenmiş, ilk bakışta alabildiğine sıradan bir cümle.

Hayat ne zaman acımasızca davransa bu cümle, hafıza dehlizimden yukarı çıkıverir. En umutsuz olduğum anda bu cümle yanımda can yoldaşımdır. Yıkılan umutlarımın yanında otururken, o genç köylü kadın yanıma gelir ve kulağıma bu sihirli cümleyi fısıldar:

“Yaparık, yenisini yaparık.”

Evet, söz yine karganızda. Henüz yazıya konu olan kitaptan bahsedemedim. Ekmek Kapısı kitabından çok yazarının gizemini tercih eder oldum ve yazıda bahsedilen İshak kitabını okumayı. Ama sözü Ekmek Kapısına bırakma zamanıdır:

Kitap, ayrı ama aynı havayı soluyan 3 öyküden oluşuyor. İlk öyküde, henüz her yanı betonarme olmamış Ankara’nın merkezine oldukça uzak bir yerden arsa satın alan ve oraya bir ev yapma hayaliyle yaşayan memurun, tapu işlemleri sırasında yaşadıkları ve tayini ile hayallerinin nasıl yön değiştirdiğine şahit oluyoruz. İkinci öyküde, şehirden uzaklaşıyor ve kendimizi küçük bir köyün okulunda, sobanın başında buluyoruz. Tek derslik: Birinci, ikinci ve üçüncü sınıflar sabah, dört ve beşler ise öğleden sonra eğitim alıyor.

Hava soğuk, soba yanmak zorunda. İki öğrenci sobada derman kalmayınca odun ve tezek almak için evlerine dönüyor. Tezek alma görevindeki çoban kızı ve ailesinin şehre, ilk öyküdeki memurun şimdi üzerinde apartman dikili olan arsasında bir daireye yerleşip, köyden kopuşları anlatılıyor. Son öyküde ise zaman geriye akıyor ve ilk öyküde tapusunu almaya çalışan memurun işlerini halleden memurların ve bütün memurların rüşveti bir “ekmek kapısı” olarak görüp, gönül rahatlığı ile aralarında paylaştıkları anlatılıyor.

Her sabah olduğu gibi herkes işine koşuyordu. Sabah sabah neşe içinde bir güne başlıyorlardı. Tesadüf bu ya; Ömer, İsmail, Ruknettin kapıya varmadan birleşmişlerdi. Usul usul yürüyorlardı.

Esnafın dükkanına gelip, kapısını açtığı havaya bürünmüşlerdi. Ömer öndeydi… Birinci basamağa ayağını attığı sırada, elini gökyüzüne açtı:

– El… hak, el rızık… Ulu Tanrım, deyip dua ediyordu. Bunu (rüşveti) hakkımız olan rızık anlamına söylemişti. Ruknettin’in besmele çekip duaya katıldığı belliydi. İsmail Bey ise amin derken <ekmek kapısı> diye mırıldanıyordu.

Yazarın kitaplarının artık baskısı yok. Sahaflarda ve internet üzerinden nadirkitap gibi sitelerde bulabilirsiniz. Yazar hakkında bir bilgiye sahipseniz yorum olarak paylaşmanızı dilerim. Ve eğer hâlâ bir şeyler okumak istiyorsanız; Steinbeck’in Fareler ve İnsanlar kitabını kendimce anlattığım şu yazı ilgini çekebilir 🙂

“Ekmek Kapısı ve Tahir Fikri Gizemi” için 2 yanıt

  1. Gonca'nın Dünyasından avatarı

    İlginç bir kitapmış. Belki ileride okurum diye düşündüm ama baskısının olmaması beni biraz üzdü.

    1. Adamkarga avatarı

      Kesinlikle hem kitap hem de yazarı ilginç 🙂
      Kitap okul kütüphanesine ait olmasa hediye edebilmeyi dilerdim.

Gonca’nın Dünyasından için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir