yıldızlar operası ve bir tatlı huzur
İnternet ekipler amiri M. Serdar Kuzuloğlu, insanlığın sessizliğe ve hatta yapay ışıklardan uzak kalmaya ne kadar çok ihtiyaç duyduğundan bahsediyordu son yazısında. Oldukça sıradan olabilecek şu paragraf, yanı başımda cereyan eden onca güzelliği elimin tersiyle nasıl ittiğimi hatırlattı.
HEPİMİZİN GÖĞÜNDE AYNI YILDIZLAR VAR. AMA NEDENSE ÇOK AZIMIZ ONLARA ŞAHİT OLABİLİYOR. NEDEN DERSİNİZ?
(YURİ BELETSKY / WİKİPEDİA)Örneğin gökyüzü gözlemi yapabilmek için gereken şehir ışıklarından yoksun alanları bulmak artık o kadar zorlaştı ki bugün kalan birkaç bölge devletler tarafından aydınlatmaya karşı korunuyor (sahi siz göğe bakınca yıldız görebiliyor musunuz yaşadığınız yerlerde? Öyleyse şükredin).
Bu paragrafın etkisiyle yazının geri kalan kısmına da işaretler ederek yaptığım yorum ise şöyleydi:
“Gürültüden ve getirdiklerinden kaçtıkça ve uzaklaşmak için çabaladıkça çevremdeki insanların azaldığını fark ettim. Öğretmen olarak elime ilk geçtiği fırsatta bir köy okuluna tayin alarak aradığım sessizliğe kavuştum. (yol kenarı bir köy olduğu için evimi yine yol kenarında tutmak zorunda kalsam da arabaların sesi sinek sesi hükmünü taşımaya başladı bir süre sonra) Gece olduğu zaman ışıklardan uzak olabilmek ve yıldızları görebilmek için herhangi bir gözlem istasyonu çevresinde olmama gerek kalmıyor, bloguma yazılarımı yazarken ses geçirmeyen kulaklıklara ihtiyaç duymuyorum ve en güzel tarafı ise insanların yapay kayıtlara aldığı doğa seslerine bizzat şahit olabiliyorum
İnsan, şehir ve şehrin imkanları olmadan da mutlu olabiliyor. Sessizlik beraberinde onlarca mutluluk da sunuyor: Belki arkadaşlarınızla sanatsal bir faaliyete katılamıyorsunuz ama doğanın sahnelediği onlarca oyuna, köy halkının seyirlik muhabbetlerine, kahve ehliyle oyuna, düğünlerde şenliğe ve karşılıksız paylaşıma sahip olabilirsiniz.
Uzun sözün kısası, köyler de yapaylaşmadan bir yolunu bulup huzur vadeden bir köye yerleşmek ve bir rahat nefes alabilmek en güzeli. Umarım sizler de bunun için bir fırsat bulursunuz.”
Yaşadığım yer şehirlerin kirli sesinden ve hatta kirli niyetli insanlarından oldukça uzak ve samimi. Geceleri kafanızı kafanızı gökyüzüne kaldırıp yıldızları seyre daldığınızda gözünüzü rahatsız edebilecek yapay ışıklardan uzak kalabilirsiniz. Ve hatta bir kediniz varsa, kucağınızda onunla birlikte huzurlu ve zaman kavramından azade bir zaman dilimine seyahat edebilir edebilirsiniz.
Güzel ve tebessümü bol olası okur, sana bu yazıyı yazmadan önceki gece, yıldızlar operasının sessizlik oyununu locadan izlerken uyuyup kalan kedim Tekircan’ın hâlini pay ediyorum 🙂
pul koleksiyonum üzerine

Biliyor musun, bir pul koleksiyonu hevesim var. Yerli pullarımızdan, hikâyesi ve şemaili güzel olanları topluyorum. Ayrıca tüm ülkelerden kuş temalı pulları yılına, şekline bakmaksızın edinmeye çabalıyorum ve hatırı sayılır bir miktara ulaştı pullarım. Onları paylaşmayı hedeflediğim bir instagram hesabım vardı, hevesli bir şekilde açtığım hesabı pek sağlıklı kullanamadım ama son günlerde hep blogumda hem de yaşantımda daha enerjik olmaya başladım. Bu enerji beraberinde daha önce niyetlendiğim her işe de yandığı gibi pul koleksiyon hesabıma da yansıyor. Uzun zamandır almayı dilediğim bir miktar pulum da gelince iyice aşka geldim. Eğer paylaşımlarımı merak edersen instagram hesabımdan takip edebilirsin 🙂
başka ülkelerden gelen kartpostallarım
Kartpostallar kimileri için eskide kalan bir gelenek olsa da günümüzde popüler bir hobi aslında. Postcrossing ve vb. birkaç site vasıtasıyla birbirlerini hiç tanımayan farklı ülkelerden insanlar kartpostallaşıyor. Bunun tarif edilemez bir duygu olduğunu söylesem, inan ki abartmış olmam. Hiç tanımadığın bir insanla ile karşılıksız bir dostluk sunuyor sana ve değerli bir hatıra elbette.
Bu kart Malezya’dan Kulai isimli küçük bir şehirde yaşayan Mee Ching Lim’den gelmişti. Kendisiyle instagram üzerinden tanıştık ve karşılıklı birbirimize kart gönderdik. Bunun adına da takas (swap) deniliyor. O bana 3 Nisan’da göndermiş ama bir ay kadar sonra elime geçti 🙂 Benim doğal manzaralardan ve kuşlardan hoşlandığımı bildiği için ülkesinin ve şehrinin güzelliklerini anlatmış. Kartın ön yüzünde ise yine Malezya’nın batısındaki Terengganu isimli bir devletin sahillerinden hoş bir çizim var.
Eğer zaten aran iyi ise ve konu hakkında bilgi sahibi isen ne mutlu sana. Ama postcrossing hakkında herhangi bir bilgin yoksa, bildiklerimi paylaşmaktan geri durmam, yorumunda sorman yeterli 🙂
Umarım sıkılmadan keyifle okuyabildiğin bir yazı olmuştur. Blogumda varlığını hissedebilmem için yorumunu eksik etmezsen sevinirim 🙂 Başka bir yazıda daha görüşebilmek dileğiyle..


kedi seven birisi için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et