Yoldaki Mühendis: Hücreden Sızan Bir Direniş Öyküsü ve Akılda Kalan Sorular

Rize Valiliğimiz himayesinde Rize İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz bünyesinde gerçekleştirdiğimiz muazzam bir proje ÇaylaKitap. Her ay lise düzeyi öğrencilerimizle bir kitap okuyor ve tahlili için bir araya geliyoruz. Salonda beş yüz ve fazlası öğrencimiz ve onlara rehberlik eden kıymetli öğretmenlerimizle ve dahi başta Sayın Valimiz olmak üzere il protokolümüzle hem kitabın tahlilini yapıyor hem de Kahoot yarışması ile heyecanlı bir süreç yaşıyoruz. Vesile olanlara bin bir teşekkür ile…

Ocak ayı kitabımız Abdullah Bergusi’nin Yoldaki Mühendis’i. Hem kitabı okumakla görevliyim hem de tahlili ve soruların hazırlığı ile. O nedenle yeni yılın ilk kitabı oldu bu eser.

Kitabını elime aldığımda beklentilerim bambaşkaydı. Bir biyografi ya da sade bir direniş anlatısı okuyacağımı düşünüyordum. Ancak sayfaları çevirdikçe Filistin’in bilmediğim iki farklı yüzüyle ve zihnimde beliren koca soru işaretleriyle baş başa kaldım.

Abdullah Bergusi kimdir?

Abdullah Bergusi; modern dünyanın konforlu vaatlerini elinin tersiyle itip, Filistin’in tozlu ve kanlı yollarında “yoldaki mühendis” olmayı seçmiş bir tezatlar bütünü. O, sadece teknik bir zekanın ürünü değil; İsrail tarihinin en uzun, en akıl almaz cezasıyla “rekor” kırmış bir mahkum.​ Hakkında verilen 67 müebbet ve 5200 yıllık hapis cezası, bir insan ömrünü değil, sanki bin yıllık bir tarihi yargılamak ister gibi. Ancak o, bu matematik dışı cezanın gölgesinde, on yıldır tek kişilik hücresindeki derin sessizliği dışarıya sızdırdığı kelimelerle bozmayı başarıyor.

​Filistin’in İki Farklı Yüzü ve Bir Dönüşüm

​Kitabın en dikkat çekici yanlarından biri Abdullah Bergusi’nin, namıdiğer “Mühendis“, profilindeki değişim. Bambaşka belki de çok daha “konforlu” olabilecek bir yaşamdan kopup Filistin aşkıyla yanıp tutuşan bir direnişçiye dönüşmesi etkileyiciydi.

​Bergusi’nin hikâyesi sadece bir savaşçının değil aynı zamanda bir insanın içsel yolculuğuna şahit olmamı sağladı. Filistin’in sadece savaşla anılan yüzünü değil oradaki gündelik yaşamın, insan dokusunun ve coğrafyanın diğer yüzünü de görme fırsatı buldum. Bu dönüşüm hikayesi, kitabın en güçlü yanlarından biri.

​Detayların Dozu: Gereklilik mi, Aşırılık mı?

​Kitap boyunca beni yer yer rahatsız eden yer yer de “Buna gerek var mıydı?” dedirten kısımlar oldu. Özellikle teknik detaylar… Bomba hazırlama süreçlerinin ve patlayıcı düzeneklerinin bu kadar detaylandırılması ne kadar gerekliydi?

​Hele ki hafızamdan silinmeyen o eşeğin başının patlatılması anı… Bu tür detayların, okuyucunun empati duygusunu artırmaktan ziyade, anlatının odağını kaydırdığını düşünüyorum. Bir davanın büyüklüğünü anlatmak için bu denli şiddet içeren teknik detaylara inilmeli miydi, emin değilim.

​En Büyük Soru İşareti: Bu Kitap O Hücreden Nasıl Çıktı?

​Kitabı okurken ve bittikten sonra zihnimi kurcalayan en büyük muamma şu oldu: Abdullah Bergusi, on yıldır tek kişilik bir hücrede yaşıyor.

​İsrail gibi istihbarat ve güvenlik konusunda dünyanın en paranoyak ve sıkı tedbirlerine sahip bir devletinin hapishanesinden bu kadar detaylı bir metin nasıl dışarı sızabildi? İsrail hükümeti buna nasıl müsaade etti? Gözden mi kaçtı, yoksa buna göz mü yumuldu?

​Bu soruların cevabı kitapta yok, ancak zihnimde büyük bir “Acaba?” olarak asılı kalıyor. Bu durum, kitabın içeriğinden bağımsız olarak kitabın varoluşuna dair gizemli bir hava yaratıyor.

Kitabı okunabilir kılan tek ve en büyük gerçek: Bergusi’nin taşıdığı “Dava“.

​Bir insanın vatanı ve inandığı değerler uğruna neleri göze alabileceğini görmek sarsıcı. Ailesini, çocuklarını, kendi istikbalini arkasında bırakabilmesi; konforlu bir hayat yerine ölümü ve hücreyi göze alabilmesi… Bu fedakarlık boyutu, kitabın tüm edebi eksiklerini veya teknik fazlalıklarını örtüyor.

​Sonuç Niyetine

“Yoldaki Mühendis” edebi bir başyapıt olduğu için değil taşıdığı yaşanmışlık ve adanmışlık için okunacak bir kitap.

​Abdullah Bergusi’nin hikayesi, Filistin davasının sadece sloganlardan ibaret olmadığını, arkasında parçalanmış aileler, feda edilmiş ömürler ve on yıldır tek kişilik hücrede süren bir irade savaşı ve daha niceleri olduğunu hatırlatıyor. Eminim ki bu adanmışlık öyküsü sizi de derinden etkileyecektir.

“Yoldaki Mühendis: Hücreden Sızan Bir Direniş Öyküsü ve Akılda Kalan Sorular” için 2 yanıt

  1. Tansel Uğur avatarı

    Mesele ile ilgili küçük bir araştırma yapayım derken bir başka blog yazarının okuma iştiyakı yakması ile kendime geldim. Teşekkürler Adamkarga…

    1. Adamkarga avatarı

      Rica ederim, ne güzel tevafuk 🌿

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir