Mustafa Mete’nin “Renkli Karanlık” Kitabı Üzerine

​Kitaplar bazen sadece içindekilerle değil yazarın hayatımızdaki yeriyle de değer kazanır. Yozgat’ta Çare Dergisini çıkaran, pek kıymet verdiğim kardeşim Mustafa Mete’nin kaleme aldığı “Renkli Karanlık” da benim için böyle bir eser. Ancak bu yazı sadece bir dostluk nişanesi değil; bir öykü yazarı olma özentisi olan bendenizin başka bir yazarın dünyasına yaptığı samimi bir yolculuğun notlarıdır.

​”Renkli Karanlık”, içerisinde sekiz farklı öykü barındıran bir kitap. Edebiyat dünyasında bir öykü kitabı için bütünlüklü temalar veya birbirini takip eden kahramanlar, mekanlar daha makbul görülse de tercihim her zaman bağımsız öykülerden yana olmuştur. Her öyküde yeni bir dünyaya kapı aralamak taze bir nefes demek.. Mustafa Mete’nin kitabı tam da bu yönüyle maça 1-0 önde başladı.

​Kitabın ilk sayfalarında sizi karşılayan Anadolu’nun bağrından kopmuş, buram buram köy ve kasaba kokan atmosfer oldukça etkileyici. Öykülerde fantastik öğeleri, gerçekliğin sınırlarını zorlayan anlatımları kullanmayı sevdiğimden “Alkarısı” kendime ve kalemime en yakın bulduğum öyküsü oldu.

Rüveyda öyküsünde ise uzun zamandır şahit olmadığım saflıkta bir aşk hikâyesini hayranlıkla okudum. Klasik kabul edilebilecek bir kurguyu bu kadar akıcı ve ilgi çekici şekilde sunması , yormadan ve uzatmadan neticeye ulaştırması Mustafa Mete’nin şair kimliğinin de bir yansıması aynı zamanda.

​Kitaba adını veren “Renkli Karanlık” ise üzerinde en çok düşündüğüm öykü oldu. Mistik bir vakayla beklenmedik bir atmosferde başlayan öykü, beni oldukça heyecanlandırdı. Okurken en büyük korkum, bu gizemli halin basit bir “rüya” ile sonlanmasıydı. Yazar, bunu bir rüya olarak değil ama bir başka hal ile açıklayarak öyküyü net bir sona bağladı.
​İtiraf etmeliyim ki ucu açık öyküleri daha çok severim. Karakterin kaderini hayal gücümde tamamlamak, belirsizliğin tadını çıkarmak isterim. Mustafa Mete ise okuyucuyu bu zahmete sokmayarak net, keskin ve kesin finaller yapmayı tercih etmiş. Tarzım olmasa da yazarın kalemi o kadar tatmin ediciydi ki bu “kesinlik” beni rahatsız etmek yerine mutlu etti. Sonlar huzurluydu.

​Son Söz Niyetine

Mustafa Mete, “Renkli Karanlık” ile hem geleneksel Anadolu anlatısını hem de modern kurguyu harmanlayan ne istediğini bilen bir yazar profili çiziyor.

​Kitabı okurken altını çizdiğim, beni en çok etkileyen cümle ise “Bir Teneffüs Arası” öyküsündeydi:

“Bizimkisi çok katlı bir yalnızlık… ve her geçen gün kat sayısı yükseliyor. Kat çıkmakla bilgiye ulaşılamayacağını anladığımızda çok geç olacak.”

Bu yazı ça(y)lakalem dergi 2. sayısında yayınlanmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir