Kategori: Sayıklamalar
Kargaların da bir iç dünyası var elbette. İçini dökmek ister zaman zaman. Bu kategori biraz iç dökme yeri, çokça da hayallerin!
-
Ağlayan Martılar | 06.04.2017
Fotoğraf çekmeyi bilmeyen bir karga tarafından cep telefonu ile çekildiğini söyleyerek, teknik açıdan barındırdığı hataları mazur görmenizi rica ediyorum. Umarım size anlatacaklarım sizin için daha önemli olacaktır. Bu kategorinin ilk fotoğrafı olduğu için söylemeliyim ki, bu yeni bölümde zamana hapsettiğim fotoğrafları nasıl ve niçin ömürsüzleştirdiğimi anlatacağım ve o an olanları. Kuruşluklar kazanmak adına yeni atıldığım işin ilk günleriydi…
-
Arzuhâl 04.25.17
♦ SEKİZDEN BEŞ ÇIKARSA, ELDE KALAN HAYATA KAFİ MİDİR? ♦ Boş vakti olmadığını söyleyip duran insanlara şaşıyorum: birbirinden farklı onlarca şeyle uğraşıyor olsam da (ki bu pek hoş bir durum değil, farkındayım, rotasız bir gemiyle dünyama sifon çekiyor gibiyim) elimde kalan boş vakitleri değerlendirememekten şikayetçiyim: Şikayetçiydim, keşke tekrar şikayet edebiliyor olsam.. Bazen insan ne istediğini biliyor…
-
Meczup Adında Bir Fanzin Heyecanı
Son zamanlarda 3. sayısı için hazırlandığımız bir fanzinimiz var. Karganın bloguna hayli zamandır uğramıyor olma sebebi kesinlikle bu değildir. Karganya’da uzun süren bir yas mevsimi baş gösterdi. Bu sebeple dünyaya gözümüzü açamaz olduk. Her neyse, konumuza geri dönelim: Adına Meczup dedik ve güzel insanlarla, uçuk kaçık hayaller kurduk. İlerleyen günlerde sana yepyeni bir sayıdan bahsedeceğim fakat…
-
Deli Dürtmesi: Konya ve İki Güzel İnsan
Bizim oralarda en hafif tab… Son dört yazıdır aynı şekilde başladım yazıya ve halen bu plansız gezintinin ilk yazılarını okumadıysanız sizi önce birinci kapıdan, sonra ikinci, üçüncü ve son olarak dördüncü kapıdan buyur edelim. Dördüncü kapı Ankara idi ve bir öğle vakti Ankara’dan Konya’ya geçtim hızlı trenle. İşte bu yazı, Konya’nın hikâyesidir. Bu vakte kadar…
-
Deli Dürtmesi: Ankara mı Dost mu Sorusu
Bizim oralarda en hafif tabirle deli mi dürttü seni derler. Yazın bunca sıcağına rağmen önce Sivas, sonra Tokat ve Eskişehir’in ardından şimdi de Ankara’daydım. İlk cümlem şu olmalı: Ankara, içinde yaşayan muhabbetli bir dostunuz varsa güzel. Eğer böyle bir şansa sahip değilseniz, Anıtkabir ziyaretiyle bitmesi gereken bir gezidesiniz demektir. Hızlı tren ile vardığınızda karşınızda Ulus…
-
Deli Dürtmesi: Eskişehir ve Talihli Talihsizlikler
Bizim orda en hafif tabirle, deli mi dürttü derler. Çıktığım yol önce Sivas‘a, ardından da Tokat‘a vardı. Şimdi ise plansız ve pek bahtlı giden yolculuk Ankara’yı aracı edip hızlı tren ile Eskişehir’e ulaştı ( treni o kadar hızlı bulmadığımı söylersem kızan olmaz umarım). Eskişehir’in methini defalarca duymuş da olsam, bazı resimlerine hayran hayran bakınsam da…
-
Deli Dürtmesi: Sivas
Zikredilebilecek en kibar tabirle, deli mi dürttü derler bizim ellerde. Yani durduk yere ne gereği vardı bu maceranın dercesine, otur oturduğun yerde adamakıllı dercesine bir söz bahsini açtığım. Bizim burada zikretme sebebimiz ise bir deli dürtmesinin ardından ansızın alınan Sivas otobüs bileti ve akşamına yola çıkış: İşte bütün mesele bu; dellenmek yada dellenmemek! Planlı programlı…
-
Expo 2016 Antalya Macerası
Memleketten uzaklarda iken başlayan EXPO 2016 fuarı ilgimi çekmiş ve o muhteşem açılışta orada olmayı dilemiştim. Fakat bunun pek imkanı yoktu. Memlekete döner dönmez yapmak dilediğim işlerin başında orayı ziyaret etmek ve doyasıya bahçeleri dolaşmak vardı. Hayalim daha büyük ve neredeyse tamamen farklı ülkelerin bahçe kültürleriyle dolu bir alandı: Binlence farklı çiçek, bahçe, insan, koku, renk ve tebessüm…