Sezai Karakoç “İslâmın Dirilişi” Kitabından Alıntı ve Notlarım yazısıyla başlayan macera “Samanyolunda Ziyafet” ile devam ediyor. Sezai Karakoç’un bu sefer edebi diline hayran kalıyorum.
Baştan sona “oruç” yazılarıyla inşa edilmiş muazzam bir yapıt. Sezai Karakoç’un farklı zaman ve mecralarda yazdığı oruç yazılarından oluşan kitaptaki her bir yazı öylesine bir edebi zevk ve ibadet şevki sunuyor ki, Ramazan ayı girmeden okumak nasip olduğu için kendimi bahtiyar sayıyorum. Aheste aheste, tefekkürle okunması gereken, adının hakkını veren lezzetler sunan bir kitap Samanyolunda Ziyafet.
“Samanyolunda Ziyafet” kitabından alıntılarım
Bahar, oruçlu için, menekşeden vişneye kadar mor rengi, bayıltıcı kokusu ve mayhoş tadıyla, toprakla gök arasında, yeni bir sentez sebebidir.
Çocuğun en çok zoruna giden davranış cezalandırılmamaktır. Ağır bir cezaya gönlü hiç razı olmaz ama, hafif atlatılan bir cezayı, cezalandırılmamadan yeğ bulur. Aristokrasinin hüküm sürdüğü çağlarda, asil olmayan birinin hareketlerinin, düello sebebi olmaması gibi, cezalandırılmamakta insan yerine konmama kendiliğinden vardır. Çocuk bir aristokrattır.
Gençlik ve olgunluk çağı oruçları, her yıl geçtikçe, bir parça daha insanın tabiatını materyalist çerçeveye mahkûm olmaktan kurtarır. Her olaya «fayda» açısından bakmayı yasaklar oruç. Hükümlerinde «başkacı» yapar insanı.
Her mü’min kendi gücü çerçevesinde Cebrail’in bir kanadının ruhuna çarptığını duyar.
Orucun ilk günü, kararmaya yüz tutmuş kalbte küçücük beyaz bir benektir, ilk günkü hilal gibi ince bir göz kırışığıdır. Kalbin bir ucunda başlayan bir ağartıdır. Fakat ay nasıl gökte gün gün büyür, ilkin bir nar, bir kalb büyüklüğüne erer, sonra daha da büyüyerek göğdeleşirse, orucun ağartısında, günler ilerledikçe, bütün kalbler bir ayna gibi aydınlanınca, birbirlerinde yansıyarak İslam topluluğunun ruhunda dışardan gelip onları ayıran zarlar ve kabuklardan kurtularak kaynaşacaklar ve bir tek kalb haline gelecekler.
Her gündüzün ağırlığı gecede, bütün gecelerin ağırlığı kadir gecesinde. İşte bunun için, kadir gecesi, hayatın ve hilkatin ağırlık merkezi gecesidir.
Bunalan insan, namaz kalesine, oruç burcuna sığınmalıdır.
Bayramlar ve kandiller, ruhlarda ani aydınlanış ve arınışların ortamlarıdır.
Oruç Kur’an- ı Kerim’e, Kur’an- ı Kerim namaza, namaz sonsuzluğa kapı açıyor ruhlarda.
Yani insan, iki kanatla miracını tamamlar; biri namaz, biri oruçtur bu kanatların.

Bir yanıt yazın