Isırgan Fanzin’in Öykü Özentisi

6 mins read

Tutunmak

Hayata tutunmak için sebeplerimiz vardır, sığınırız onlara. Öyküye tutunmak için sığındığım ve sıkı sıkıya sarıldığım bir çabam var son zamanlarda. Adını neden Isırgan koyduk emin değilim ama bir instagram hikayesi fanzini vesilesi ile yazmaktan kopmuyorum. Normal zamanlarımda yazmak için korunaklı sığınağım blogum yani burası olurdu ama aramız biraz limoni nedense. Fakat yazabilmek için en büyük ilham kaynağım yine blogum. Minik bir çelişki yaşıyor gibiyim ifadelerimde: Şöyle izah edeyim. Isırgan Fanzin yazmam için bir bahane fakat oraya yetiştirmeye çabaladığım öykü özentilerini yine blogumun yazı editöründe yazabiliyorum. Başka bir yerde kalem/klavye oynatamazken burada bi haller oluyor ve kendimden geçip yazdıkça yazıyorum. Kişisel blog tutmamak tadına varamadığınız için farkında olmadığınız bir pişmanlıktır!

Isırgan Fanzin

Isırgan Fanzin’de şöyle yapıyoruz: Mete Almalı ile beraber birbirimize konu veriyoruz. Genelde gıcıklığına zor ve anlamsız konular vermek için gayret harcıyoruz. Ardından belirlene süre içerisinde öykülerimizi yazıp instagram hikayesi şeklinde tasarlayarak ikimiz de kendi profillerimizde paylaşıp öne çıkarıyoruz. Süreç böyle işliyor fakat okuyan eden var mı, yok mu emin değiliz. Ara ara tatlı dönüşler almak mutlu etse de maksadımız kendimizi tatmin etmek, yazmayı unutmamak, elimizden geldiğince saçmalamak. Eğer merak ettiysen diye şuracığa instagram hesabımı bırakıyorum. Öne çıkarılanlarımda ısırganı bulabilirsin. Dikkat et ama ısırmasın! Ayrıca yine Isırgan’da yer alan kısacık bir özentiyi de burada paylaşıyorum. Diğerlerini ayrı yazılar halinde paylaşıyorum ama nedense bu öykü özentisini paylaşmadan evvel gevezelik yapasım geldi.

Bu Da Öykü Mü?

“Hasan abiler sağımda, Timsahlar’ın lideri Mert ve ekibi ise solumdalardı. Önümde davulumla kendimi kaybetmişçesine haykırıyordum. Sesim de gürdür hani; boşuna tribün benden sorulmuyor. Affedersiniz, konuyu şey ettim biraz: Kendi sesimi bastıran o çığlığı duyduğumda tüylerim diken diken oldu. Neye uğradığımı şaşırdım. Sustum kaldım aniden. Gözlerim sesin geldiği noktaya değdiğinde bayılmışım. Kan tutar beni komserim, bakamam kana falan. Demem o ki, baygınlık nedeniyle kimseleri göremedim şüpheli olabilecek. Şey ama sanki rakip takımın forması gözüme ilişmişti bi’ ara. Hayal meyal hatırlıyorum: Düşerken yere gözüm seçmiş olacak; üstüne yelek giyilmiş olsa da bağrında hafif açık kalan fermuarın arasından parıldayan kızıllığı gözüme çarptı formanın. Emin değilim ama gördüğümden komserim. Ama hani bizim trübünü hepten tanır, bilirim. Benim işim, görevim de bu. Bizde öyle yamuk adam yoktur komserim. Hepsi mahallemizin çocuklarıdır. Mert ve tayfası az haytadır ama yine de birisini hele de bir kadını öldürecek kadar kansız değildirler. Hasan abilerin yukarı mahalle gençleri ise hepten mülayim molladır. He kaldı bizim orta mahalle ki onların hepsine teker teker bendeniz kefilim komserim. Eğer onlardan birisi böyle bir şey yapsın, suçunu omuzlar, iki katı ceza yatarım paşa paşa. O derece eminim her birinden. Zaten maçın en heyecanlı yeriydi o an. Çığlık, gol sevincine karıştı ama duydum yine de o yırtıcı sesi. Tribün benim bayılmamla uyandı olaya zaten. Önce beni kaldırdılar, sonra fark ettiler zavallı kadını. Ayrıca kadın bizim buralardan da değildi. Tanıyan eden çıkmadı bizden.”

Karga'dan Mektup Almak İster Misin?

ADAMKARGA

2009'den beridir blog yazar: çocuk yaşlarında dinlediği kararsız karga radyo tiyatrosunun etkisinden hâlâ kurtulamamıştır; hayal dünyasında bir karga olarak doğan ve kararsızlığından ötürü insanlığa mahkum edilen saçma sapan birisidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.