Çam Yeşili

Öykü Özentileri ulamında

– Reis Beg, maalesef büyük bir problemimiz var. On iki numaralı hava tünelinin işlevini durdurduğunu tespit ettik. Kınca Klanının yaşam alanını besleyen tünelin acilen kontrol edilmesi gerekiyor. İçeriden herhangi bir sorun izine rastlayamadık. Dağ yüzeyine bir ekip gönderip kontrol etmek istiyoruz. Bacacı Muhsin Beg görev için teçhizatlarını hazırlıyor fakat olası bir tehdide karşı beraberinde muhafızlardan üçünü de göndermek dileriz. Buyruğunuz nedir?

Reis’in emriyle üç muhafız ve Bacacı Muhsin Beg, tali kapıdan dış dünyaya çıktılar. Üzerlerinde dağın bitki örtüsünden örülmüş kamuflajlarıyla ancak usta bir avcının fark edebileceği kadar görünmezdiler. Kırk yıldır saklı kaldıkları Dağ’da, son beş yıldır yabancı bir insan izine rastlamamışlardı. Fakat hiç bir zaman rehavete kapılmamış, zaruri haller dışında Dağ’ın bağrından ayrılmamışlardı. Dağ, yedi klanın yuvası olmaktan çok anaları gibi olmuş, onun rahminde yeniden hayat bulmuşlardı.

– Muhsin Beg, tünelin ucuna kadar tırmandın mı içeriden?

Muhafızlardan Hadi, etrafı tedirgin gözlerle süzerken fısıldadı sorusunu. Fakat Muhsin Beg cevap vermek yerine yoluna devam etti. Dalgınlığından duymamış olması muhtemeldi soruyu ama her halinden bir korkusu olduğu anlaşılıyordu. İki muhafız bunu dış dünyaya çıkıyor olmalarına vermiş olsa da Hadi’nin şüphesi büyüyordu.

– Muhsin Beg, sana diyorum! Bizi yanına aldırtmanın bir sebebi olmalı! Bizden gizlediğin bir şey mi var?

Hadi sorusunu sorarken Muhsin Beg’e uzanmış, tehditkar bir üslupla omzunu sıkmıştı.

– Ka…k..kan! Diye kekeledi Muhsin Beg.

Çoktan on iki numaralı tünelin çıkışına ulaşmışlardı. Muhsin Beg’in cevabı ile muhafızlar zaten tetikte olmalarına rağmen silahlarının kabzalarına daha da sıkı yapışmışlar, silah hedefte adımları yavaşlamıştı. Tünelin çıkışına vardıklarında gördükleri şey karşısında taş kesilen muhafızların arasından sıyrılan Bacacı Muhsin Beg, hayranlığa dönüşen hayretiyle ölü bedeni incelemeye başladı. 40 yılda Dağ’ın dışındaki insanlık bu kadar değişmiş olamazdı. Alenen belliydi ki bu canlı, öte dünyalardan gelen bir misafirdi. Çam yeşiline çalan teni, ceviz büyüklüğünde gözleri, içine kapanık kulakları ile zayıf bedeniyle boylu boyunca yatıyordu tünel bacasının üzerinde. Göğsünde kendisinin sapladığı aşikar olan bir dal parçasının açtığı yaradan kanlar süzülüyordu. Apaçık bir intihardı bu.

Karga'dan Mektup Almak İster Misin?

Bir Yorum Yaz