meczup fanzin ikinci sayısında yer alan öykü Mete ALMALI‘ya aittir.

Sırtında yük, alnında ter. Hayır hayır asker değil bu er. Bu er kanat binmiş omuzlarına bir rüzgârsever.
Yükseklik 120 metre. Müdür nokta, servis aracı virgül kadar kaldı koca dünyada.
Tamam şimdi evreni sorgulama vakti değil lâkin tam yeri tam tam zamanı. Millet sudan çıkmış balık. İçerlerde hafif bir tedirginlik. Nasıl olacak?

Hoca dikti toprağa çorabı, eser tabi burası dağın başı…
Vakit kaybı yok güneşi devirmeden başlayalım der hoca. Ve bir isim telaffuz eder atmosferin bağrına.
Kişi öne çıkar elinde kaskı. Arkadaşları ona hep duacı. Yardım ederler. Sererler kanadı yere.
İpler Arap saçı, hocanın sihirli dokunuşu. Telsiz, kask, yedek…
Her şey hazır. Frenler elde bakışlar kartal olmuş ilerde. Kalkışa hazırız, Allah Allah Allah…
Gökyüzünün kucağında sallanıyorum bir beşik gibi. Ne korku ne keder. Kaldırıyorum başımı yukarı. Kocaman bir kervan. Rotası senin elinde olan bir gökkuşağı.
Uçmak asumana imza atmak gibi bir şey. Yüzünü öpen rüzgârla muhabbet etmek… Uçmak, asılı kaldığın havada sarhoş olmak.
(Thk yamaç paraşütü kursu, Erzincan.)

Frenlere emredip ayağını yere bastığın an mutlulukla karışık hüzün. Yeniden havada olma arzusu.
Alelacele paraşütü gül yap koş servise. Tepede olmak bile yeter.
Çünkü seni gökyüzünde sevmek aşkların en güzeeeliii.

*Şarkı önerisi; Ege Çubukçu, Kanatlanıp Uçacaksın

KARGANIN SESİ MEKTUP OLUP SANA GELSİN İSTER MİSİN? :)

Bunları da Sevebilirsin :)

YORUMSUZ BIRAKMA ^^

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.