Yerli bilimkurgu ile çocukluğumda dinlediğim bir radyo tiyatrosu ile tanışmıştım. Uzay araçlarını kontrol eden yada uzaya çıkan kişilerin adları Jack, Spark vs. olurdu hep, bizden değildi hiç birisi, olamaz gibiydi. Ama yerli bilimkurgu filmlerimizden Cüneyt Arkın’ın Dünyayı Kurtaran Adam’ını ilk izlediğimde dinlediğim radyo tiyatrosundan sonra ilk kez bir Türk uzaydaydı ve hayal gücüm, ölürken içinden pamuk çıkan uzay yaratıklarına bambaşka gerçekçi yaratıklar olarak tasvir ediyordu zihnimde. Sonra Sadri Alışık filmi olan Turist Ömer Uzay Yolunda var elbette. Her neyse konumuz bunlar değil 🙂 Konumuz şu ki artık bilimkurgu çocukluğumdaki gibi sadece başkaları tarafından iyi yazılan bir tür değil.

Tevfik Uyar ilk okuduğum yerli bilimkurgu olmasa da en iyilerindendi. Şu vakte değin okuduklarımı sadece konu ve işleniş olarak sevmiş olsam da ilk defa hem edebi niteliklere haiz hem de başlangıcı ve sonu heyecan verici olan, ilginç, şaşırtıcı bir bilimkurgu kitabı okudum.

Tamamı uzay dolu ve gerçekçi öykülerden oluşan kitaptaki öyküler sizi hayal dünyanız tek kişilik bir yolculuğa çıkarabilecek hatta içinde bulunduğunuz gerçeklikten firar edebilmek arzusuna sürükleyecek. Gerçekçi dedim, şaşırmayın çünkü yazarımızın anlatımı zihninizde abartısız ve gerçekçi bir bir dünya oluşturuyor. Bu sebeple hayal edebilmeniz daha kolay oluyor öyküyü 🙂

Kitapta en sevdiğim öykü kitaba asını veren Tek Kişilik Firar öyküsü oldu. Araya birkaç kitap girdikten sonra dönüp onu tekrar okumak istedim. Belki de insanlığa mahkum edilmiş bir karga olarak yaşadıklarımla benzeşir buldum öyküyü: Ha uzay ha toprağından sürgün edilen karganız için Dünya, ikisi de aynı sayılır (sürgün hikâyesini merak edenler için daha önce blogda anlatıldı, öyküyü okumak için buraya tıklayabilirsin).

KARGANIN SESİ MEKTUP OLUP SANA GELSİN İSTER MİSİN? :)

Bunları da Sevebilirsin :)

YORUMSUZ BIRAKMA ^^

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.