Eczanenin önüne oturmuş, sırtını cama vermişti. Önünden geçen insanların gözlerinin içine bakıyor, sözlerle değil, gözleriyle anlatıyordu hâlini. Üzerinde yıpranmaktan ilk renginden iz kalmamış ceketi, dikişleri yer yer isyan etmiş olan hâki gömleği vardı ve belki de kendinden daha yaşlı olan keten pantolonu. Hep mi aynı şeyleri giyerdi bu adam… Sanırım tek değişen, ayakkabı yerine ayaklarına geçirdiği kat kat poşetlerdi.
Her şey bir yana, sigara içmek çok yakışıyordu ona..

 

Bunları da Sevebilirsin :)