sırtımı ağaca yasladım ve ayaklarım denizde kendini bırakmış bir su insanı kadar özgür. sana yazıyorum ve doğa bu esnada bana huzur sunmada (durmaksızın, çatlarcasına şarkılar söyleyen cırcır böceklerini saymazsak tabi).

.. yaklaşık otuz dakika sonra..

düşünerek yazmaya kalktığım zaman bu oluyor: saatlerce boş boş ekrana bakıyorum bazen ve sonra çekip gidiyorum tavanla muhabbete.

..kendimi serbest bıraktığım o an..

kaptanın zihin rehberini okuyoruz: onun rehberliği olmadan ulaşamayız çekirdeğe. “sessizliğinizi koruyun” yazmış ve altını çizmiş, devamında “bırak, insanlar seni salak sansınlar, deli bilsinler” demiş ve bu cümleyi iki ayrı kalemle yinelemiş. bu rehber ya bizi doğru yola götürüyor yada bizimle dalga geçmek için önümüze atılmış bir yemden başka şey değil.

kaptanın zihin rehberi, sayfa 6579
yavru kuşları gördüğüm zamanı hatırla: yumurtadan yeni çıkmışlardı ve birkaçı henüz çıkıyordu. gözlerin bu büyülü ana şahit oluyor, gözünden bir damla yaş akıyor ve mana veremiyorsun nedenine. sen onları izlerken anneleri yuvanın az ötesindeki dala konup gitmen için yalvarıyor. yavruları için bir tehdit olduğunu düşünüyor, öylesinde, bir insansın, insanlar dahil tüm varlıklar için en büyük tehditsin.

..hava kararıyor..
evden uzaktayım ve hava kararıyor. hafif bir rüzgar öylesine tatlı çarpıyor ki yüzüme, kalkasım gelmiyor olduğum yerden. o olduğum yerden en saf kalmış duyguna bir gökyüzü armağan ediyorum. birkaç yarasa, dalların arasında saklanan onlarca karga, sinsi bir atmaca ve atmacanın korkusuyla dalların arasına gizlenmiş bir güvercin, sessizleşen cırcır böcekleri ve dahası var burada. ya senin orada neler var?

KARGANIN SESİ MEKTUP OLUP SANA GELSİN İSTER MİSİN? :)

Bunları da Sevebilirsin :)

YORUMSUZ BIRAKMA ^^

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.