“Ayaklansam iyi olucak, vakit baya geç oldu!”

Akşam ezanına az bi zaman kala ki anne dilinde buna müezzinin eli kulağında da denir, akşam yemeğine yetişebilmek için apar topar topladı tezgahın üstünü. Ertesi sabah ilk işi gümüş bilekliğin tamiri olmalıydı: kadıncağıza saat dokuzdan önce teslim edeceğine dair söz vermiş olduğunu hatırlıyordu. Tezgahın sol ucundaki yüzüklerle dolu kutucuğa göz atınca karamsar bir duman çöktü üzerine: kimi genişletilmek kimi ise daraltılmak amacıyla duruyorlardı: her bir yüzük bi kağıt parçası ile nişanlı idi ve nişanlılarının üstlerinde asıl sahiplerinin ve bir sonraki hayatlarında girecekleri kalıbın numarası yazıyordu. Değerli taşlarla kaplı olan bir yüzük oldukça dikkat çekiyordu kutudakiler arasında. Derin bir ah çekerek başladı konuşmaya: “Ay aman Allahım! Şu düştüğüm hallerede bak: ah umarım poker arkadaşlarımdan herhangi birisi beni görmez bu rezil yerde!” Rezil lafına aldırmadı gümüş tamircisi… Yarına bunca işi nasıl yetiştirebileceği sorusuna cevap aramakla meşguldü. Müezzinin eli cidden kulağında olmalıydı ve biraz daha gecikirse annesinin endişelenmemesi imkansızdı. “Evelallah hallederiz!” dedi kendini kandırmak istercesine, kalktı ve paltosunu giydi, kapıya vardığında anlık güveni kaybolmuş ve tekrar umutsuzluğa kapılmıştı: gözlerinin önünde canlanan müşteriler tek tek yakınıyor, o ise mahcup mahcup bahanesini anlatarak af diliyordu. Bahanesi!!! Arkasını döndü, derin bi nefes aldı, “İnşallah!” diyerek kepengi indirip evine doğru hızlı adımlarla yola koyuldu.

 

▪ tefrika hâlinde devam edecektir umuduyla..

Bunları da Sevebilirsin :)

YORUMSUZ BIRAKMA ^^