Gelincik dilinde bir türkü yazma sevdasına tutuldu genç. Her bir yana delicesine koşturdu: odasında bakmadığı köşe bırakmadı. Ne kadar kelime varsa odanın ortasına yığdı. Milyon parçadan oluşan bir bulmacayı çözmeye hazırlanır gibi renk renk, tat tat ayırdı kelimelerini. Oluşması gereken şey bi gelincikti: anlatmak dilediği, sevdasına düştüğü ama uğruna yapacak hiç bir şeyi olmadığı bi gelincik. Ona sadece kelimeler ulaşabilirdi, kendisi dahi uzaktı ve uzak kalmak Tanrı’ya kurban etmek gibiydi zamanı.

Gelincik dilinde bir türkü.. Genç, saçlarını avuçları içine almış, çaresizlikten kıvranıyordu. Kelimeler ise odanın içine iyice dağılmışlardı, saatler önceki düzen yok olmuştu. Ağaç ile kan bir aradaydı, yol ile zulüm, Ferhat ile Leyla, erik ile servi, Ulu Camii ile eski bir ada kilisesi, tebessüm ile korku: anlamsız parçalar saçıldılar odanın dört bir yanına: korktular birbirlerinden ve saklandılar kendi harflerinin arkalarına. Gelincik dilinde bir türkü yazmak sevdasına tutuldu genç ve odanın ortasında kalan tek kelime korkuydu.

KARGANIN SESİ MEKTUP OLUP SANA GELSİN İSTER MİSİN? :)

Bunları da Sevebilirsin :)

1 Yorum Mevcut

  1. gelincik

    5 Nisan 2016 at 23:04

    O türkü yazılacak, meraklanma.

YORUMSUZ BIRAKMA ^^

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.