Öncelikle belirtmek isterim ki bu yolculuğun yegane amacı Antalya Devlet Tiyatrosunun Deli Dumrul adlı oyunu izlemekti ve oyun hakkındaki görüşlerimi bu yazıdan okuyabilirsiniz 🙂

plan yapmak mı?

Bi daha asla plan yaparak yola çıkmayacağım. Planlarım bir şekilde mahvoluyor çünkü; vardır elbet bir hayır diyerek keyfini çıkarsam da sonradan, ilk etapta verdiği huzurluk kendi başına dert! Olan ise şu: Köyden yola çıkıyor ve oyundan bir saat kadar önce metroya biniyorum. Normal şartlarda 20 dakikaya varırsın dedikleri yol 1 buçuk saat sürüyor. Hızlı metromuz yolda gerçekleşen ve 2 saattir kaldırılamayan kazanın izleri yüzünden (Rabbim kazazedelere kolaylık,sıhhat versin) kaplumbağa gibi hareket ediyor. Yolu bilsem yürüyüp gideceğim ama zaten 3 saatlik bir yoldan yenice gelmiş olmamın yorgunluğu ile yerimden kalkamıyorum. 15.00’da başlayan oyuna yetişemeyeceğim kesinleşince akşam seansı için bilet arıyorum internetten fakat tek bir bilet bile yok. Zar zor ulaşınca durağa, sora ede 10 dakika koşuyor ve tiyatro binasını buluyorum. Gişedeki memur hanım sağolsun bilet kalmasa da bir kişinin satılması için bıraktığı bileti bana veriyor ve akşam seansı için en köşede de olsa oyunu izleyebileceğim bir bilet veriyor. Karga kan ter içinde, akşama kadar saatlerce ne yapacağından pek emin değil! Plan yapmak mı.. bi daha asla!

zamanı güzel değerlendirmek ve ganimetler

İyi ki dedim sonrasında, iyi ki geç kalmışım. Çok yürüdüm, aradım, yanlış ve yabancı sokaklara daldım ama aslında bulmanın çok kolay olduğunu iddia ettikleri sahafları, antikacıları buldum. Çok güzel kitaplar buldum, yıllardır adını bildiğim ama hiç elime geçmeyen bir derginin sayısını buldum, pul satıcılarının pullarını karıştırdım ama bende olmayanına rastlamadığım için alamadım, filateli derneğini bulup kapalı olduğu için kapısından geri döndüm, genç bir sahafın arkadaşının düğününde kafasını iyice çekip tüm düğüne neşe kattığı anılarına şahit oldum, büyük bir çil para koleksiyonunu inceledim, gelin annesine damat için antika pipo takımı satmaya çalışan dayıya şaşkın şaşkın bakakaldım, bir kez daha pikap alma hayalimi yeşerttim, yürüdüm, yürüdüm ha yürüdüm, ucuz ve hayli yağlı bir dönerin mide bulantısını çektim, sahaf adını kirleten korsan kitapçılara acıyarak baktım, salı günleri gerçekleşen pul müzayedelerini öğrenip asla katılamayacağım için derin bir iç geçirdim…

oyun biter ve karga eve nasıl döner?

Henüz tanımadığınız bir şehirde elinizde akıllı telefon da olsa geri dönebilmek büyük bir soru işaretidir. Yalnızsanız daha da bir zor sanki. Oyun bittikten sonra saat 22.30 gibiydi ve gecenin karanlığında şehir daha bi iz bulunmazdı. Birkaç yol tarifi ile metroyu sonrasında otogarı buldum. Köyüme geri dönmek kolay olur gibi geliyordu, kesin araç bulurum diye düşünüyordum ama şansıma boş firma yoktu. Aslında Konya istikametine giden herhangi bir otobüse binip 3 veya 3 buçuk saat sonra yol kenarında, köyümde inip hemen evime girebilirdim. Tabi bu benim kafamdaki plandı sadece 🙂 Saat gece yarısına vardığı sırada muhabbetli bir şoför ve muavini aldılar yanına beni, muavin kendi koltuğunu paylaştı ve evime vardım. Güzel  ama yorucu bir gündü, sırtımda ganimetler eve vardım ve sobamı yakamadan soğuktan yorgana sığındım.

gün boyu şifalı muhabbetiyle destek olan dosta da buradan ayrıca teşekkür ederim :)

Bunları da Sevebilirsin :)

YORUMSUZ BIRAKMA ^^

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.