Memleketten uzaklarda iken başlayan EXPO 2016 fuarı ilgimi çekmiş ve o muhteşem açılışta orada olmayı dilemiştim. Fakat bunun pek imkanı yoktu. Memlekete döner dönmez yapmak dilediğim işlerin başında orayı ziyaret etmek ve doyasıya bahçeleri dolaşmak vardı. Hayalim daha büyük ve neredeyse tamamen farklı ülkelerin bahçe kültürleriyle dolu bir alandı: Binlence farklı çiçek, bahçe, insan, koku, renk ve tebessüm idi beklediğim: Yine büyük hayaller kurmuşum ve bu açıdan hüsrana uğradığımı söylersem hata etmiş sayılmam.

ayrac

Evet 56 farklı ülke bahçesi ve birçok ülkemizden farklı ilçe bahçeleri ve üniversite bahçeleri ile dolu olan EXPO, maalesef tam bir ticaret merkezi rolünde: 56 farklı ülkenin bahçeleri yerine, o ülkelerden insanları ve onların satmaya çalıştığı hediyelik eşyaları görmek üzücü. Elbette bahçe kültürlerini sergilemekte olan ülkeler de mevcuttu ama bendeniz tamamının böyle olacağını umut etmiştim. Ülke bahçeleri açısından gerçekten farkını gösterebilenler oldukça nadirdi. Mesela Nepal bahçesinde bir havuzun ortasında bir tapınak örneği vardı, evet yine bahçe var sayılmazdı ama farklıydı en azından. Kore, Çin ve Japon bahçeleri de kendi kültürlerini sergileyebilecek kadar hoş bahçelere sahipti. Bunların yanı sıra en azından kendi ev yapılarını barındıran Sudan gibi bahçeler de mevcuttu. Fakat yine maalesef onlarında en büyük varlığı ticaret yapmak üzere idi. Özellikle hayal kırıklığına uğradığım bayraklardan birisi de Hindistan oldu. Elimizdeki haritadan tek tek etrafı gezer ve yeni yerler ararken gözümü Hindistan’dan ayıramıyordum. Çabuk sıkılan bir kuzen ile geziyor olduğum için onu kırmadan kendi dilediğim noktalara da ulaşmak zor oldu. Hindistan bahçesine bahçe demek yerine dükkanlar topluluğu demek daha iyi olur. Altı Hintli ve aynıları buralarda da bolca satılan hediyelik eşyalar haricinde en azından birkaç Hint atıştırmalığı tatma şansı bulabildik.

ayrac

Gençten bir kuzen olunca yanınızda, biraz heyecanlı olmalı geziniz yoksa onun dili sizi boğmaya başlayacaktır. Onun isteği üzerine hayli pahalı da olsa iki kişilik bir elektrikli bisiklet kiraladık. O arkada harita kontrol memuru oldu bendeniz ise sürücü. İlk başta uğradığımız ülke bahçeleri ve sadece evlerden ibaret olan yerel bahçelerin ardından büyük bir tebessüm sebebi olan EXPO Serasına; yağmur ormanları ve orkide bahçesine girdik. Kuzen pek sevmese de içeri girer girmez teneffüs ettiğiniz o toprak kokusu ve yeşilliğin huzuru muhteşemdi. Yer yer birbirini tekrar ediyor olsalar da yağmur ormanlarının yeşillikleri arasında dolaşmak… Kısa sürdü: Kuzen sıkılıyordu ve çıksak iyi olacaktı ama beş dakika kadarlık biraz acayip ve belki gereksiz ama hoş bir hatıra niyetine vidyo çektik: Orkideleri ve boyanmış tahtalara benzettiğim bambuları, o güzelim yeşilleri kaydettik. Belki izlemek dilersiniz diye şuracığa bırakıyorum 😉

ayrac

Çıkışın ardında yolu Türkiye Biyoçeşitlilik Parkuruna çevirdik. Kuzen burayı görmeyi çok istiyordu ama meğer minecraftvari (bir oyun ismi) maceralı, atlamalı zıplamalı bir yer zannettiği içinmiş. İçeri girdiğimizde ne kadar büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını anlatamam 🙂 Ama yine aynı muazzam toprak kokusu ve büyük bir serinlik karşıladı içeride bizi. Burada ise ülkemizin yaylalarında yetişen, yüksek yerlerin soğuk seven bitki ve çiçekleri vardı. Aslında pek yabancı gelmeyen güzelliklerdi bunlar bize: Zaten oralardan gelmeydik, dünyaya gözümüzü açışımız onlarlaydı. Keloğlanın dediği gibi, biz bu fakir fukara çiçekleri içinde büyüdük ama fazla büyüyemeden şehrin betonlarına teslim olduk ailelerimizle (yine konudan saptık, gidiyoruz maşallah). Parkurda eğlenceli bazı taşlar vardı, anlatmak yerine yine bir vidyo kaydetmeyi tercih ettim ve şuracığa bırakıyorum onu da 🙂

ayrac

Anlatmaya değer bulduğum (gezebildiklerim arasından) bir diğer yer ise THY Çocuk Bilim ve Teknoloji Merkezi; kuzenin seveceğini zannederek heyecanla girdiğimiz yer. Fakat fazla sıkılgan bir kuzenim olduğunu söylemiştim sanırım ve eğer yukarıdaki iki videoyu izlediyseniz anlamışsınızdır birazcık da olsa. Onun yaşları için olsa da oradaki her şey, ondan daha çok bendeniz heyecanlı: Sanırım bu içimdeki çocuk davasını halen içine hapsetmeyenlerdenim; o hep benimle zaten. Kumdan oynanabilen harita, küreler, göz yanılsamaları, papağan, yaşlandırma bilgisayarı, sanal gerçeklik gösterisi (benim için oldukça muazzam, kuzen için hayli sıkıcı bir deneyimdi) ve aralarında en güzel olan bilmemne uzay gösterisi (uzanarak 360 derecelik bir gökyüzü filmi izliyorsunuz; başlamadan önce yıldızlar üstünüze yağıyor gibiydi ve kendimi rüyada hissettim, sonrasındaki film kısmı cidden cahilliğimin resmi oldular) idi. Kuzen yine çok sıkıldı ve erken çıktık.

En can sıkıcı olaylardan birisi ise kiraladığımız bisikletin azcık çizilmesi ve bunun için bizden havai bir ceza istenmesi, bunu ödemek zorunda bırakılmamız. Gün bitmemesine rağmen hayli canımızı sıkan bir durum oldu ve moral kalmadı. Kendimizi bi şekilde kandırıp eğlenmeye devam etmeye çalışsak da fazla başarabildiğimiz söylenemez. En azından Turkcell Kulesi adındaki koca yere çıkacak mecali bulduk kendimizde. EXPO alanını tamamen ayaklarınız altına seriyor kule ve çıkmadan gitmek olmazmış gerçekten.

ayrac

EXPO 2016 Antalya, bir seferde tatmin olabileceğiniz bir yer değil. Hele de tekrar ulaşmak o kadar zor değilken (bir saatlik otobüs yolculuğunu saymazsak). Kendi ailem ile önümüzdeki günlerde tekrar gideceğim kesin. Hatta ayın 28inde idi sanırım: Zaz konseri var ve orada olmak için her şeyi yapmaya razıyım. Belki sonra bir kez daha yazarım size EXPO’yu. Yazmalıyım çünkü tamamen gezmiş sayılmam 🙂

Yaz ve tatil: umarım yazın sonunda keşkeleriniz olmaz ve her şeyin tadını imkanlarınız dairesinde çıkarabilmiş olursunuz (paranın canı cehenneme, yaşasın muhabbet ve huzur!).

Bunları da Sevebilirsin :)

YORUMSUZ BIRAKMA ^^