Acemi bir heyecanla tiyatro hayallerinde gezinirken oynayabilmeyi düşlediğim iki oyundan birisiydi Bir Delinin Hatıra Defteri. Diğeri ise belki merak edersin (!) diye söylemeden geçmeyeyim: Turgut Özakman’ın kaleminden Duvarların Ötesi oyunudur hatta oyundaki kolsuz karakterdir canlandırmak dilediğim.

2017 yılının ikinci yarısı neredeyse tiyatrosuz geçti. Sana abes gelecek belki ama temiz havasız kalmak ile eşdeğer bir yoksunluk bu karga için. 2018 yılına girerken kendime verdiğim büyük bir sözün yardımı ile artık her hafta bir oyun seyretme çabasında olacağım. Ama bu şehirde yaşayanlar için kolay görünse de, il merkezine uzak bir köy yerinde öğretmenlik yapan karganız için hayli zor olacak. Bu bir hedef ve başarıp başaramayacağımı hep birlikte göreceğiz (sahi, bir topluluk olacak kadar var mıyız?)

Erdal Beşikçioğlu, oyunculuğuna şapka çıkarılacak bir değer ve orucumu onun sahnesinde bozmak büyük bir zevkti. Araya giren zamandan ötürü fazla güzel cümleler yazamayabilir ve kısır kalabilirim fakat en zarif ve kısa haliyle ifade etmek gerekirse muazzam bir deneyimdi.

Tek kişilik dev bir oyundu ve sahnede devleşen sanatçıyı seyretmek büyük keyif veriyordu. Oyunu daha önceleri farklı dekorlarda hayal etsem de hiç böylesine düşünemediğimi itiraf edeyim: Sahnenin ortasına ufak bir vinç(!) koymak ve bütün oyunu bu vince bağlı kalarak oynamak, bunu oyuna yedirmek ve asla bu neden burada gibisinden sorulara mahal verdirmemek, bir nevi kendine bağlamak sorgusuzca…

Oyunu, seyirciden ve mekandan bağımsız izledim, bi nevi transtaydım oyun boyunca. Oyun sonrasında adetim gereği oyuncuyu saatlerce bekleyip, saygıyla selamlayıp ayrılırdım tiyatrodan ama büyü bozulsun istemedim bu sefer: İvanoviç’e seslenmeden uzaklaştım.

Bu arada, söylemeden edemeyeceğim: Tatbikat Sahnesi yani oyunu sahneleyen ekip çok güzel tişörtler de satıyordu fakat nakit para ile çalıştıkları için alamadım. Aklım bir miktar da o tişörtlerde kaldı. Bir daha nerede görüp alabileceksem sanki :/

Bunları da Sevebilirsin :)

YORUMSUZ BIRAKMA ^^