– Öncelikle söyleşi teklifini kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.
Söyleşi yazarlarca çoğunlukla hemen kabul edilen bir türdür. Asıl teşekkürü fanzine omuz ve ürün verenler hak ediyor. Ben de onlara teşekkür ederim.
– Öykü Gazetesinden başlayalım dilerseniz. Bu gazeteyi okurlar çok sevdi. Ve öğrendiğimize göre her geçen gün okur sayısı artıyor. Böyle bir gazete çıkarma fikri nasıl oluştu?
Birkaç kez “öykü dergileri” konulu panelde Faruk Duman’la beraberdik. Sarnıç ve Askıda Öykü devam ediyordu. Önce o kepengi indirdiğini duyurdu, sonra biz. Birbirimizi bir süre teselli ettik. Ama siz de bilirsiniz, tesellinin tesiri uzun sürmüyor konu kapanan bir dergi/fanzin olunca. O zamanlar yeni bir yayının temelli bir teselli olacağına karar verdik. Ve yavaş yavaş başladık. Boyutu, yapısı, tasarımı, içeriği derken başlamış olduk. Öykü Gazetesi ilk günden beri sevildi, okurunda değer buldu. Dördüncü sayıyla beraber Can Yayınları çatısı altında devam ediyoruz. Dostlarımız her sayıda artıyor. Bu muazzam bir duygu. Sağ olsunlar.
– Ercan y Yılmaz’ın fanzinlerin içinden geldiğini ve birçok fanzine de katkıda bulunduğunu biliyoruz. Oğlan Bizim Kız Bizim, Beri Gel Oğlan Beri Gel ve Askıda Öykü bu fanzinlerden bazıları. Fanzinlerin içeriğinden çok isimleri ilk olarak dikkati çekiyor. İsminden başlayarak fanzinlerin içeriğine yönelelim isterseniz. Bu fanzinlerin isimlerinin bir öyküsü var mı?
Evet, fanzin kasıntı alanı olmamalı, diye düşündüğüm için isimleri belirlerken oldukça rahat davrandım. O kadar rahatmışım ki biraz oyun havasına bulaşmış. Fanzinler bana göre en önemli süreli yayınlardır. Edebiyatın gerçek okurlarıdır, bir fanzincinin elinde kötü bir kitap göremezsiniz, çok satana kapılmaz, reklamla tavlanmaz fanzin okuru, onun için fanzinleri önemli buluyorum. Bana daha sıcak geliyor. OBKB ve BGOBG isimlerini ayrıntılı düşündüm diyemem. Bir anda ortaya çıktılar. Askıda Öykü ismi de öyle oldu.
– Fanzinlerin içeriğinde farklı türlerde eserlerini yayınlayan birçok değerli isimleri gördük. Emek verenler olarak siz de çok acısını/tatlısını tattınız. Kollektif şuurla çıkardığınız fanzinlerin daha sonrasında çıkarmış olduğunuz Öykü Gazetesi’ne etkisi nasıl oldu?
OBKB fanzin sloganımız “fanzinde yazmadan ölme” idi. Bir de şöyle bir algı vardı ortamda, fanzin eşittir “amatör”. Fanzin eşittir yayın mecrası bulamayanları yeri. Ya da sırf kendi ürünlerimiz için fanzin… İyi yazar yazı, iyi şair şiir vermez gibi gibi gibi. Bu fanzin yayıncısı olarak beni incitiyordu. Herkesin fanzinde yazabileceğini, bunun iki tarafa da güzellik katacağına emindim. Böyle bir şevkle ürün topladım. Sağ olsunlar kırmadılar ve böyle bir külliyat ortaya çıktı. Faruk Duman’ın da Sarnıç tecrübesi ortada. Bu yayınların bize yayıncılık anlamında, dost anlamında katkısı tartışılmaz. Gazeteye başlarken bu birikime ve dostlarımıza güvendik. Beraber yol almak gibisi yok.
– Edebiyattaki süreciniz hem süreli yayınlar olsun hem de eserleriniz açısından olsun öykü türüne doğru bir yönelişi ifade ediyor desek yanlış olur mu? Buna dayanağım elbette en son karar kaldığınız ve hâlihazırda Faruk Duman’la beraber çizimlerine kadar tüm işlerini beraber omuzladığınız Öykü Gazetesi. Neden sadece öykü?
Yürüyen Siyah’tan sonra şiir, On Üç Sıfır Sıfır yayınlandıktan sonra da hiç öykü yazmadım. Yeni roman bu hafta geldi. Bu ikinci roman. Sonraki kitap roman olacak. Bakalım nereye akacağız. Gazetede sadece öykü meselesine gelince… Bu sıklıkla soruluyor bize. Biz de aynı cevabı veriyoruz. Öykünün gazetesi olmayı istedik. Deneme, inceleme, söyleşi, tanıtım… hemen hemen tüm dergilerde var. Onların varlığını önemsiyoruz. Bu türler de güzel işler güzel dosyalar yapıyorlar. Bize de sadece öykü yayınlamanın güzelliği kalıyor.
– Ercan y Yılmaz’ın şiire bakışını da merak ediyorum. Şiir öykünün dokunamadığı ince yerlere (bireysel veya toplumsal olabilir) şiir dilini kullanarak temas ediyor. Yürüyen Siyah eserinizin şu anlık tek şiir kitabınız ve bu eserinizi 2012 yılında Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü ‘Jüri Özel Ödülü’ne değer görüldü. Bir öz eleştiri olarak kitabınızdaki şiirleri bu ‘ince yerlere’ temas ettiğini düşünüyor musunuz?
Yukarıda da belirttiğim gibi Yürüyen Siyah tek şiir kitabım ve sonrasında şiir yazmadım. İnce yerlere temas edebilmiş miyim? Ne zor soruymuş bu… Umarım edebilmişimdir. Cevabını okuru vermesi gerekir sanırım.
– Yeni romanınız O Öyle Olmadı (Sel, Nisan 2017) nasıl bir süreçte yazıldı?
O Öyle Olmadı romanını yazmaya 2004’te Kars’ta üniversite öğrencisiyken başladım. Birçok kez yeniden yazdım. Ancak yayınlandı. Bu, 13 sene boyunca bu romanla uğraştım anlamına gelmiyor. Bu arada başka kitaplar, dergiler, fanzinlerle de uğraştım. Bu bekledi. Her uzun arada romana geri döndüğümde içime sinmediği gördüm ve romanı tekrar yazdım. Böyle böyle sürdü ve başladığım günden 13 yıl sonra yayınlandı. Şimdi söz sırası okurdadır. Teşekkürler.

meczup fanzin üçüncü sayısında yer alan söyleşinin soruları Zeki ALTIN tarafından sorulmuştur. bu söyleşiyi bu blogda okuyorsunuz çünkü blogun sahibi, fanzinin de sorumlusudur 🙂

KARGANIN SESİ MEKTUP OLUP SANA GELSİN İSTER MİSİN? :)

Bunları da Sevebilirsin :)

YORUMSUZ BIRAKMA ^^

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.