meczup fanzin dördüncü sayısında yer alan yazı Neslihan ERMAHİŞ‘e aittir.

– Nasılsın?
– Kalabalık.
… Yıllarca bunun ne demek olduğunu düşündüm biliyor musun? Bunun, yani tedirgin olduğumuz ne varsa, ondan kaçmak uğruna giydiğimiz tavırların. Bundan ziyadesiyle kaçıyorum bende. Titizlikle işlenmiş oymalar var beynimin içinde anlıyor musun? Yaratılıştan sonra ince ince oyulduğum izlerim.
– Her şey yolunda mı?
– Panayır gibi.
… Hayallerimin ulaştığı yer, duygularımı uyuşturmuş gibi görünse de, bir ressam kadar renkli giyinebirilim. Tahayyül et, janjanlı bir gömlek altında, yolları süpüren bir etek kadar tedirginim.
– Hiç değişmemişsin.
– Muhakkak fakat ayrıntılarım renklendi diyebilirim…
… Beşeriyetimden kaçtığım hücrenin adıdır sessizlik. Lüzumsuz inceliklerden, önemli ayrıntılardan, ihtişamlı ve göz alıcı yapaylıktan ayaklarım yanar gibi kaçmam bundan olsa gerek. Kırgınlıklarım batıyor insanlığıma. Güvendiğim dağlardan oluk oluk nankörlük akıyor.
– Birilerini sev, sevgisiz yaşanmıyor.
– Boğulanlar için oksijen tüpü ve bir adet de deniz simidini reçeteme yazmış gibisin.
… Avuçlarımın gevezeleğinden, başımı ellerimin arasına almaya çekindim. Bir süre soğumak için bekletildim. Soğurum derken içimden rengimi verdim. Rengim, kiminin sırrı oldu kiminin tutkusu. İçim içime sığmadı, bazen taştım. Ömrünün son adımlarını atan yaşlı bir nine kadar birikti unuttuklarım. Ağır aksak yarım yamalak kuruntularım. Biliyor musun? Anlar gibi gözlerini kısman, beni anlamaya yetmeyecek ve ben yıllar sonra şimdinin türkülerine iç çekip “ah eskiden” diyeceğe benziyorum.
– Nerdesin, belki gelirim.
– Durduk yerdeyim. Belki gelirsin…

KARGANIN SESİ MEKTUP OLUP SANA GELSİN İSTER MİSİN? :)

Bunları da Sevebilirsin :)

YORUMSUZ BIRAKMA ^^

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.