Son üç haftadır kendime verdiğim sözü tutuyor ve her hafta bir tiyatro izliyorum. Bu hafta yine Antalya Devlet Tiyatrosundaydım ve Deli Dumrul’u izledim. Karşılaştığım birkaç sıkıntı yüzünden hayli yorgun düşsem de salonda yine oyunu beklerken oldukça heyecanlıydım. Bu sefer yazıda sadece tiyatrodan bahsetmek istediğim için Antalya’da neler olup bittiğini bir başka yazıda anlattım, okumak dilersen buradan buyur lütfen 🙂

oyun öncesi kulak misafirliği

Oyundan iki saat kadar önce tiyatro binasında, kafede oturuyordum. Yan masada İbiş’in Rüyası oyunundan tanıdığım oyuncular ve birkaç görmediğim oyuncu daha vardı ve muhabbetleri onları oldukça eğlendiriyor gibiydi. Belki ahlaksızlık gibi görünebilir ama istemsizce yan masaya kulak misafiri olmak zorunda kaldım: Eğleniyorlardı, muhabbetleri bir zamanlar amatör heyecanlarla birlikte çabaladığımız sahne arkadaşlarımı hatırlattı. Muhabbet ilerledikçe söylenen bazı sözlerin sonuçlarından ötürü oyunu izlerken rahatsızlık duymaya başladım: ben adamları döverken seyirci gülüyor, biraz daha oynayalım o kısmı… Oyun her zaman ilk halinde kalmaz ve oynadıkça seyirciden aldığın dönütler ile daha da şenlendirirsin oyunu, böylelikle oyun gelişir, yerinde saymaz. Ama… Aması şu; …

oyunun yarattığı paralel evrenden dünyamıza geri ışınlandıktan sonrasına ait sözler*

Oyun müzikleriyle, dekorda akılcı sadeliğiyle, ışıklarıyla güzeldi, yaratıcıydı. Başlangıçta kaosa benzer toplu bir destan anlatımı yer alıyordu, Deli Dumrul’un öyküsü yer yer ağır, yer yer hareketli bir müzikalle tasvir ediliyordu. Kaos gibi ama içine çeken bir anlatımdı yani hızlı ve dinamik başladı oyun, uzun süre de öyle gitti, aslında hep öyleydi. Fakat birkaç yerde öylesine rahatsız oldum ki: oyundan kopan oyuncularla ve abartılı uzunlukta amacı sadece biraz daha gülsünler olan dövüş sahneleriyle karşılaştım. Oyun öncesinde şahit olduğum konuşmaların tezahürü idi bunlar: Oyun tamamiyle bir komedi oyunu değildi ve ikinci yarısı dram denilebilecek kadar güzeldi. Çok olmamak kaydıyla günümüz insanına, idarecilerine hatta siyasetçilere bile çuvaldız batırıldı neredeyse her devlet tiyatrosunda olduğu gibi.

Azrail ile Dumrul’un can arayışı oldukça güzel anlatılmış fakat bir yerde Azrail öylesine aşağılanmış ki, sadece insanlar biraz daha güler diyerek Deli Dumrul’un babasının dört eşiyle oynaşır, sulanır, cilveleşir hâle sokmuşlar. Belki çoğu izleyici tiyatrodan sadece güldürü bekliyor ama bunun içinde oyunun makyajı çok ağır yapılır mı? Hayal kırıklığına uğradım desem yeridir (Oyun aslını okuyan birisi olarak söylüyorum bunları, aslında olmayan şeyleri sadece komiklik adına eklemek bi yere kadar evet ama çok olmamış mı sayın bu yazıyı asla okumayacak olan oyuncu büyüklerim ve sevgili yönetmenim?).

her şeye rağmen

Zevkli, hızlı, kırıcı ve güzeldi. Keşke amacı seyirci çekmek, güldürmek değil, tiyatro olan oyunlar da izleyebilirim. Antalya’da yeniyim, öncesinde elbet olmuştur böyle oyunlar. Çünkü yaşadığım yerlerde hep övülen bir DT idi Antalya. Haddimi aşmadan oyun ekibine teşekkür eder, saygılarımı sunarım. İzleyin kesinlikle yolunuz düşerse 🙂


*20.01.2018 SAAT 20.00 gösterimi

Bunları da Sevebilirsin :)

1 Comment

  1. GANİMETİ BOL ANTALYA YORGUNLUĞU | Adamkarga'nın Yeri

    21 Ocak 2018 at 15:51

    […] Antalya Devlet Tiyatrosunun Deli Dumrul adlı oyunu izlemekti ve oyun hakkındaki görüşlerimi bu yazıdan okuyabilirsiniz […]

YORUMSUZ BIRAKMA ^^

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.