Bir soma tatili hoş olurdu doğrusu. Hoş olurdu olmasına fakat doğru olur muydu acaba? Bu konuda karganın değer yargıları biraz tedirgin kaldı diyebilirim: yani şu fani dünyadan soyutlanmak için kimyasal bir madde kullanmak!! Yo, hayır! Hayallere ulaşabilmek için hatta huzur denilen tanımsız şey için somaya ihtiyacım yok benim!

– Gak! diyerek mevzuya lüzumsuz dalışlar yapmakta üstüme yoktur efenim: biraz ayıp oldu gibi oldu sanırım. Ciddiyet lütfen sayın Adamkarga Beyefendi! (Bey mi efendi? Hadi canım sende!)

Bu seferki yolculuğumuz Aldous Huxley Beyamcanın yazdığı Cesur Yeni Dünya isimli kitaba olacaktır. Cesur yeni dünya: hemde ne cesur bir yeni dünya; anneliğin komedi unsuru, babalığın küfürden de beter hakaret olduğu, hani şu düşmana savaşta bile söylenmez denen cinsten bir kelime olduğu bir dünya burası. İnsanların belli programlar çerçevesinde şartlandırılarak fabrika tarzı yerlerde, tüpler içinde doğurulup, büyütüldüğü bir dünya.
cesur yeni dünya aldous huxley
Kitap öcüdür, dokunma sakın.. doğa, çiçek, yaprak mı o, aman bu büyük bir felaket demektir.. sevgi, aşk: onlarda ne imiş, hemen bir soma al ve kurtul bu safsatalardan. Sen hizmet için doğdun evladım, sen ise yöneteceksin insanları, sen çok çalışıp yeni icatlar yapacak, sense bunları durdukları vakit döveceksin, tamam mı? Çalışmak, durmaksızın çalışmak mutluluk getirir. Mutsuzluk diye bi şey yoktur, düşünme bile sakın onu, al bir soma ve keyfine bak. Hoş geldiniz sayın misafirler, hepiniz hoş geldiniz Cesur Yeni Dünyamıza: buraya giriş var lakin çıkış gökyüzüne bir duman olarak gerçekleşebilir ancak!
cesur yeni dünya aldous huxley

Herkesin sorgulamadan mutlu olduğu (şartlandırılmaları gereği olan zorunlu ama zorunlu olduğunun farkına varılamayn bir mutluluktan bahsediyoruz) bir dünyada, arayış içinde olan insancıklarımız var: bir alfa artı psikolog olan Bernard ve terkedilmiş vahşi dünyadan John yolculuğumuzun baş kahramanları. Adını anmadan geçemeyeceğimiz iki insancığımız daha var: gerçek şiiri arayan ve gerçek bir dost olan Helmhot ile onca şartlanmaya rağmen adının aşk olduğunu bilmediği bir duygu ile yıpranan, hikâyenin aşkın tarifi için yarattığı Lenina; aşkın adı Lenina bu yolculukta.

cesur yeni dünyamız

Şartlandırma denilen gürünmez ve kuş tüyü kadar hafif zincirlere bağlı olan insanlar her şeye rağmen özgürlüğü, aşkı ve dahi şiiri tadabilecekler mi? Bu mümkün olabilir mi? Ah Lenina, kır zincirlerini: çık içinde bulunduğun çemberden, açabilsen ah şu gözlerini!

KİTAPTAN AŞIRMALAR

– Soma, sonsuz huzur tatili getirir. Al bir soma ve unut dünyayı, tatilin tadını çıkar.
– Sentetik müzik ile kendiden geç ve istediğin her kadınla beraber ol, bunun için söylemen yeter. Ve filmleri de unutma: hissedilebilen filmleri, şehveti, yün postu, öpücüğü…
– Oturup kitap okursanız, fazla bir şey tüketemezsiniz.
– Eğer farklı olursan, yanlızlığa mahkum olursun. Herkes gibi ol!
a_brave_new_world_the_morning_after
– Yolculuğun büyüsünü artıran ise Shakespeare oldu ve onsuz olmazdı. Onun şu dizeleri kitaba can katan şey idi:
Bu kadar bunca yakışıklı varlık varıp gelmiş buraya
Ne güzel şeymiş meğer insanlık
Böyle dünyaları olan
Yaşasın bu yaman, bu cesur yeni dünya.

* ilk çizim Claudia Stocker'e aittir. ikinci çizimin kaynağı için şuraya tıklayabilirsiniz ve üçüncü çizim içinse şuraya. dördüncü çizim ve kapak çalışması ise SparkNotes'e aittir. son çizim ise Luuds kardeşe aittir.

KARGANIN SESİ MEKTUP OLUP SANA GELSİN İSTER MİSİN? :)

Bunları da Sevebilirsin :)

2 Yorum Mevcut

  1. Crappy Crab

    21 Mart 2016 at 00:23

    Gayet güzel anlatmışsınız. Ben de oldukça çok severim bu romanı. 🙂

    1. ADAMKARGA

      23 Mart 2016 at 21:28

      Tekrar buralarda olmanız mutluluk verici efenim 🙂 Teşekkür ederim ve bu arada Kırmızı Saçlı Kadını’ı anlatmakta halen üşenmekteyim: umarım bu hafta içinde defterden buralara aktarmayı başarabileceğim.

YORUMSUZ BIRAKMA ^^

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.