Girizgâh: Okuyacağınız bu muhabbet, görünen kelimelerden çok daha fazlasını ifade etmektedir karganız için (Vokaliz’i veya onlara olan sevgimi anlatmaya gerek duymuyorum tekrardan; bu blogun her yerinde izleri mevcut zaten.). Cengiz Ünal Bey’e her bir kelimesi için, bu koskoca muhabbet için çokça teşekkür ederim. Bu arada, buraya tıklayarak onun blog sayfasına ulaşabilirsiniz. Haydi başlayalım 🙂

Sorucuk bir: Sorudan öte hâli arz etmektir ilk sözüm: okuduğum her kitabın içinde bi yerlerde hiç kapanmayan bir müzik kutusunda akıyordu durmaksızın sesleriniz. Hikâyelerin kahramanları sanki müziğiniz ile bir bütündü zihnimde: müzik hafifleştikçe kahramanı hüzün bulutu sarmalardı veya duygusal bi sahne yaşanırdı o an, ardından muhabbet bağına girerdi sesleriniz ve mutlu kelebekler uçardı hikâyede.. Normal bi vakit dinlerken sizi, kitaplar ve kahramanları canlanırdı ansızın.. Neyse: durmaz bi türlü çenem başladı mı gak!lamaya: affınıza sığınarak sadede geliyorum. Böylesi bir büyü nasıl meydana geldi: asayı elinde tutanlar; sizler hangi rüya ile buluştunuz?

Cevapcık bir: Öncelikle bu bir hayalden de çok bir aşk hali. Senin kafanın içindeki kahramanların aynısı bizim de kafamızın içindeydi, biz sadece bu kahramanları insanlara nasıl anlatırız bunun formülünü bulduk o kadar. Başarı için sadece hayal kurmak yeterli olsaydı ben aslında astronot olmak istiyordum küçükken. Hayallerine ulaşacak kadar sabır, sadece sevdiğin bir işi yaparken oluşuyor. Sanırım astronot veya gökyüzü bilimciliği için yeterli sabrım yoktu 🙂 Ben üniversite yollarındaki direklerin hangi sesi çıkardığını merak edip o direklerle yıllar sonra Vokaliz grubunda beraber olacağım arkadaşım Tolga Gülen ile tınlamak için bir direk ve iki bariton için eserler yazıyordum. Pek normal değil ama hayalden ötesini anlatmak için uygun bir anekdottur. Yani bu biraz aşk hali anlican 🙂 Bir de meraklanmak ve tutkulu bir insan olmakla ilgili bence. Vokaliz grubunun bütün üyeleri tutkulu, meraklı bir parça kaçık hem de kendi alanlarında uzman insanlardı. Bu da Vokaliz grubunu enteresan ve kopyalanamaz bir niteliğe oturtmuştu.

ayrac

Sorucuk iki: Belki de bu kargayı en fazla etkileyen şey seçtiğiniz parçalardır: büyü ancak böylesi eserlerle tamamlanabilirdi ve Tanrı ancak böylesi bir büyüye göz yumabilirdi sadece. İkinci Bahar, Zor Dostum Zor, Muhabbet Bağı, Yalnızım Dostlarım, Selvi Boylum.. Eserleri seçerken fonda hangi müzik çalıyordu? Seçimlerinizi etkileyen şeyler nelerdi?

Yanıtcık iki: Her tür ve alanda akapella eserler vermek istedik çeşitliliğin sebebi bu. Çok enteresan bir nedeni yok. Sadece akapellayı mümkün olduğu kadar çeşitlemek ve mümkün olduğu kadar çok dinleyiciye ulaştırmaktı amacımız.

ayrac

Sorucuk üç: Belki de haddim değil lakin sormak diliyorum: nerelerdeydiniz bunca zamandır? Daha üçüncü dileğimizi bile gerçekleştirmeden kayboluverdiniz ansızın. Karga halimle bakmadığım yer kalmadı: ancak konuk olurken yakalayabildik birkaç televizyon programına.. Eğer her albüm için dört yıl beklemeli isek, geçen yılın albümünü hangi kurnaz tilki aşırdı?

Le petit answere üç: Sevgili karga, ben küçükken bir şeftali ağacımız vardı Antalya’daki evimizin bahçesinde. Kendi şahsına münhasır bir şeftaliydi işte. Bir sene meyve verir iki sene tık çıkmazdı sonraları 3 sene de üst üste güzel şeftalilerini yemişliğim var ama hiçbir zaman düzenli meyve vermedi. Dili olsa da anlatsa nedendi?
Sana geçen gün dilimin ucuna gelen bir düşüncemi yazacağım. Bu da özlü sözler repertuarına girsin hadi altına imza da atayım.

Yeni fikirler, şirketler veya buluşlar, herhangi bir coğrafyada yetişen bitkilere benzerler. Bulundukları iklim koşullarının el verdiği kadar, hangi bitki olduklarına göre, çekirdeğin niteliğine bağlı olarak ve kapasiteleri kadar büyüyebilirler. Ömürleri de bu şartlara bağlıdır. Cengiz ÜNAL…

ayrac

Sorucuk dört: Hasret biter mi? Geri döneceğinize dair dedikoduyu çıkartan kişiyi armağana mı boğmalı, yoksa kaç yıl geçti aradan ayrı gayrı diye diye türküler yakmaya devam mı edeceğiz?

4: Evet grup çekirdekten (Cengiz Ünal ve Tolga Gülen) tekrar filizlenecek. Birkaç yıl içinde tekrar dinleyenlerimizin karşısında olmak istiyoruz. Çekirdek artık çok zorlu koşullara aşılandı ve hastalıkların ilacı dna’larımızda kodlu. Meyveleri ben de merak ediyorum ama hayal edebiliyorum. Sizleri yeni kahramanlarla buluşturacağız dostum.

ayrac

Sorucuk beş: Kargaları sever misiniz?

Şeş beş: Saygı duyuyorum. Herhangi bir türün fanatiği değilim. Türcü değilim. Hamam böceğini kargadan daha az veya çok sevmem. Hayatta kalma mücadelelerini taktir ediyorum. Ama 2 sene önce yüksek bir katta geniş teraslı bir evim varken (Şimdi Heybeliada’dayım martıcı olduk 🙂 Her sabah kahvaltıma misafir olan cevizimi paylaştığım bir kargam vardı. Seviyeli hayvan 🙂 )

ayrac

Hâtime: Blog sayfamızın en samimi röportajı idi ve tekrar tekrar okumaktan kendimi alamadım. Giderken Vokaliz’in bir yankısını bırakıyorum şuracığa;

Bunları da Sevebilirsin :)

2 Comments

  1. aslı yıldız

    5 Eylül 2016 at 13:19

    teşekkürler güzel yazı olmuş elinize sağlık

    1. ADAMKARGA

      11 Eylül 2016 at 20:08

      biz teşekkür ederiz efendim ziyaretiniz için ^^

YORUMSUZ BIRAKMA ^^