Kahvaltı Sonrası Yazıları!

Category archive

SİNEGAK!

İZLENİLESİ YADA DEĞİL, BUNUN KARARINI ELBET BİZ VEREMEYİZ SİZLER ADINA LAKİN KENDİ DÜŞÜNCELERİMİZİ DE Mİ SÖYLEMİYELİM!

SARMAŞIK İÇİN ÜÇ SORUCUK

YER: SİNEGAK! YAZAN:
sarmasik filmi

İlk kez fragmanını gördüğüm vakit o kadar ilgimi çekmişti ki vesile olanlara birkaç soru sorabilmek diledim. Lakin hoş karşılıklarına rağmen geri dönüt gelemedi sorularıma: olsun, verdikleri söz sonrası beklemenin heyecanı bile güzeldi. Evet, evet hayli heyecanlı bi karga olduğum doğrudur 🙂 Bugün tekrar karşıma çıkınca fragman geçmişi biraz kurcalayıp sorduğum soruları hatırlamak diledim. Ardından, illa cevaplanmış olmasına ne gerek var, bi röportajımızda cevapsız kalmış olsa sanki bu dünyanın sonu değil ve neden paylaşmıyorum her şeye rağmen? Sorular bile belki filmi sevmenize yada ilginizi çekmesine neden olabilir diye hayal ediverdim ve paylaşayım dedim:  ama ilk önce filmin fragmanını izleyelim, değil mi?

Film hakkında ise bilgi sahibi olmak dilerseniz hem internet sitesini ziyaret edebilir hemde şu kısmı okumakla yetinebilirsiniz:

Sarmaşık gemisi yük aldıktan sonra tahliye limanı olan Angola’ya gidecektir. Sefer devam ederken geminin armatörü iflas eder ve ortadan kaybolur.Gemi Mısır’a geldiğinde armatörün liman parasını ödemediği anlaşılır, geminin üstünde haciz vardır. Liman yetkilileri gemiyi kimsenin uğramadığı demirleme alanına çekerler. Mürettebattan gemiyi olası tehlikelere karşı hareket ettirebilecek sayıda kişinin kalması gerektiğini belirtirler.Beybaba diye hitap edilen geminin kaptanı, makineden Kürt, mutfaktan kamarot Nadir, gemicilerden Alper ve Cenk, usta gemici olarak da İsmail gemide kalır.Hepsinin kalmayı seçişindeki hikaye başkadır. Sarmaşık bu altı adamın yiyecek ve içecek kıtlığıyla gemide getirdiği 120 günün hikayesidir.

Bunlar benim sözlerim değil; filmin sinopsisi. Benim düşüncelerim cevapsız kalan üç sorucuk içinde gizli 🙂 İşte o üç sorucuk:

SARMAŞIK İÇİN ÜÇ SORUCUK

– Filmin konusu zaten belirttiğiniz üzere ortada lakin böylesi bir konu nasıl bu kadar ilginç ve esrarengiz bi hâl aldı?

– Film hakkında elimizde olan bir diğer tebessüm ise fragmanınız.. Fragman daha da büyük sorulara sebep oluyor: karakterleri gizemli yapan bi duygu var ortada; sanki hepsini bir araya getiren ve karşımıza sunan başka bir ortak neden var.. Bu çerçevede küçük de osla bi ipucu rica edebilir miyiz?

– Fragmanınız defalarca izlenince ve en fazla dikkati çeken şey sarmaşık oluyor; her yeri yavaş yavaş sarmaya başlayan imge! Neden sarmaşık ve neyi ifade etmek çabasında?

DAYANAMAM, OKURUM BEN!

YER: SİNEGAK! YAZAN:
alev deneyleri

Fark edilebileceği üzere Bollywood haricinde nasir film seyreden bi herifim, büyük korkularla başlarım diğer filmlere ama uzun bi aradan sonra yine izledikçe heyecana boğulduğum ve sonunda devamını yapacaklar mı korkusu yaşayarak aslında bi kitap serisinin uyarlaması olduğunu fark edip, devamı geleceğinin kesinliğiyle rahatladığım bi film oldu Labirent: Alev Deneyleri.

labirent-alev-deneyleri

Uzun bi giriş cümlesinin ardından şunlar söylenmeli ki ilk filmin ardından devamı konusunda şüphelendiğim ki bu benim cahilliğimden kaynaklıdır, ve umutla beklediğim bi film imiş: yani bunu izleyince fark ettim 🙂 Garip bi his: güzel filmdi; o kızcağız hain çıkmayaydı iyiydi. Yahu bu isyan denilen nasıl bi kafa yaşıyor efendim: hem onca kızın arasına bi erkek konur mu? Tamam, onca erkeğin arasına bi kız konabilir belki: paylaşamayacaklarından abla, bacı gözüyle bakmak zorunda kalabilirler ama yüzlerce bayana bi erkek korkutucu geliyor. Hem birader, senin işin gücün yok muydu da girdin o havalandırmaya ve nerden buldun o kapıyı. Tamam, kitapta böyle yazıyor olsa da bizim çocuğa anlatmak için daha güzel nedenlerin olabilirdi. Hadi kaçtınız neden onca hasta ruhlu delinin arasına kaçıyorsunuz: helal olsun iyi sıkıştı tam isabet koçum: illa birinin öleceği kesinse ilk zenciler gider kuralını çiğnediniz, helal olsun: iyi de oldu, duygusal çocuktu, sevdim keratayı. Ya filmin bi yerinden sonra fark edemez oldum, dikkatim dağılmış demek ki. Unutmadan, sen niye direk öpüyorsun arkadaş çocuğu, neyse ki sevdiği hain çıktı da sana kaldı, sevin sevin 😉 Bak sana söylüyorum bu çocukta bi cevher olduğu kesindi ve ortaya da çıkardı zaten: sağ kolu o var etmiş diyorlar 😉 Yani şu gözümde canlanan kıyak abiymişsin helal olsun lafını da sana armağan ediyorum güzel insan. Sende iyi çete lideri olurmuş ama o günler geride kaldı vesselam. Bizim kerata iyi ikna ediyor maşallah: bomba için ayrıca tebrik ediyor ve bizde planın uğruna peşine takılacağımızın sözünü veriyoruz ;)

the-maze-runner-the-maze-runner-2-maze-runner

Uzun soluklu bi anlatım oldu, evet bu filmi anlattığım paragraftı: evet evet cidden oydu 🙂 Puan falan da veresim geldi: genelde ve hatta sadece Hint filmleri için yapardım ve kriterlerim belliydi fakat bunca hangi kriterlere göre puanlama yapabilirim bilmiyorum. Ya da neyse, fazla takip etmediğin ve bir çok filmini izlemekten uzak kaldığın bi sektöre ait olan bu filmi de puanlamayıver. O kadar için de kaldıysa yaz son izlediğin Hint filmini ve puanlama zevkine eriş 😀

Efendiler, hasılı; uzun lafın kısası demek istiyorum yani: izleyin, izlettirin. Ben galiba yeni filmi beklemeyecek ve kitabını okuyacağım. Umarım kitap gibi film çekerler de tadından yenmez olur 🙂 Yada hiç okumadan filmi mi beklesem?… Yok ya, dayanamam, okurum ben.. Kargalar okumayı sever 😀

BİR BABA HİNDU | BOLLYTÜRK

YER: SİNEGAK! YAZAN:
IMG_20151122_084637

• Tatlı bir rüyanın izleri
Uzun zamandır rüyalarımı süsleyen bir proje vardı. Zamanında bu tarz  şeyler yapmaya çalışan bi ekip daha olmuş ama başarılı olamamış ve proje hiç gün yüzüne çıkmamıştı. Bahsettiğim şey; Türk ve Hint sinemasının bir araya gelmesi ve nasıl ifade etsem: yada neyse işte, varolacağı hayali bile güzel.. Bizi zaten her filminde tebessüm ettiren ve farklılıklar yaratan bir adamın böylesi bir projeye imza atıyor olması, heyecanını kat ve kat artırıyor.. Ha unutmadan; projenin sahibi Sermiyan Midyat ve ekipte Demet Akbağ da var.. O olmadan olmazdı zaten 🙂
image• Türk sineması artı Hint sineması
Aslında ikisinin de temeli aynı diye düşünmeden edemiyorum. Türk sinemasının yani Yeşilçam’ın temelinde de Hint sinemasında olduğu gibi şarkı kültürü vardı. Her iki projelerde de filmin herhangi bir yerinde beklenmedik bi anda şarkı başlar ve olaylar hızlı ilerler. İbrahim Tatlıses şarkı söylerken Hülya Avşar ile işi pişirir hatta sevdaları destansılaşır. Veya bir Sadri Alışık filminin en can alıcı sahnesidir hicaz makamından okuduğu parçalar… Örnekler artabilir ama sıkmamak adına kısa ve öz tutmak dilerim.. Velhasılı bizim film kültürümüzün temelinde de aynı şeye varken; bi Ferdi Tayfur filminde melekler dans ederken, neden Hint filmlerinde olan şarkılar ve danslar bizden uzak olsun ki.. Aramızda artık bi fark olduğu kesin: onlar geleneklerini korur ve bununla dünyaya nam salarken, bizler batılı tarza dönüp, onlara kendi tarzlarını satmaya çalışmışız..
ayrac• Filme geri dönecek olursak: BİR BABA HİNDU
Asıl konumuz Sermiyan Midyat zekası ve yeni projesi.. harbi harbi hayallerimin filmi olması ümidindeyim ve hayal kırıklığına uğramayacağıma inandıran bi ekip var ortada. Aralık ayında Hindistan çekimleri başlayacak imiş ve başrolde Hint güzeli bir ablamız da var.. Film hakkında şuan birkaç kısa haber metninden başka bişey yok ve birkaç da resim ama onlar bile birer kanıt olarak beni mutlu etmeye yetiyor. Bu film sayesinde belki Sermiyan Midyat hastası bi adam olur çıkarım  Şimdiden kendime ve sizlere filmi şiddetle tavsiye edesim var. Her bir anını takip edeceğimden emin olabilirsiniz 
ayracSermiyan Midyat adı yeter ve artar, Demet Akbağ da en alâ baharatı olur diyerek gökyüzüne kanatlanıyorum..

BANGİSTAN!

YER: HİNT KARGASI/SİNEGAK! YAZAN:

YÖNÜNÜ SEÇ BİRADER
Bi adadan bahsediyoruz, iki yakası olan bi ada: bu yakaları doğu batı olarak da ayırabilirdik lakin nedense yönetmenin kuzey ve güneye olan muhabbeti sebebi ile yönümüzü şaşırmış bulunduk. Kuzey miydi müslüman yoksa güney miydi hindu.. tam hatırlayabilmiş değilim.. Bi yanda kavgalar sararken adayı, diğer yanda müslüman lider ve hindu liderin dostuluğu tebessüm ettiriyor. E sadece dostluk timsali olanlar değil: onların karşı kutbunda yine iki kana susamış lider var. İki dini de temsil eden ikişer lider ve birer canlı bomba: şu cennetle kandırılanlarından!
ayrac
İKİ CENNETLİK CANLI BOMBA!
Yalnız iyi kandırıyorlar: insanların en iyi nasıl gazla çalışabileceğinin resmini görüyoruz: yeterli miktarda gazı yüklenen iki genç, diyet kolalarını içtikten sonra Polonya’ya, cennete kavuşmaya gidiyorlar. Hikâye işte burada başlıyor desek yeridir: ilk olarak hava alanında karşılaşıyor bizim gençler ve birbirlerine kanı kaynıyor. Neden mi: çünkü müslüman olan hindu kılığında, hindu olan ise müslüman kılığında gidiyor Polonya’ya. İkisi de kendinden sanıyor diğerini: sarmal duygular falan işte. Allahın işine bak ki yine aynı motelde hatta aralarında büyük bir çökük ile birbirine bağlı olan odalarda kalıyorlar. İkisi de bomba yapabilmek ve büyük gün geldiğinde cennete uçmak hayalinde koşuşturuyorlar.bangistan hint filmi izle
DOSTLUK VE TEBESSÜM
Dünya üzerinde her dinin ahlaki yani erdemi anlatan öğütleri ortak: tanrılar ne kadar farklı olsa da aslında varmak istedikleri nokta huzur ve mutluluk. Aslında filmimiz bize daha en başından beri bunu anlatmaya çabalıyor. İki gencimiz de birbirlerinin dinini iyice öğrendikleri vakit; ortak noktaları görmeye ve birbilerine daha da yakınlaşmaya başlıyorlar. Anlayacağınız mesaj belli bre ademler! Savaşmayın, sevişin!! (burada sevişmek kelimesi osmanlıca manasında kullanılmıştır; bilginize)
ayrac
E PEKİ FİLM?..
Kalkıp da bu gençler nereyi patlatmak derdinde, neden Polonya’ya geldiler sorularının cevabını verecek değilim. Lakin uzaklaşmadan önce, filmin sabırla izleyenler için yeterince eğlenceli olacağı müjdesine vermek dilerim. Emin olabilirsiniz ki, başrolleri tanımıyor hatta belki ilk defa görüyor olsanız bile: size bir Aamir Khan filmi heyecanı verecektir. Yani diyorum ki: uslu olursanız bu filme şirinleri bile görebilirsiniz 😉

KAYIP ARANIYOR!

YER: SİNEGAK! YAZAN:
cem yılmaz ali baba ve yedi cüceler

♦ Cem Yılmaz film çekerse ahali oraya üşüşmez mi bre ademler! Üşüşülür elbette..

Sofralarımızdan kalkıp hızla kanat çırptık sinema salonuna: büyük umutlarımız ve daha hazırolda bekleyen kahkahalarımız vardı.. Ama Ulu Manitu’nun da nasihat ettiği gibi; asla büyük beklentilerin olmayacak insan yapıtlarından. Hatamız buydu, hata bizimdi filmin değil: olmadı, arzu ettiğimizi bulamadık ama çok daha iyisini aldığımızı ancak bir gün sonra fark edebildik. Salondan çıkarken boğazımıza düğümlenen kahkahalar, hayret ve hayranlığa dönüşmeye başladı.
ayrac

Bu ilk film yazımız buralardaki bre ademler! Bu yüzden olsa gerek ki: ne diyonuz la gardaş! tepkilerinden rahatsız olacak değiliz. Ayrıca kelimeleri düzgün seçemeyişimizin bir diğer sebebi de kulağımızda çınlayan hint filmlerinden kalma şarkılardır. Her neyse; film diyorduk, Cem Yılmaz diyorduk.. Cem Yılmaz bizi hep güldürmeye alıştırmamış olsa da büyük bi komedi arzusu ile gittik salonlara. Bunun altında ülkenin içinde bulunduğu durum olsa gerekti: hüzne alıştığımız bi dönemde, tebessüm adına büyük beklentiler getirdi Ali Baba ve Yedi Cüceler.. ilk anda yaşadığımız hayal kırıklığının sebebi de bu olsa gerektir. Hasılı oldukça havai bi filmdi bizler için.. Havai derken kastımız şu ola bre ademler: bulutların üstendeydi bu film; hani şu hayallerin birer birer kaçıştığı, bizlerin kahvaltı sonrası süzüldüğümüz gökyüzü gibi bi filmdi. Olağan ve durağan bi başlangıç ile başlayacak maceraya hazırlandırıldık. Usul usul başladı serüven ve ara ara güldürüp bolca hayaller kurdurdu.
ayrac
Bi film hakkında daha fazla ne söylenir: verdiğiniz paranın fazlasına değer: ki biz karga nesli için para ancak bozuktur ve bozukluklar zor birikir.. Gidin, izleyin ama başından sonuna kahkahalar atmaya değil de “vaaay be” diyeceğiniz ve güldürdü mü tam güldüren bir filme gideceğinizi unutmayın 😉 Blogumuzun ilk yazısından bu kadar ademler! Önceki yazılar geçmişimize aittiler, okuyun onları da; yorumlarınızı eksik etmeyin: özgürce gak!layın!
ayrac

GÖĞE