Aksın zaman ve dönsün dünya durmaksızın.. Soğusun bütün çaylar ve taşsın kahveler fazla kaynayıp. Çocuklar kessin zırlamayı ve bütün babalar bıraksın sigarayı.
Yansın tüm odun sobaları ve kestaneler dizilsin üstüne. Sussun sokak köpekleri ve kediler başlasın bir nihavend miyav semaisine. Tüm ama tüm meyhanelerin kapısına mühür vurulsun, insanlar sarhoşluğu içki değil, muhabbette bulsun ve Çakıcı Mustafa Emminin sohbetinde aşka gelip, sızsınlar oturdukları şiltede. Mustafa Emmi sıvazlayınca bıyıklarını ve ardı ardına öksürünce iki kez, tüm çaylar tazelensin. Mustafa Emmi, elini ceketinin cebine atıp çıkarınca tütün tablasını, buruşsun bütün yüzler ve hep bir ağızdan yükselsin “Ah!” sesleri. “Ah ki ne ah!” desin derince bir ses tonuyla Mustafa Emmi ve yaksın cigarasını. İşte tam da bu anda kahvenin çırağı 45’lik plağı koysun haznesine ve yerleştirsin iğneyi.. Tüm cihanı kaplasın yükselen ses: “Bülbülün çilesi yanmakmış güle!”

Bunları da Sevebilirsin :)

2 Comments

  1. otopsiraporu

    8 Ocak 2016 at 22:35

    ben bi çocukluğuma gittim geldim bu ara.

    1. ADAMKARGA

      11 Ocak 2016 at 08:07

      🙂 ne mutlu mustafa emmiye o zaman

YORUMSUZ BIRAKMA ^^