..

(Hani bi bağ vardı: Baba oğluna vermişti de oğul babasına bi salkım üzümü çok görmüştü. Hatırladıysanız şunu da ekleyeyim ki; konunun bununla hiç bir ilgisi yoktur. Kahramanımız, vakt-i zamanında bu bağa uğramış, sahibini ortalarda göremeyince bi salkım üzümü “Helal ederler inşallah!” diyerek koparıp yemiştir. Tam da o sırada yaşlı adam, yalnız başına ölüm meleğini beklemekteydi: köyün imamı dahi habersizdi onun halinden: Farkına varmış olmalısın ki sayın okur; oğulun bu sırada koparılan bi salkım üzümün hırsızının peşinde olduğunu ve elinde yine baba yadigârı horozlu çifteyle dört bir yana küfürler savurduğunu zikretmeye gerek duymuyorum.)

..

Ve işte bu paragrafından aslen bi anlamı yok. Karga kargalığının peşinde sadece. Zamanın nasıl geçtiğinin ve okunmayacak yazılar yazma sevdasının hâlen esiriyim. Evet, yuvaya aktarılmayan nice yazılar defter sayfaları arasında hapsolunmuş durumda.

..

(Efendim! Öncelikle şunu kavramanız gerekiyor ki; sizin kulağınız sağır ve gözleriniz ise âmâ. Bunca sefil bi haldeyken nasıl olurda halen bir bağ peşinde koşmayı düşünürsünüz. Lütfen, çocuklarınız ve onların çocukları adına yalvarıyorum: Hırsınızdan vazgeçin. Yürümeye takatiniz yokken, yürüyenlere musallat olma çabanız nedendir. Lokman Hekim mi geçsin beklersiniz eşiğinizden. Kırın şu inadınızı: Kesin nefsinizin tüm vücudunuza bağladığı asma dallarını: Yeter!)

..

Gerçeklikten hayli uzak olduğum zamanlar öylesine büyük hayaller ve planlar kuruyorum ki: Aranıza bir adım yaklaşmayagöreyim hemen her şey yok oluveriyor ve yürümeye dahi güç bulamaz oluyorum (uçmaktan bahsetmiyorum bile!). Son zamanlarda kitap okumaya adadığım vakitler arasından onları size anlatmaya vakit bulamıyorum yada bahane. Olmuyor ve yavrusunu cami bahçesine bırakan bir ademçocuğu gibi hissediyorum kendimi.

Yorucu dünyanı uğraşı. Hani bahsetmiştim bir zamanlar; öğrencilerim var demiştim. İşte onlar bütün enerjimi alıp kaçıyorlar durmaksızın: Peşlerinden koşmaya hâl kalmıyor, daha yedinci adımda nefesim tükeniyor ve hareket edemez oluyorum. Zamane öğrencileri laf dinlemiyor sayın okuyucu, anlamıyorlar kendileri için çırpınan ailelerini ve öğreticilerini. Her neyse, konumuz bu olmamalı, zaten uzun konuşan bi yapım yoktur, bilirsiniz. Yada neden bilesin?!

..

(Kahramanımız yediği bi salkım üzümün tadını hiç unutamamış olacak ki, bir süre sonra yolunun tekrar aynı bağa düşmesini diledi. Bağ eskisine göre hayli genişlemiş hatta üzümleri daha da bi parlamıştı. Biraz daha dikkatli bakınca, bağın ortasındaki mezarı fark etti. Yanına vardığında kendisini bir genç karşıladı: Güler yüzlü ve tatlı sözlü bir delikanlı. Kahramanımız gencin cimri diye tanıttığı büyük büyük babasına bir fatiha armağan ettikten sonra, kendisine ikram edilen üzümleri yedikten sonra yoluna devam etti.)

..

Bunları da Sevebilirsin :)

3 Comments

  1. ARZUHÂL 04.25.17 | Adamkarga'nın Yeri

    25 Nisan 2017 at 09:52

    […] deneyimimi bırakıyorum izleyesin diye. Belki okursun diye bir önceki arzuhâl yazısını buraya bırakır ve […]

  2. Karga ve Kız

    27 Nisan 2017 at 20:13

    Güzel bir yazı güzel bir şarkıyla beraber olunca daha da bir keyif veriyor sanki 🙂 Böyle bir şarkıyı dinlemem vesile olduğun için teşekkürler.

    1. ADAMKARGA

      28 Nisan 2017 at 09:22

      rica ederim ve ayrıca asıl ben teşekkür ederim: uzun zamandır buralara uğrayan nadir kişilerdensiniz 🙂

YORUMSUZ BIRAKMA ^^